• 22 Ekim 2012, Pazartesi 8:57
İsmailŞefik Aydın

İsmail Şefik Aydın

ABD İLE BİRLİKTE OLMAK KÂRLIYMIŞ!
  Doğu Suriye'yi destekliyor. Batı ise Suriye'ye karşı.  Biz de 'Avrupalı' olduğumuz için tabiî ki, Batı ile birlikteyiz! Evet, Tanzimat'la başlayan Batı hayranlığı, 'Atatürk'ün yönetimindeki o müstesna 15 yıl hariç' bu devleti yönetenlerin ortak hasletleridir. Batı kültürü ile yetişmiş, Batı hayranı aydınlarımızı anladık da, bir türlü anlayamadığımız şey, muhafazakâr geçinenlerdeki Batı tutkusudur. Geçenlerde Müslümanlığı kimseye bırakmayan, sözde muhafazakâr bir arkadaşımızla tartışıyorduk. Söylediği aynen şuydu: “Bugün ABD dostluğu bizim işimize yarıyor. Onun için ABD ile birlikte olmamız lâzım!” 
Sözde 'Osmanlıcılar' ama, ne Osmanlı'nın Nizam-ı Âlem ülküsü ve ne de İslâmiyet'in 'zalime karşı mazlumun yanında olmak' ilkesi umurlarında!
Soğuk Harp 1990'da bitti ama ABD bu süreçte, antikomünizm tehdidini kullanarak bu ülkeye öyle bir yerleşti ki, ABD Başkan yardımcısı Biden'in söylediği gibi ABD ile artık  'El ve Eldiven' gibiyiz! Görünen o ki, bu zilletten pek de rahatsız değiller!
 'En büyük şerefim Avrupalı olmamaktır' diyen muhafazakâr şairimiz Necip Fazıl Kısakürek, 1940'lı yıllarda Avrupa  konusunda şu sarsıcı uyarıyı yapmış: “Biz hangi milleti ve siyasî zümresiyle olursa olsun, Avrupalının hoşuna gittikçe ve alkışını topladıkça, böbürlenmek yerine başımızı taştan taşa vursak daha iyi ederiz. Zirâ bizim hangi milleti ve siyasî zümresiyle olursa olsun, Avrupalının hoşuna gitmemiz ve alkışını toplamamız ancak kendimizi tahrip ve inkârımız nispetinde kabildir. Yarın farz bu ya, kendi başımıza ve dışarıdan tek yardım almadan bir sanayi kurmaya muvaffak olur ve iptidaî toprak mahsullerimiz karşılığında cıvata ve somunlarına kadar dışarıdan getirttiğimiz âletlerin kaynağını fikir plânından döküm potasına kadar benimsemek kudretine geçer, buna da Avrupalının müsaade ettiğini görecek olursak, o vakit bizi sevdiğine ve tuttuğuna inanabiliriz.  Hâlbuki buna bütün gücüyle engel olacaktır.”(Ergun Göze, Tercüman, 3.6.2005). 
Muhafazakâr vatandaşlarımız Necip Fazıl'ı muhakkak ki, çok sever fakat ne var ki, Batı'ya yani Haçlılara tâbi olmayı da sürdürür. Bu nasıl bir çelişkidir anlamak mümkün değil!
Libya'dan sonra, Müslüman Suriye'ye karşı Haçlı emperyalizmi ile birlikte hareket etmemiz bu çelişkinin en son örneklerinden birisidir. Suriye'yi sözde 'demokratikleştirmek' uğrunda, özde ise Büyük Kürdistan ve Büyük İsrail projesi adına dökülen kanda ne yazık ki, bizim de payımız var. Suriye'ye karşı Birleşmiş Milletler'in kabul ettiği bir ambargo olmamasına rağmen, hava sahamızdan geçerek Suriye'ye giden uçakları büyük bir 'görev bilinci' içinde indirip arıyoruz! Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Moskova'dan Suriye'ye giden uçağın 'kuvvetli şüphe' sebebiyle indirildiğini söylemişti. Basın günümüzde artık, kamuoyunu aydınlatmak yerine kafaları karıştırmak görevini iyice benimsedi. Kanal D televizyonuna göre, Suriye uçağıyla ilgili istihbaratı ABD değil, İran vermiş! Hâlbuki, ABD Dışişleri sözcüsünün açıklamasından istihbaratın ABD'den geldiği açıkça anlaşılıyor!
 Evet, Suriye uçağını indirerek, böylece 'büyük devlet olduğumuzu' bir kez daha kanıtlamış olduk!
 Neticede, söz konusu malzemenin radarlarda da kullanılabilen radyo yedek parçaları olduğu ortaya çıktı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülüğünce yapılan açıklamadan da uçakta askerî malzeme bulunmadığı anlaşılıyor. Fakat Amerikalılar yine de Rusya'yı suçlu bulmuşlar. ABD sözcüsüne göre, Rusya, bu yedek parçaları bir sivil uçağa yüklemekle uluslararası sivil havacılık kurallarını ihlâl etmemişti ama 'ahlâk kurallarına'  da uygun davranmamış! Hâlbuki, konunun uzmanları, bu tür malzemenin sivil uçaklarla da taşındığını ifade ediyorlar!
Bu ABD'nin ikinci istihbarat vakasıdır. Birincisinde, Uludere faciası gerçekleşmişti. Hatırlanacağı gibi, ABD'nin verdiği istihbaratla, PKK'lı diye kaçakçıları bombalamıştık! ABD anlaşılan şimdi de Rusya ile aramızı açmaya uğraşıyor.
Ermenistan'dan Suriye'ye gıda maddesi ve insanî yardım malzemesi götürdüğünü beyan eden bir Ermeni uçağını da indirdik. 'İndirdik mi, kendisi mi indi?' durum biraz karışık. Zira, Ulaştırma Bakanı yaptığı açıklamada, 'uçak kendi rızası ile indi' demişti. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a göre  ise Jet uçaklarımız indirmiş!
 Ermenistan, Suriye halkına insanî yardım malzemesi gönderirken, biz Suriye'de terör estiren gruplara destek veriyoruz!
Bazı gazetelerde yayınlanan bir fotoğraf anlayana çok şey söylüyor. 'Özgür Suriye Ordusu' militanları esir aldıkları Suriye askerlerini gözleri bağlı bir şekilde yüz üstü yatırmışlar. Elinde silâh bulunan bir terörist başlarında bekliyor. Biri yerde sırt üstü yatıyor; belli ki, öldürülmüş. Diğerleri sıralarını bekliyor. Biraz sonra cellat, pardon özgürlük savaşçısı kafalarına birer kurşun sıkarak hepsini öldürecek! Bu katiller, çatışmalarda yaralandıklarında bir de bizim hastanelerimizde bizim paramızla tedavi ediliyor!
                                     *
Tunceli'de kahraman bir polisimiz, yol kontrolü yapmak isteyen PKK'lılarla çatışmaya giriyor, kendisi de yaralanmak pahasına bir PKK'lıyı öldürüyor; birini yaralıyor, diğerleri kaçıyor. Polisimiz o hâliyle, yolcu olarak içinde bulunduğu sivil aracın direksiyonuna geçiyor, diğer iki yaralı sivil vatandaşla birlikte, aracı Tunceli merkezine kadar götürüyor. 
Devlet katından bu kahraman polisimizi takdir eden bir açıklama duyanınız oldu mu? Kahramanlarının başına gelen bunca hadiseden sonra hâlâ daha kahramanlık örnekleri vermeyi sürdüren, vatan sevgisi bu kadar yüksek başka bir millet var mıdır acaba?  

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık