• 08 Şubat 2015, Pazar 19:56
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

BU TOPRAKLARDA İŞGALCİYMİŞİZ! (1)
  “Sonradan bu ülkeyi vatan edinenler, Kafkaslardan, Balkanlardan gelenler! Siz bu ülkenin sahipleri değilsiniz.  Haddinizi bileceksiniz!”
Bu densiz, bu dangalakça  sözler Ağrı Belediye Başkanı Sırrı Sakık'a ait! Eski Diyarbakır Baro Başkanı'nın Aralık sonlarında, Şirin Payzın'ın CNN Türk'teki bir programında, “Türkler bu bölgede işgalci olduklarını kabul edecekler” diye efelenmesine de şahit olduk!  Bu tür densizliklere örnek çok! 'Aman Barış Sürecine hâlel gelmesin' anlayışı bizi buralara kadar getirdi. Bakalım daha neler göreceğiz?
 'Türk Milleti bu topraklarda  işgalciymiş!”  
Hadi ordan! Türk Milleti bu toprakların asıl sahibidir. Türk Milleti olmasaydı, bu hakaretleri yapanlar gerçekten Kürt kökenli iseler; eğer başka bir etnik mensubiyetleri yoksa, şunu iyi bilmelidirler ki, bu topraklarda Kürt kimliği ile varlıklarını sürdürmeleri mümkün olamazdı. Bu topraklarda Türklük hâkim olmasaydı, ya Büyük Ermenistan'ın ya da Büyük İsrail'in hâkimiyeti altında yaşamak durumunda kalacaklarını bilmelidirler. Kim bilir belki de arzuları budur!
Hayır  abartmıyoruz. Bu meselenin arkasındaki emperyalist tezgâhı artık görmek zorundayız.  'Kürt Meselesi'ni bir özgürlük meselesi zanneden gafillere, Küba Devlet Başkanı Fidel Kastro'nun, 1994 yılında yaptığı bir tespiti tekrar hatırlatalım. Kastro, “PKK hareketi hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna şu cevabı vermiş: “Türkiye'deki olayları yakından izliyorum. Umarım ve dilerim ki, sizin oradaki Kürt Hareketi, Yankee'nin petrol bekçisi olmaz. Ancak, gördüğüm kadarıyla bunlar ABD'ye bağımlı, tamamen ABD'nin kontrolünde hareket ediyorlar. Kürtlerin hareketi bağımsızlık değil; ABD'ye bağımlılıktır!”  
Evet, Batılı 'dostlarımızın' PKK hareketine verdiği desteğin sebebi, Kürt aşkı değil,  petrol ve doğalgazdır; bölgenin istikrarsızlaştılarak İsrail'in güvenliğinin sağlanmasıdır. Asimetrik Psikolojik Harekâtla milletimiz uyuşturularak, asıl amacın görülmesi engelleniyor!. 
Emperyalist 'dostlarımız' bir Kukla Kürdistan kurmaya karar verdiler.  Fakat  tabiî ki, bu iş öyle holdurop olmuyor. Önce Kürtlere bir tarih yaratmak, millet bilinci yaratmak ve bunu bütün vatandaşlarımıza benimsetmek gerekiyor! İşe Nevruz'la başladılar. Fakat o da ne? Kürtçülerin bayrak isimlerinden Şerefhan Bitlisî'nin, Şerefname adlı eserinde, Nevruz yok! Buna rağmen, Kürt milliyetçileri Nevruzu, kendilerine bir tarih yaratmak için sahiplendiler.  Mazlum Doğan isimli PKK'lı 21 Mart l982'de kendini öldürünce, o tarihten sonra Nevruz  PKK tarafından  kutlanmaya başlandı. Tuhaftır;  Firdevsi'nin 10. yüzyıldaki eseri Şehname'de de Nevruz yok fakat Oğuz Kaan var!  Şehname'de Demirci Kava  efsanesi var fakat Kürtlerle bir ilgisi yok! Ancak bunların hiçbir önemi yok çünkü bilindiği gibi, yalan büyük olunca inanan da o kadar çok oluyor! Bu klâsik bir  propaganda taktiğidir. Bu yalanlarla Türk kamuoyunu etkilemek istiyorlar. Türk Milletinin bilinç altına, Kürtlerin bu coğrafyanın aslî unsurları olduğu; onların da bir devlet kurmaya hakları  olduğu; Anadilde eğitimin bir temel hak olduğu duygusu yerleştirilmek isteniyor!  Televizyonların ve basının bu amaçla nasıl kullanıldığını, nasıl bir 'Yalan Rüzgârı' estirildiğini  görüyorsunuz! Edep ya Hû!  İran nüfusunun yarısı Türk fakat eğitim dili Farsça! Türkler ayaklanıyor mu İran'da? Üstelik Türkler, kurdukları devletlerle İran'ı bin küsur yıl yönetmiş bir millet!
Evet, gerçekten de çok aşağılık bir psikolojik harekâta tâbiyiz. Bu psikolojik harekâtın etkisini olabildiğince azaltmak için tarihî gerçeklerin sık sık hatırlatılması gerekiyor. Biz bu topraklarda işgalciymişiz öyle mi? Peki, tarihî kaynaklar ne diyor bir bakalım mı? Tarihî kaynakların belirttiğine göre, Hz. Ömer'in zamanında Kürtler, İran'ın güney batısındaki Hemedan ile Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye arasındaki bir bölgede yaşıyorlar. Anadolu'da Kürdistan denilen bir bölge yok! Fakat Selâhattin Eyyubî'nin, Selçukluların, Güneydoğu'da devlet kuran Artukluların Türkmenleri Kürtlerle birlikte iç içe yaşıyorlar. Birer Türkmen Devleti olan Akkoyunlular ve Karakoyunlularda da öyle! Türkler de Kürtler de Müslüman oldukları için aralarında bir sorun yok. 'Sorun' emperyalizmin bu topraklara  göz diktiği 19. yüzyılda başlıyor. Önce Kürtçe gramer ile  işe başladılar sonra da bir Kürt tarihi yaratma  işine giriştiler. Bir tarih yaratmak için kahramanlar gerekiyordu; buldular da; Türk oğlu Türk Selâhattin Eyyubî'yi Kürt yaptılar! Hâlbuki, annesinin  ve dayısının Türk olduğu kesin! Babası da muhtemelen Türk. Akrabalarının isimleri hep Türkçe! Dayısının adı Tegiş. Kardeşleri  Böri, Tuğtekin ve Turanşah! Fakat buna rağmen Cumhurbaşkanımız sayın Erdoğan, Başbakanlığı sırasındaki bir Diyarbakır mitinginde, “Selâhattin Eyyubî'nin torunları Kürt kardeşlerim” diyerek Kürtçülere âdeta bir tarih bağışlamıştı!
Prof. Mehmet Bayrakdar “Kürtler Türklerin Nesi Oluyor?” kitabında, Şeyh İdris-i Bitlisî'nin (1452-1520), 'Türklerin ve Kürtlerin Oğuz soyundan olduğunu belirttiğini' yazıyor. Şerefhan Bitlisî'nin Şerefname isimli (1597), Kürtlerin Tarihini anlatan eseri de, doğru okunduğunda aynı sonucu veriyor! 1960'lı yıllarda Kürtçülük düşüncelerine katkısı olur amacıyla Şerefname yeniden bastırılır fakat bastıranlar, Şerefname'deki  Oğuz izini görünce  kitabın okunmasını yasaklarlar!
Kürdistan deyimi ilk olarak İran'da kurulan Büyük Selçuk Devleti'nin Hükümdarı Sultan Sencer'in  (D. l086-Ö. ll57) zamanında kullanılmış. Kastedilen yer Zağros dağlarının doğusunda Irak ve İran sınırları içinde!  “Osmanlı'da Kürdistan eyaleti vardı” diyorlar. Doğrudur; 1847'de, muhtemeldir ki, Batılıların baskısıyla,  Diyarbakır merkezli  böyle bir eyalet kurulmuş fakat 1864 yılında lağvedilmiş!
Türkler bu topraklarda işgalci imiş öyle mi? İnsaf!  İşgalciler işgal ettikleri toprakları soyup soğana çevirirler. Batı emperyalizmi tüm dünyada bunu en vahşi şekilde yapmıştır. Türklerin böyle bir sabıkaları yoktur ki, bunu başta Jean Paul Roux olmak üzere birçok Batılı tarihçi söylemektedir. Türkler, fethettikleri her yere olduğu gibi bu coğrafyaya da medeniyet getirdi. Büyük tarihçimiz Prof. Faruk Sümer bu konuda bize şu bilgiyi veriyor: “Türk fethi esnasında Anadolu'nun pek büyük bir kısmı, bilhassa Orta ve Batı Anadolu bölgeleri nüfusu çok az, hareketsiz, bir kelime ile geri kalmış bir ülke manzarası gösteriyordu. Fethi müteakip ülkenin her tarafı Oğuz kümeleri ile doldu. Selçuklu hanedanı, şuûrlu bir iktisat siyaseti güderek birinci derecedeki milletlerarası ticaret yollarını Türkiye'den geçirmeye muvaffak olmuştu. Bu maksatla ülkelerini bir kervansaray ağı ile örmüşler ve ırmaklar üzerine taştan büyük köprüler yapmışlardı” (“Oğuzlar”, s. 9).
Bölgedeki Türk nüfusun azalmasının temel sebebi  Osmanlı'ya yenilen Akkoyunlu  Hükümdarı  Uzun Hasan'ın büyük bir Türkmen kitlesi ile İran'a yerleşmesi;  Yavuz'un Alevî Türkmenlere uyguladığı baskı siyaseti sebebiyle yine aynı şekilde  İran'a göçtür. 
Selçukluların, Artukluların, Akkoyunluların, Karakoyunluların, Osmanlı'nın  eserleri günümüzde de yaşamaktadır. Sadece bunlar mı? Daha eskileri de var! Hakkâri Gevaruk yaylasındaki kaya resimlerini yapanlar Türkler! Tunçeli'de Koç Başlı mezar taşları var ki, Koç başını mezar taşlarında Türklerden başka kullanan yok! Anadolu'nun her tarafı Türkün damgaları ile dolu. Bu eserler bu topraklarda Türklüğün tapu senedidir.
 “Türkler bu topraklarda işgalcidir” diyen Kürtçüler! Hani mimarî yapınız, mezar taşlarınız?  Yer altından çıkan bir arkeolojik eseriniz var mı? Yok! Selçukluların her komutanı bir beylik kurmuş ama ortada, bırakınız bir Kürt Devletini bağımsız bir Kürt Beyliği yok! Mezopotamya'nın hâkimi olan Sümer tabletlerinde Kürtler yok! 
Bu toprakların kadim sahipleri Türkler fakat Türkler, Kürtçüler gibi  “Bu topraklar sadece bizim” demiyor. Bu topraklar hepimizin.
 Ey “Kürtlerin de bir devlet kurmaya hakları var” diyen gafiller! Nasıl bir emperyalist tezgâhın figüranları olduğunuzu ne zaman fark edeceksiniz?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık