• 23 Aralık 2018, Pazar 17:14
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

AMERİKA'NIN SURİYE'DEN ÇEKİLME KARARI !

Amerika Suriye'den çekileceğini açıkladı. Bu gerçekten büyük bir sürpriz oldu. Amerika acaba neden böyle bir karar aldı? 
Türkiye bu coğrafyanın en önemli ülkesi.  Fakat ne yazık ki, Atatürk'ten sonra bu ülkeyi yönetenler, bunu yeterince kavrayamadılar. Batı'ya yaklaşarak, Batı ile ittifak yaparak  hem ülkenin güvenliğini garantiye alacaklarını ve hem de Türkiye'nin daha çağdaş ve daha gelişmiş bir ülke olacağı hayâlleri kurarak, bu güzelim ülkenin Batı'nın yarı sömürgesi durumuna gelmesine ve bin yıl birlikte yaşadığımız bu coğrafyanın insanlarına yabancılaşmamıza sebep  oldular. 
Adalet ve Kalkınma Partisi de, 2002'de Amerika'ya şirin görünerek iktidara geldi.   Amerika'nın Büyük Orta Doğu Projesi'nde yer aldıklarını iftiharla söylediler. Sayın Cumhurbaşkanı Başbakanlığı sırasında, defalarca bu projenin Eş Başkanlarından biri olduğunu söyledi! Millî menfaatlerine aykırı Suriye politikamız da bu birlikteliğin bir sonucudur. Fakat, gelişen olaylar nedeniyle, zamanla yollar zorunlu olarak ayrıldı. 
Bu sonucu sağlayan hadiselerden en önemlisi FETÖ'dür.  Devlet kademelerinde yeterince güçlendirdiklerine  inandıkları,  kendi yetiştirmeleri FETÖ'yle devam kararı alan Amerika, 15 Temmuz darbesi ile Erdoğan'dan kurtulmayı  ve 'her istediklerini yapacak', Cemaat görünümlü GLADYO yapılanması FETÖ'yü iktidara getirmek istedi.  
Başaramadılar! Bu başarılsaydı hepimiz için büyük bir felâket olacaktı. Ne yazık ki, Erdoğan düşmanlığı nedeniyle bunu hâlâ daha idrak edemeyenler var. Nitekim, 2012 yılından sonra MİT Müsteşarı'nın ifade vermeye çağrılması, Başbakanın müdahalesi ile bunun önlenmesi; 17/25 Aralık 2013 tarihlerindeki, 'yolsuzlukların üzerine gidildiği görüntüsü ile'  kotarılmak istenen ilk darbe teşebbüsü ve sonrasında Cemaate karşı düzenlenen operasyonlar medyanın bir kesimi tarafından hep eleştirildi. Gazeteci kılıklı GLADYO elemanları basın özgürlüğü adına savunuldu. Hatırlanacağı gibi, bazı CHP milletvekilleri Zaman Gazetesi ve Samanyolu televizyonuna yapılan operasyonlara karşı, bu GLADYO merkezlerini  ziyaret ederek sözde basın özgürlüğünü savunmak amacıyla destek verdiler. 
O tarihlerde, Emin Çölaşan 29 Ekim 2015 tarihli, “Şimdi Cemaati Savunma Zamanı” başlıklı yazısında şunları söylemişti: “Bugüne kadar hakkında nice yazılar yazıp, mahkemelik olduğum Fethullah ekibinin,  terörle ilgisi olduğuna hiçbir zaman inanmadım!”
Biz de Çölaşan'ın bu sözlerini bir makalemizde şu sözlerle eleştirmiştik: “Allah aşkına! Rahip Santora cinayeti, Zirve yayınevi katliamı, Danıştay cinayeti, Hırant Dink cinayeti hiç mi bir şey anlatmıyor? Cemaat bu cinayetleri Ergenekon davası ile, vatansever  aydınlar ve komutanlar hakkında düzenlediği kumpas davalarının dayanağı olarak kullanmadı mı? Bunlar organize bir terör olayı değil miydi?”
Zaman bizi haklı çıkardı. O zaman Erdoğan düşmanlığı basiretlerini bağladığı için FETÖ'ye sahip çıkanlar fena hâlde yanıldılar.
Şimdi Çölaşan FETÖ'cü olmakla suçlanıyor! Emin Çölaşan ve FETÖ'cülük! Böyle bir şey mümkün olabilir mi?  Böyle saçma sapan iddialar ancak FETÖ'ye yarar!
Amerika ile kopuşumuzun ikinci nedeni, 7 Temmuz 2015'deki seçim mağlubiyetinden  sonra PKK'nın üzerine gidilmeye başlanmasıdır.    Hatırlayınız PKK temsilcileriyle yapılan  Oslo görüşmelerini, Açılım ve sonrasındaki Habur rezaletini; Güneydoğumuzun birçok ilinde kazılan hendekleri; devlet dairelerinin tabelâlarından (T.C) rumuzunun kaldırılmasını; bunlar hep PKK'ya verilen tavizlerdi ve millet bunlara karşı gereken cevabı 7 Temmuz seçimlerinde verdi. 
Bu da bize, hiçbir şeyin farkında olmadığı zannedilen milletimizin, sabırla,  yeterince aydınlatıldığında gerçekleri nasıl kavradığının da bir göstergesidir.
Evet, iktidarını kaybedeceğini göre sayın Erdoğan, 24 Temmuz 2015'ten itibaren, PKK'nın kökünü kazımak için etkili bir mücadele başlattı. İyi de oldu. Bu sayede 'devlet devlet gibi hareket ettiğinde' PKK'nın nasıl bertaraf edilebileceğini de görmüş olduk.
Üçüncü hadise, birkaç ayda Şam'da olacağını hesap eden iktidarın, Suriye'nin beklenmeyen direnişi karşısındaki hayâl kırıklığıdır.
 Hatırlanacağı gibi, Amerika'nın Suriye'ye de demokrasi getirmek plânında biz de yer almıştık! 
Fakat zamanla Amerika ile de yollarımız ayrıldı. Çünkü, Amerika'nın Suriye'yi parçalayarak, burada bir kukla Kürt Devleti kurmak kararlılığında olduğunu gördük ve Rusya  ve İran'la birlikte hareket etmek basiretini nihayet gösterebildik. İşte Astana bunun sonucuydu. Zeytindalı ve Afrin Harekâtlarıyla Amerika'nın Kukla Kürt Devleti Plânı'na bir set çektik. Tabiî, bu harekâtlar Rusya ve İran'dan aldığımız destek sayesinde mümkün olabildi. Fakat, Suriye'nin kuzeyinde Kukla bir Kürt Devleti kurmakta kararlı olan Amerika durmadı! Buradaki PKK/PYD unsurlarını silâhlandırmayı sürdürdü. Sınırımızın hemen dibinde, bizim, Astana mutabakatına göre İdlib'de kurduğumuz gözlem noktalarına nazire izlenimi veren gözlem noktaları kurdu! PKK/PYD'nin Suriye'nin kuzeyinde etnik temizlik yapmasına göz yumdu. 
Uluslararası Af Örgütü'nün 2015 yılında aldığı bir kararla PYD'yi savaş suçlusu ilân ettiğini hatırlatalım! Kararın gerekçesi, etnik temizlik yapmaları!
Netice olarak Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde kurulmak istenen ve kendisini açıkça tehdit edecek bir yapay devlete izin vermeyeceğini tüm dünyaya ilân etti ve Amerika'nın himayesindeki bu bölgeye askerî harekat yapacağını açıkladı. Bununla da kalmayarak sınıra asker yığmaya başladı. Başlangıçta tehditler savuran Amerika sonunda, Suriye'den çekileceğini açıklamak zorunda kaldı.
Peki, Amerika niçin böyle yaptı?  Sebebi gayet açık, Türkiye'nin diz çökmeyeceğini gördüler! Ayrıca,  Amerika Türkiye'nin Atlantik'ten kopmasından ürküyor. Rusya ve İran'la yakınlaşmamız Amerika'yı endişelendiriyor. Bize, PATRİOT füze satışına izin vermeleri de manidar değil  mi? 
İktidar Avrasyacı olduğundan değil, şartların zorlamasıyla, iktidarını sürdürmek için bu adımları atmak zorunda kaldı ve iyi de yaptı.  Bu  sayede, medyanın propaganda bombardımanı altındaki  milletimiz de, bölge devletleriyle işbirliğinin önemini ve yararlarını görmüş oldu.
 Şunu da hemen söyleyelim ki,  Atatürk'ün ölümünden sonra, Rusya dostluğuna son vererek Batı'ya yaklaşan ve 1945'ten itibaren İkili Antlaşmalarla ve NATO'ya girmekle Amerika'nın yörüngesine  giren bu ülkede, bu adımların atılması pek o kadar kolay değildir. Çünkü, bu süreçte bu ülkenin okumuşları Amerika hayranı olarak yetiştirilmişlerdir. 'Amerika ne yapsa iyidir' anlayışı zihinlere yerleştirilmiştir. Bugün hemen bütün siyasî kesimlerde mebzul miktarda Amerika ve Batı hayranı mevcuttur. Bunlar Batı'sız ve Amerika'sız bir Türkiye'yi düşünemezler bile.  Bu yüzden Asya'nın yükselişini  ve bunun ülkemize ne gibi yararlar sağlayacağını da bir türlü göremiyorlar!
Amerika'nın Suriye'den çekilme kararına dönecek olursak: Millî menfaatlerimizi korumak için kararlı durduğumuzda nelerin olacağını, bu karar bize göstermiş olmalıdır. Ancak burada, iktidarın Suriye düşmanlığı politikasından vazgeçmemesinin millî menfaatlerimize temelden aykırı olduğunu da belirtmek durumundayız. 
Hâlbuki, PKK/PYD'ye karşı Suriye ile, bu kardeş devletle birlikte hareket etmek bize ancak güç kazandırır. Tabiî, bunun bir de  Suriye topraklarında yapacağımız askerî harekâtlar için  bir meşrûiyet zemini oluşturacağı muhakkaktır ki, bu da dünyaya karşı elimizi güçlendirir.
KATAR'DAN 5'Lİ İTTİFAK ÖNERİSİ
Katar Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, Aralık ayının başlarında  Bağdat'a yaptığı bir ziyaret sırasında Türkiye, İran, Irak, Suriye ve Katar arasında 'Batı Asya İttifakı'  kurulması gerektiğini söylemiş! Bunu bizim göremememiz ne hazin.
Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, bir Umman gazetesine verdiği demeçte, Arap ülkelerinin içinde bulunduğu duruma değinerek, Türkiye modelinin (yani lâik millî devlet yapımızın) önemli bir örnek olduğunu belirttiğini de hatırlatalım!  
Bize bu bakışa sahip bir  ülkeye bu düşmanlık neden?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık