• 05 Ağustos 2013, Pazartesi 8:45
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

BAŞKA ÇARELERİ YOKMUŞ!
 ,El Kaide mensubu teröristler Somali Büyükelçiliğimize  intihar saldırısı düzenlediler. Bir polisimiz şehit oldu, dört polisimiz yaralandı! Bunlar sözde Müslüman! Allahu ekber diyerek kafa kesiyorlar. Müslümanların en kutsal ayında cinayet işlemekten çekinmiyorlar! Cilvegözü sınır kapısındaki patlama ve Reyhanlı faciasından sonra şimdi de bu intihar saldırısı! Bunlar bize Suriye politikamızın faturasıdır. Sırada daha neler var Allah bilir!  
Somali'deki menfur saldırı üzerine sayın Başbakanımız yaptığı açıklamada “Bu saldırıyı yapanlar da güya Müslüman” dedi ki, biz de aynı görüşteyiz.  Fakat daha dün bunların temsilcilerinin Gaziantep'te toplantı yapmalarına müsaade etmedik mi? Bunların yarılıları bizim hastanelerimizde tedavi edilmiyor mu?
Suriye sınırımızda El Kaide'ye bağlı gruplarla Suriye PKK'sı PYD arasındaki yoğun çatışmalar sürüyor. Vatandaşlarımız endişeli çünkü sınırı aşan mermiler ve havan topu atışları evlerine isabet ediyor. Ölen ve yaralanan vatandaşlarımız var. Bu durumu protesto için sokaklara dökülen Ceylanpınar halkı biber gazı ile dağıtıldı!
Sınırımızın hemen karşısındaki Resulayn'ı ele geçiren PYD anlaşılan o ki, burada özerklik ilân edecek. BDP Eşbaşkanı Selâhattin Demirtaş hiç kıvırtmadan  “Suriye 70-80 yıl komşumuzdu, şimdi, Irak'tan sonra burada da Kürdistan komşumuz oluyor” diyerek gerçeği hiç çekinmeden itiraf ediyor ve Türkiye'nin bu yönetimle ilişki kurmasını, hattâ himaye etmesini istiyor! Bir de tarih dersi vermeye kalkıyor! Efendim, 'emperyalizm bu sınırları cetvelle çizmiş.  Halkları birbirinden ayırmış.  Şimdi sınırlar düzeltiliyormuş! Misak-ı Millî de böylece gerçekleşiyormuş fena mı' anlamında sözler ederek aklı sıra kamuoyu tepkisini gidermeye çalışıyor. Ne yazık ki,  PYD başkanı Salih Müslim'in muhatap kabul edilmesi,  Irak'ın Kuzeyinde yaşanan gelişmenin bu defa Suriye'nin kuzeyinde de yaşanacağını gösteriyor! El Kaide'nin bize karşı hırçınlığının sebebi PYD ile kurulan bu ilişkiler olmasın!
Selâhattin Demirtaş'ın, CNN Türk'teki bir programda dile getirdiği Ulus Devleti reddeden, 25 eyalete bölünmüş 'Demokratik Türkiye' projesini de 'Vah Türkiye'm vah' diyerek hayretler içinde dinledik. Sanki 'İcraatın İçinden' programı gibiydi! Kanaatimizce bu televizyona CNNKÜRT adı daha çok yakışır.
'AÇILIM SÜRECİ' konusunda Başbakan yardımcısı Bülent Arınç âdeta bir itiraftan farksız şu tespiti yapmış: “Çok zor ve neticesinden yüzde yüz emin olmadığımız bu işe başka çaremiz olmadığı için girdik!” 
Mesele anlaşılıyor! İyi de İSTİFA diye bir müessese var.  'Biz bunları yapamayız' diyerek ceketinizi alıp gidemez miydiniz? Hani millete kendinizi hep 'Biz ceketimizle gelir ceketimizle gideriz' felsefesine sahip insanlar olarak tanıttınız da! Evet, siz bu asil davranışı göstermiş olsaydınız, 'Başka çaremiz yoktu' diyerek yaptıklarınızın yüzde birini, yerinize gelecek olanlar yapmaya cesaret edemezlerdi.  Fakat her şeye rağmen, insanı umutlandıran gelişmeler de yaşanmıyor değil. Serdar Turgut Habertürk'teki yazısında şu itirafı yapmış: “Ak Parti iktidarı hakkındaki düşüncelerim ve umutlarım nedeniyle ben aslında müthiş bir şekilde kaybetmiş durumdayım. Daha fazla demokrasi yolunda ilerledikleri izlenimi verdikleri yıllarda onlara açık ve net destek vermem nedeniyle zaten doğal çevrem ve içinde yaşadığım, parçası olduğum grup tarafından dışlanmış ve onların gözünde de kaybetmiştim. Ben bunu göze almıştım ve  'Bir gün gelecek onlar benim haklı olduğumu görecekler' demiştim. Maalesef onlar haklı çıktı.” 
AKP içinde de, Diyarbakır milletvekili Galip Ensarioğlu ve Prof. İdris Bal gibi  gelişmelerden kaygılanan sağduyulu insanlar var.  'Açılım' konusunda partisine bir rapor da sunan Prof. İdris Bal, PKK'ya verilen tavizler sonunda gelinen aşamayı özetle şöyle değerlendiriyor: “Uzun süredir dikkatli olunması gerektiğini söyledim. Maalesef görüyoruz ki, bu kaygılarım yersiz değilmiş. Süreci bizim daha iyi okumamız gerekiyordu!” 
Ne var ki, televizyonlarda hâlâ daha bir yalan makinesi işlemeye devam ediyor.  CNN Türk'te geçen hafta 'Çözüm Süreci' konusundaki bir programda, Şirin Payzın, dört ülkede yaşayan Kürtlerin 'Kendi Statülerini Belirlemeleri' amacıyla Erbil'de yapılan ve Türkiye'den de 21 PKK yandaşının katıldığı toplantıyı değerlendirirken, iktidarın bu konudaki politikalarını övüyor ve “iktidarın takip edeceği siyaset Türkiye'yi bir bölgesel güç hâline getirebilir” diyordu! Ne acıdır ki, yandaş kanallarda, benzer programlarla milletimize karşı çok aşağılık bir psikolojik operasyon yürütülmektedir. Ülkenin bölünmesi operasyonu millete 'Türkiye büyüyor' diye yutturuluyor!
'Büyük Kürdistan' projesinin ilk ayağı olarak,  Irak'ın Kuzeyindeki kukla Kürt Devleti kurulurken biz 'Irak'ın bütünlüğünü korumakta kararlıyız' açıklamaları yapıyorduk! Suriye'de de durum aynı! Devletimizin içinde bulunduğu aczi çok iyi değerlendiren BDP yetkilileri açıkça, dört ülkede yaşayan Kürtlerin kendi statülerini belirleme hakkından yani Birleşik Kürdistan'dan söz ederken, biz yine komşularımızın toprak bütünlüğünden söz ediyoruz! Bırakınız komşularımızın toprak bütünlüğünü savunmayı, bizim toprak bütünlüğümüzü koruyacak bir irade sergilenebilse biz ona da razıyız. 
Sayın Bülent Arınç, “Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve siyasî birliğini tehlikeye atacak gelişmelere göz yummamız beklenemez” diyor. Ancak Başbakan danışmanı Yalçın Akdoğan'ın şu tespitleri gelişmelere daha uygun: “Diyelim ki,  yarın Suriye'de halk toplandı, referandumda üçe bölünmeyi kararlaştırdı. Türkiye ne yapacak,  silâh zoruyla Suriye halkını birlikte yaşamaya mı zorlayacak? Türkiye'nin bu konudaki tezi bellidir. Türkiye farklı grupların, eşitlik temelinde bir arada yaşadığı bir Suriye'den yanadır.” Yani 'Biz aslında Suriye'nin bütünlüğünden yanayız ama eğer ayrılmak isteyenler varsa buna da bir şey yapamayız' demek istiyor.
 Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin, 'Suriye halkını Zalim Esed'in zulmünden kurtaracağız' diye, çoğunluğunun başka ülkelerden geldiği bilinen isyancıları desteklemeseydik, sınırımızı bunlara kapatsaydık Suriye'deki olaylar bu boyutlara ulaşabilir miydi ve Suriye sınırımız bu kadar güvenliksiz bir hâle gelir miydi? 
Selâhattin Demirtaş'ın ve BDP sözcülerinin tehditlerini iyi okumak gerekir. Adamlar açıkça 'Büyük Kürdistan'ı tarif ediyorlar. Evet! Suriye kaybederse olacak olan budur. Bu bakımdan Suriyeli muhalifler ve ailelerinden Esad'a sığınmaların başlaması önemli bir gelişmedir. Eğer Suriye yönetimi uluslararası güçlerin desteklediği terörist unsurları bertaraf ederek Suriye'nin bütünlüğünü koruyabilirse, Türkiye'nin bütünlüğü de korunmuş olacaktır.    Şu çelişkiye bakınız ki, umudumuz Esat'tır!
  Ne var ki, bu belâdan kurtulsak bile, ABD vesayeti sürdükçe başka belâlarla karşılaşmamızın kaçınılmaz olduğunu da bilmeliyiz. Ülkemizin huzura ve refaha kavuşması için önce 'ABD'ye rağmen nasıl bağımsız oluruz fobisinden' kurtulmamız gerekir. Gerek bu ülkenin seçkinleri ve gerekse halkımız arasında bu korkunun yaygın olduğu bir gerçektir ve ABD'nin en büyük gücü, insanların zihinlerine yerleştirdiği bu korkudur. Hâlbuki, ABD ekonomisi tehlike sinyalleri veriyor. Bir zamanlar Amerika'nın otomotiv devi olan, ABD'nin Michigan eyaletine bağlı Detroit şehri iflâs etti. Şehir yönetiminin borcu 18.5 milyar dolar.  İnsanlar Detroit'i terk ediyor. Binlerce konut boşalmış. Detroit bir hayalet şehre dönmüş!
 Bugün ABD'ye karşı çıkmanın mümkün olmadığını zannederek ABD'ye biat edenler milletin zihnini de bulandırıyorlar. Türkiye'yi kurtaracak olan Sâdâbat Paktı'nın güncelleştirilmesidir. Türkiye'yi bölmek isteyenlerin kimler olduğu çok net bir şekilde meydana çıkmıştır.  Sadece Türkiye değil, İran, Irak ve Suriye de tehdit altındadır. Bu durumda yapmamız gereken bizi bölmek isteyenlerden kendimizi kurtararak, çıkarlarımız müşterek olan bu ülkelerle birlikte hareket etmek değil midir? 
Yapmamız gereken bıkmadan, usanmadan bu gerçeği milletimize anlatmaktır. 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık