• 02 Ekim 2017, Pazartesi 9:09
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

ALMANYA İLE İLİŞKİLERİMİZ (2)
 Almanya öteden beri, PKK militanlarını ülkesinde barındırıyor; Türkiye'nin verdiği terörist listelerini de pek umursamıyor. Üstelik, bize verdiği silâhların da, PKK'ya karşı kullanılmasına izin vermiyor! 15 Temmuz Darbe Teşebbüsünden sonra, ülkesine sığınan FETÖCÜ teröristleri himaye ediyor; bunlara vatandaşlık hakkı tanıyor!
Ya, bizi Ermeni Soykırımı ile suçlamalarına ne demeli?
Almanya I. Dünya Harbi'nde müttefikimizdi ve Genelkurmayımız da, Alman Komutanların yönetimindeydi! Bu nedenle, Almanya, 'Ermeni Soykırımı' iddialarının bir yalan olduğunu en iyi bilmesi gereken bir ülke olduğu hâlde, Türkiye düşmanlarının safına katılmış ve Ermeni Soykırımı tasarısını parlamentosunda, oy birliğiyle kabul etmiştir! Hazin olan şey, 'Türk Vatandaşı' kimliğine sahip kimi akademisyen ve aydınlarımızın da, bu iddiayı desteklemeleridir! 15-18 Eylül tarihlerinde, Almanya'da yapılan Ermeni Soykırım Çalıştayı'nı düzenleyen üniversiteler arasında Sabancı Üniversitesi de vardı. Çalıştayın açış konuşmasını da Sabancı Üniversitesinden Hülya Adak yapacaktı! Ne var ki, Vatan Partisi'nin gösterdiği büyük tepki üzerine, Sabancı Üniversitesi bu çalıştaya katılmaktan vazgeçmek zorunda kaldı. Bu millî duyarlılığından ötürü Vatan Partisi'ni kutluyoruz. Biz, aynı tepkiyi AKP iktidarının, 'Atatürk'ün Partisi' CHP'nin ve 'Milliyetçi' MHP'nin de göstermesini beklerdik.
Burada şunu belirtmek zorundayız: Ne yazık ki, bugüne kadarki iktidarlar ve Dışişlerimiz, Ermeni Soykırımı iddiaları konusunda ne kendi halkımızı ne de dünya kamuoyunu aydınlatmakta başarılı olamamıştır. Bu, PKK'nın Avrupa'daki etkinliğinin kırılamaması konusunda da böyledir. Sanki birileri, ülkemizin elini kolunu tutmaktadır!
Almanya'da faaliyet gösteren, PKK'nın kontrolündeki 'Alevisiz Alevî dernekleri bir başka sorunumuzdur. NATO müttefikimiz Almanya, ülkesindeki, millî bütünlüğümüzü hedef alan bütün bölücü faaliyetlere bırakınız göz yummayı, bir de destekliyor! Almanya Marksist Leninist Partisi seçim afişine, “Kürdistan'a Özgürlük” diye yazabiliyor! Bu partiye destek verenler arasında, başında Mahmud Abbas'ın bulunduğu Filistin Kurtuluş Örgütü'nün Almanya'daki bürolarının da olduğu söyleniyor! Ama Almanya'da, bir tek yerde, “Filistin'e Özgürlük” diye bir afiş yok! Almanya'da, İsrail aleyhinde bir tek satır yazamazsınız! Fakat, bu ülkedeki Türkiye düşmanları özel müsamaha görür!
Almanya ile yaşanan son gerginliğin sebebi, İstanbul Büyükada'daki bir otelde, sözde, 'Türkiye'deki insan hakları ihlâlleri ile ilgili' toplantı yapan, aralarında bir Alman vatandaşının da bulunduğu 'aktivistlerin' tutuklanmalarıydı. Hazin olan şey ise, basınımızda, bu insan hakları 'aktivistlerinin' tutuklanmalarının, insan hakları karnemiz için kötü bir not olduğu şeklinde yorumlar yapılmasıdır! Fakat, bu sözde insan hakları aktivistlerinin tutuklanmasını eleştiren yazarlarımız, bu ülkede suç işleyen ne kadar darbeci, terörist, hain varsa bunlara, başta Almanya olmak üzere, Batı'da yaşama imkânı tanındığını görmezden geliyorlar!
Bu insan hakları aktivistleri ne kadar insancıllarmış, ne kadar idealistlermiş ki, memleketlerini bırakarak, ülkemize geliyorlar, onca zahmete katlanıyorlar, Türk insanının dertleriyle dertleniyorlar, o kadar masraf yapıyorlar! Öyle ya, yol parası ve konaklama giderleri az para mı? Bunları, sırf insan hakları konusunda çok duyarlı oldukları için yaptıklarına inanacak kadar saf olabilir miyiz?
Yağmur Atsız, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra, Almanya'da yaşamak zorunda kalmıştı. Yıllar önce şu yazdıklarını not etmişiz: “...Spiegel, 1981'de Türk entelektüellerine sütunlarını açmıştı. Öyle ki, hemen her hafta bir yerlerde programlarım, yorumlarım, mülâkatlarım vs. yayınlanıyordu. Vakta ki, Türkiye'de, işler –ağır aksak da olsa- bir miktar düzelmeye başladı ve ben bunları da yazı ve programlarımda dile getirmeye başladım; o, eskiden benim için ardına kadar açık olan kapılar birer birer yüzüme kapanmaya başladı. Etrafımda sanki görünmez duvarlar örülmekteydi artık. Türkiye lehine konuşmaya başladıktan sonra, kaç yıllık samimî arkadaşlarımın bana şüpheyle hattâ zaman zaman hasmane bakmalarına tanık oldum. Demek istediğim, Spiegel olsun, öbürleri olsun, Türk demokratlarına hoparlörlük ederler etmesine de, ancak o 'demokratlar' Türkiye'ye sövüp saydıkları sürece ederler” (Ali Sirmen, Milliyet gazetesi, 29. 04.1995).
FETÖ mağduru Nedim Şenel de, “15 Temmuz'dan sonra birçok Batılı yayın organı benimle mülâkat yaptı. Fakat ya hiç yayınlamadılar ya da sansürlediler” diyor! Yani, Batı dün neyse bugün de o!
Ancak, şunu da belirtmeliyiz ki, Almanya'nın Türkiye'ye karşı tavrını eleştiren Alman aydınları da var. Almanya'da yaşayan sayın Ali Mercan, 24.09.2017 tarihli Aydınlık'ta, bu konuda şu önemli bilgileri vermiş:
“Dünyanın Atlantik-Avrasya bölünmesinde Avrupa'nın muhafazakâr partileri millî menfaatlerden yana tutum almaktalar. Tam da bu sebeple, Atlantik'le çatışma içindeler. Almanya, Avrasya ülkeleri Çin, Rusya, Hindistan, İran ile çok sıkı ilişkiler geliştiriyor. Almanya, bugün dış ticaret alanında birinci ortağı olan Çin'le geleceğinin inşasında da işbirliği yapıyor. Avrasya ağırlığı ve Atlantik'e tavır konusunda SPD'den de anlamlı açıklamalar var. Partinin başbakan adayı Martin Schulz, seçilirse 'Atlantik'e ait bütün nükleer silâhları geri göndereceğini' açıkladı. Die Welt, Frakfurter Algemenie Zeitung gibi gazetelerde, 'Erdoğan'ın haklı olduğu yerler' veya 'haklı olabilir mi?' içerikli yazılar yer aldı. Yazılarda, 'Erdoğan'ın Almanya kamuoyunda çok antipatik karşılandığı' belirtiliyor. Ancak, 'haklı olabilir mi?' diye sorular yöneltiliyor. Şu cevaplarla sorular derinleştiriliyor: '15 Temmuz 2016 darbe kalkışmasına rağmen müttefik gibi davranılmamış, darbe girişiminden sonra kaçanlar Almanya'da koruma altına alınmıştır. Ayrıca PKK-PYD'nin, Türkiye'ye karşı bölücü faaliyetlere rağmen NATO ülkesi bu ülkeye duyarsız davranılmaktadır. Üstelik Almanya'nın terör örgütleri listesinde PKK da yer almaktadır!' Alman gazetelerinde, krizin seçimden sonra yumuşayacağı belirtiliyor. Seçim ortamında, Almanya'da anti Amerikancılık halk içinde oldukça gelişmiş bir durumda. Alman Dışişleri Bakanı da, NATO'dan çıkılmasının tartışılması gerektiğini söylüyor.”
Almanya Amerika'dan daha bağımsız bir dış politika takip etmek istiyor. Amerika ile ilişkileri gergin. Merkel'in ABD seyahatinde, Başkan Trump'a uzattığı elinin havada kaldığını hatırlatalım! ./…





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık