• 10 Mart 2014, Pazartesi 9:37
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

ADALET YERİNİ BULMUŞ!
Bakan mahdumları ve Rıza Zarraf tahliye edilince Başbakan, “Adalet yerini buldu” demiş. Başbakan için Twetter’da ‘Uzun Boylum’ diye yazan yedek hâkim, ‘delilleri yeterli bulmadığı için’ vermiş bu kararı!
Evlerinde kasa kasa Dolar ve Euro’lar bulunan Bakan çocukları tahliye edilirken, sahte oldukları TÜBİTAK raporu ile de meydana çıkan delillere dayanılarak tutuklanan ordumuzun kahraman komutanları ve aydınlar hâlâ hapiste tutuluyormuş ne gam! Hem de, bu davaların bir KUMPAS olduğunun en yetkili ağızlardan açıklanmasına rağmen!
Evlerde bulunan paralar da iade edildi! Karşı gazetesinde sayın İlhan Taşçı, AKP iktidarının ilk kabul ettiği kanunun ‘Nereden Buldun?’ diye sorulmasını imkânsız kılan bir kanun olduğunu hatırlatıyor!
Bir Nasrettin Hoca fıkrası tam da bu kokuşmuşluğa uyuyor. Hoca balık alacak. Eline bir balık almış kuyruğunu kokluyor! Balıkçı, “Hoca” diyor, “Balık baştan kokar. Sen kuyruğunu kokluyorsun!” Mizah ustası Hoca bıyık altından gülerek, şu cevabı verir “Balığın başı çoktan kokmuş da,  ben kuyruğuna kadar gelmiş mi, ona bakıyorum!”
17 Aralık operasyonu gerçekten de depremden farksızdı. Başbakan ve oğlu arasındaki telefon konuşmasında geçen “Sen mi aradın, ben mi aradım” diyalogu bile paniğin boyutlarını göstermekte ve ‘montaj’ iddialarını çürütmektedir.
 Başbakanlık Müsteşar Yardımcısının da ses kayıtları çıktı! İktidara çok yakın bir işadamından, önce kızının okul taksitine, sonra üniversite ücretine ‘Himmet etmesini’ rica ediyor! İsmi, rüşvet aldıkları iddia edilen bakanlar arasında geçen, Rıza Zarrab’ın, 700.000 liralık kol saati hediye ettiği eski Bakan Zafer Çağlayan Mersin mitinginde konuşuyor: “Daha önce bu seçimlerde aday olmayacağımı söylemiştim. Fakat, hayır! Bu yaşananlardan sonra bu millete hizmet için siyaseti sürdürmeye karar verdim!”  Evet ‘Millet de sizinle gurur duyuyor!’ Devam edin!
Bakalım daha neler çıkacak ve bakalım yüce milletimiz daha ne kadar, inatla görmemekte direnecek?
Sokak TV’de ‘Medya Mahallesi’ programında AKP cenahını terk eden yazarlardan Levent Gültekin’i dinledik. Cemaatle AKP’nin, ülke için oluşturdukları tehlikeye dikkat çeken Gültekin, ‘Dindarların’ düştüğü vahim durum hakkında şu tespiti yaptı: “Bu adamlar inançlıydılar fakat iktidar nimetleri ile tanışınca azıttılar!” Şu tespiti de çok çarpıcıydı: “Solcu olmuş, Sağcı olmuş fark etmiyor; insanlar kendi kumaşlarının dokusu neyse ona göre hareket ediyorlar!” Ve ‘Kıssadan Hisse’ olarak söylediği şuydu:  “Artık insanların ne kadar dindar olup olmadıklarına göre değil, ne kadar düzgün olduklarına bakılmalıdır!”
İnşallah diyelim! Yoksa bu bu yüce din, işte böyle alçakça kullanılır ve bu yolsuzluk düzeni böyle sürer gider. İnsanların namazına değil, toplum hayatındaki işlerinde ne kadar düzgün insanlar olduklarına bakılmalıdır. Yüce Peygamberimizin “İnsanlarla ilişkilerinizde onların ibadetlerine değil, dinarla ve dirhemle olan ilişkisine bakınız” hadisini hatırlatırız!
Dinimizin rant aracı olarak kullanılması gerçekten son derece çirkin bir şey. Fakat şükür Allaha ki, bu çirkinliğe isyan eden dindar insanlar da artık seslerini cesaretle yükseltiyorlar. Ayrıca, bu kesimden önemli bir isim olan sayın Mehmet Şevket Eygi’nin “Vatansever ve namuslu bir basına ihtiyaç var” diyerek ‘Vatan’ kavramına da vurgu yapmasını önemsiyoruz çünkü dindar geçinen birçok kişi ‘vatan, seccademi serip namaz kılabildiğim yerdir’ anlayışını savunmaktadır!
Geçenlerde sayın Başbakan, sayın Bahçeli’ye ‘bir ailesi olmadığı’ şeklinde çok kaba bir eleştiri yöneltmişti. Bakınız KEHF Suresi’nin 46. ayeti bu konuda ne diyor: “Mal, mülk ve oğullar dünya hayatının süsüdür. Kalıcı olan iyilik, güzellik ve doğruluk ise Rabbinin katında daha değerlidir!”  Peki, İmam Hatip mezunu olan sayın Başbakan, bu ayete rağmen nasıl böyle bir söz edebilir?
Yüce Kitabımız bize mütevazı olmamızı emrediyor. İşte o ayetler: KASAS Suresi 83: “Ahiret yurduna gelince; Biz onu yeryüzünde büyüklük kompleksine kapılmayan ve fesat çıkarmayanlara hazırladık. Gelecek sakınanların olacaktır!” İSRA Suresi 37: “Yeryüzünde kibirlenerek yürümeyin. Çünkü ne yeri delebilir ne de boyca dağlara yetişebilirsiniz.” LOKMAN Suresi18: “İnsanlara hor bakmayın. Burnun havada yürümeyesin.  Unutma ki, Allah kendini beğenmişleri sevmez.”
Yolsuzlukları yapanlar kadar, bu yolsuzlukları görmezden gelenler ve onlara desteklerini sürdürenler de sorumludur. Kutsal Kitabımız,  Kur’an’ı Kerim uyarılarla dolu. ZUHRUF Suresi 37. ayet bizi şöyle uyarıyor: “Şeytanlar onları yoldan çıkarmışlar; onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar.” FATIR Suresi 22 ise “Allah lâyık gördüğüne işittirir”  diyor! O zaman, demek ki, Allah’a lâyık kul olmak için çaba harcamak gerekiyor. Recep İhsan Eliaçık Kur’an mealinde “Allah Hayyu Kayyumdur; gelenle gelir, gidenle gider” diyor. Yani, siz Allah’a yaklaşırsanız O da size yaklaşır, siz Allah’tan uzaklaşırsanız, Allah da sizden uzaklaşır! Nitekim NASR Suresi 3. ayet de: “Dönüp gelene Biz de dönüp geliriz” buyuruyor!
Ülkedeki yüz binin üzerindeki camiye, yüz binlerce Kur’an kursuna, 5 Bakanlığın bütçesine eş bir Diyanet İşleri Başkanlığımız olmasına, o kadar din adamına rağmen niçin ‘Allah’a bu kadar uzağız’ diye düşünmek gerekmez mi?
Kabahat bizim! İSRA Suresinin 16. ayeti de tam buna işaret ediyor: Bir ülkeyi helâk etmek istediğimiz zaman önce oranın nimet azgını yöneticilerini iş başına getiririz. Bunlar ahaliyi iyice yoldan çıkarırlar.  Böylece kendi kuyularını kendi elleriyle kazmış olurlar!”
NİSA Suresi 58: “İyi dinleyin! Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman Adaletle hükmetmenizi emrediyor” diyor. ARAF Suresi 29. ayet ise, “Onlara söyle: Rabbimin emrettiği ADALET VE EŞİTLİKTİR” buyuruyor.
Yüce dinimiz Adalete işte bu kadar önem veriyor. Peki, bu kadar adaletsizliğin yaşandığı bir ülkede Dindarlıktan söz edilmesi kara mizah değilse nedir?
Yüce Peygamberimiz bir hasırın üzerinde yatar, kendi cübbesinin yamasını bile kendisi dikermiş! Bir de, şu ortalıkta ‘Dindarım’ diye dolananların yaşadıkları ihtişamlı hayata ve şu yolsuzluk iddialarına bakın!
Peki, ne yapacağız? Âli İmran suresi ayet 139 “Öyleyse çözülmeyin ve moralinizi bozmayın.  Eğer yüreğinizde gerçek iman varsa, sırtınız aslâ yere gelmez” diyor!
Bıkmadan, usanmadan ve korkmadan gerçekleri anlatacağız.
 
 
 

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık