• 29 Haziran 2015, Pazartesi 9:35
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

AMERİKA'NIN KÜRT KORİDORU (I)
 Tarih: 18 Haziran 2015! Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç yaptığı açıklamada “Suriye'de önemli gelişmeler oluyor” diyor!
AKP milletvekili Mahir Ünal, “Suriye'nin kuzeyinde etnik temizlik yapıldığını,  Türklerin ve Arapların göçe zorlandığını” söylüyor (15.6. 2015, Haber Türk TV)!
Amerikan Özel Kuvvetlerinin, PYD ile birlikte çatışmalara katıldığı ve PYD'lilere; İsrail Özel Kuvvetlerinden emekli askerlerin eğitim verdiğine dair haberler basınımızda yer alıyor! Amerika'nın, bütün İslâmcı örgütlerle ilişkisi var!  Sahnede 'görev alan' IŞİD, El Nursa, El Kaide sözde Müslüman ve sözde cihat ediyorlar! Ancak dünyanın ve bu arada Müslüman milletlerin kanını emen emperyalizme karşı değil; bir Müslüman ülkeye karşı! Özgür Suriye Ordusu da sözde Esat'a karşı savaşıyor! PKK-PYD’de de sözde özgürlük mücadelesi veriyor!  Hepsi birer kukla ve hepsinin kuklacısı Amerika ve İsrail! Hepsi Amerika'nın ve İsrail'in çıkarlarına hizmet ediyorlar.  
Yaşanan son gelişmeler, anlaşılıyor ki, iktidarı da panikletmiş! Peki, Suriye sınırımızda yaşananların tüm sorumlusu bu hükümetin aymaz siyaseti değil mi? Suriye'deki rejime karşı olan güçleri, bizzat bu hükümet koruyup, kollamadı mı; topraklarımızda ağırlamadı mı? Kabul edilen angajman kuralları ile Suriye uçaklarının sınırımıza yaklaşmaları hâlinde vurulacağını bu hükümet ilân etmedi mi?  
Güney sınırımızda artık bir Suriye Devleti yok! Irak'ta olanların aynısı, bu iktidarın 'derin' dış siyaseti sayesinde şimdi de Suriye'de gerçekleşiyor! 
Daha düne kadar Esat'ı yerden yere vuran yandaş basında bir telâş ki, sormayın gitsin! Amerika ve İsrail'in yardımlarıyla, Tel Abyad'ın PKK-PYD'ye tesliminden sonra, Amerika'nın 'Kürt Koridoru' diye bir projesinin olduğunu nihayet keşfettiler! Sabah şerifleri hayrolsun! 
Sabah gazetesi, 'Tampon Tuzağı' başlıklı haberinde “'Koalisyon Güçleri' (yani, ABD ve hempaları), Tel Abyad operasyonuyla Türkiye'nin elini zayıflatacak sinsi bir tezgâh  peşinde.  Göçe zorlanan Arapların ve Türkmenlerin yerine, Kürtlerin yerleştirileceği tampon bölge 'güvenli insanî bölge' ilân edilecek” yorumunu yapıyor!
Akşam gazetesi,  “CIA'nın, Suriye'deki 'Kürt Koridoru' plânı tıkır tıkır işliyor! Conilerle PYD el ele” manşetlerini atıyor! Yeni Şafak, “PYD'nin ABD'nin desteği ile etnik temizliğe başlaması, Suriye'deki iç savaşı büyüttü” diyor! 
İbrahim Karagül, 15 Haziran tarihli Yeni Şafak'ta, “Arapların ve Türkmenlerin tehciri ile Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt Koridoru kurulmakta olduğunu” yazıyor.
 İyi de, Esat düşmanlığı siyasetinin buralara varacağını nasıl göremediniz? Ferasetiniz bu kadar da mı kapalıydı? Sizin, Amerika'nın Büyük Orta Doğu Projesi'nden habe-riniz yok muydu?  Bu iktidar Suriye ile balayı yaşarken al-kışlayan siz; bir anda Esat'ın düşman ilân edilmesi üzerine, iktidarla birlikte 'Zalim Esad' korosuna katılmadınız mı? 
Ordumuzun Kahraman Komutanları sahte delillerle zindanlara tıkılırken, yandaş yazarların bir tef çalmadıkları kalmıştı. Fakat, yine de ABD'nin meşûm plânının farkına varmış olmaları sevindiricidir. Çok önemli mevziler kaybetmemize rağmen, hâlâ iş işten geçmiş değildir. Amerika'nın Türkiye'yi bölme plânını etkisiz kılabiliriz. Bu menfur plânın tarihin çöplüğüne atılabilmesi için; Türkiye'nin tek parça olarak bölgede varlığını sürdürebilmesi ve bölgemizde barışın ve huzurun yeniden sağlanabilmesi için, başta Suriye olmak üzere,  bölge devletleri ile dayanışma içine girilmesinin zorunlu olduğu da inşallah görülür! 
Umarız, hiç sevmedikleri Atatürk'ün kurduğu Sadabat Paktı'nın önemini de artık idrak ederler. Atatürk'ten sonra, Batı İttifakı içinde yer aldıktan sonra başımıza gelmeyen kalmadı. 
Milletimizin uyarılması ve takip edilmesi gereken millî siyaset konusunda Vatan Partisi'nin gösterdiği duyarlılığı ve gayreti hiçbir kurum göstermemiştir. Vatan Partisi, ülke bütünlüğünün ve bölge barışının ancak İran, Irak ve Suriye ile yakın işbirliği gerçekleştirerek sağlanabileceğini sürekli  olarak dile getirmiştir.  
AKP iktidarının, burnunun ucunu bile göremeyen 'derin' siyaseti ve Meclis'teki muhalefetin etkisizliği, bu vahim gelişmelerin yaşanmasına sebep olmuştur. Burada Genelkurmayımız  da ağır kusurludur. Ordumuza kurulan kumpasa karşı dik durulamamış; 'Suriye düşmanlığı siyasetinin vahim sonuçlar doğuracağı  daha baştan belli olduğu hâlde', AKP iktidarı  ikaz edilmemiştir!
Sayın Rafet Ballı'nın, 7 Haziran tarihli Aydınlık'ta verdiği şu bilgi insanı hüzünlendiriyor: “2001-2003 dönemi; ABD Afganistan'ı işgal etmiş; ikinci hedef Irak!  Türkmen liderleriyle görüşüyorum. Dünyayı; Irak'ın muhtemel işgalini konuşuyoruz. Gördüğüm: ABD'nin gücü gözlerini kamaştırmış! Hemen hepsi akıntıya kapılmış; hepsi de ABD'nin Irak'a demokrasi getireceğine inandırılmış! 'ABD; Türkmenleri Irak devletinin resmî ortağı yapacak!' Rüyaları 'Türkmeneli'nin kurulması!' Sonra, gelsin  Irak'ta işgal yılları! Hayat bütün musibetleriyle Irak Türkmenlerine ne ders verdi ama!”
Türkmenler feryat ediyor fakat bu çığlığa aldıran yok! 
Irak'ın eski Başbakanı Maliki'nin yaptığı, “Türkiye, Türkmenlere; 'Kerkük Kürdistan'dır' sözüne karşı çıkmayın talimatını vermiş” açıklaması yalanlanamıyor!
Neçirvan Barzani, “Time dergisine verdiği bir demeçte: “Türkiye bizim ümit kapımız.  Eğer bu umut kapısı kapanırsa, Bağdat'a teslim oluruz ve hepimizin çıkarları tehlikeye girer.  Bağmsız bir Kürdistan'a her zamandan daha yakınız” diyor. 
Ne yazık ki, Türkiye bir türlü,  Türkmenler  için ümit kapısı olamıyor!
Şimdi sıra  Suriye Türkmenlerinde! Irak'ta Türkmenlerin yaşadığı drama rağmen, Türkmenler aynı yanlışı Suriye'de de tekrarladılar. Amerika'ya güvendiler! Suriye'deki Türkmen liderleri, “Suriye'nin Kuzeyi'nde yaşananların, Amerika'nın Kürt Koridoru plânının uygulandığını ortaya koyduğunu; Amerika'nın yaptığı bombalamalarla PYD'ye alan açtığını; bölgedeki nüfus yapısının değiştirilmek istendiğini; IŞİD'in Amerika denetiminde bir kukla olduğunu ve bölgenin yeniden şekillendirildiğini; Amerikan plânının merkezinde PYD'nin bulunduğunu” söylüyorlar.
Amerika, IŞİD'i kullanarak bir taşla iki kuş vurdu. Birincisi IŞİD'in vahşeti Müslümanlığa fatura edildi. 'İşte Müslümanlık bu' denilerek, Batı'nın ezilen insanlarının Müslümanlığa karşı gösterdiği ilgi sarsılmak istendi. İkincisi ise, PYD'nin hâkim olmasını istediği bölgelerin, önce IŞİD tarafından işgaline göz yumuldu; daha sonra da, PYD-PKK güçlerinin buraları IŞİD'den 'kurtarmaları' sağlandı! 
Cumhurbaşkanımız, Suriye'nin kuzeyindeki bu vahim gelişmeler üzerine, seçimlerden hemen sonra yaptığı ilk konuşmada, 'Batılı Dostlarına' şu eleştirileri yöneltti: “BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere, dünyadaki adaletsizlikleri önlemek konusunda öncülük yapması gereken kurumların, önce kendilerini ıslâh etmeleri gerekiyor. İşte buyurun, bakın sınırımızda Tel Abyad'da, Arapları ve Türkmenleri uçaklarla vuran Batı, ne  yazık ki, onların yerine terör örgütü PYD ve PKK'yı yerleştiriyor.  Buna biz nasıl olumlu bakabiliriz?  Bu Batı'ya biz nasıl samimî olarak bakabiliriz!”  
Aynen katılıyoruz. Demek ki, durumun vahameti 'nihayet' kavranmış!  
Eğer gerçekten öyleyse; o zaman, Suriye düşmanlığı siyasetinden vazgeçilmeli ve bir an evvel,  bunu kanıtlayacak adımlar atılmalıdır ki, bu sözlerin samimi olduğuna  inanalım. 
Dikkat çekici bir nokta da, Türkiye'nin bütünlüğünü çok yakından ilgilendiren, Suriye'de gerçekleştirilmekte olan Kürt Koridoru meselesinde, Vatan Partisi dışındaki muhalefetin suskunluğudur! Bu mesele hükümet kurmaktan daha mı az önemlidir?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık