• 12 Aralık 2014, Cuma 9:46
İsaÇolaker

İsa Çolaker

YENİ ŞİİRİN RÜZGARIYLA
Bir çok okurum , yazılarınızda niye 'yeni' şiirler yok diye soruyor  Eski şiirin rüzgarıyla (klasik şiir), yeni şiirleri  yazılarımda kullanmak istiyorum. Yazarken, şiirin kendinden çok, yazılarıma kattığı zenginliğe bakarım. Sadece 'eski' ya da 'yeni' diye şiirleri tasnif etmiyorum. Yazının ruhuna ve havasına ne uygunsa, onları kullanmakta beis görmüyorum. Köken itibarıyla yeni Türk edebiyatı araştırmacısı olmam, yazılarımı sadece yeni şiirle yazmama yetmez diye düşünüyorum. Yeni şiirdeki imge, metafor, mecaz ya da mana derinliğini fazlasıyla bilen biriyim. Onun için şiir, yazı mutfağımın değişmez araçlarındandır. Her şiir mutlaka dönemini yansıtır ama, iyi şiirin çağdaşı falan da olmaz.Yazımı, yeni şiirin rüzgarıyla başlığıyla taçlandırmışken, yeni şiirin rüzgarını yansıtan bir metin de ortaya koyalım derim .
Yeni şiirimizin emek ve direnç tarafını anlatan bir şairimizle başlayalım. Şiirlerini daha çok iş, aş, emek ve sevgi üzerine yazan Ahmet Arif ustadan bahsediyorum. Diyarbakır'ın yiğit ve gür sesli şairi , kendini ve halkını en iyi anlatan adamlardan biri. Koşarak şiir yazan veya sesli şiir üstadı diyeceğim bir şair .Bakın ne güzel mısralar resmetmiş modern zamanlarda : "Tükür yüzüne celladın / Fırsatçının / Fesatçının / Hayının / Dayan kitap ile /Dayan iş ile / Tırnak ile diş ile / Umut ile /Sevda ile düş ile" diyen şairimiz , umudu fakirin malı görenlere ne güzel cevap vermiş. Her türlü melaneti yiyen toplum düşmanlarına karşı ,direniş için; emek , düş ve direnişi öneren şair gönlü . Ne umutlu ve sıcak bir şiir dili. Yeni şiirin rüzgarı biraz da , bu güncel dil ve imgeler de değil mi ? Şairin hikayesi de olan "Hasretinden Prangalar Eskittim "şiirini hatırlayınız .
Yeni şiirin rüzgarı, biraz da aşktan yana eser. Yeni şairlerimiz aşkını remiz ve sembollerden çok , daha sahici ve ince tematik unsurlarla anlatır. Bu , onları biraz da sufi meşrep bir şiir diline yaklaştırır.Yeni şiirin kapalı, müphem olduğunu anlatanlar, bu yapıya eleştiri getirirler. Olsun .Hep açık(!) şiir mi okuyacağız? Bu, neyse ? Yani ,anlaşılır şiir demek isterler diye, düşünüyorum. Şiir sadece kelime dizmekse , bu , hurufatçılıktır . Yine bir İlhan Berk şiiriyle devam edelim :" Her akşam seninle / Yeşil bir zeytin tanesi / Bir parça mavi deniz / Alır beni. / Seni düşündükçe / Gül dikiyorum elimin değdiği yere /Atlara su veriyorum /Daha bir seviyorum dağları."Sevgiliyi görünce tabiata dönen şair gönlü, ne güzel anlatır denizin anımsattığı yaşamları ? Akşam sevgilisiyle olan ozan ; zeytini, denizi, maviyi ışıltılı dünyasının atlısı yapar. Yeni şiir daha ne yapacak , manayı atlı gibi koşturan dizeler.
Yeni şiirin rüzgarıyla derken , onun , bir metafizik ve toplumcu tarafı olduğunu da unutmayalım. Yani şiirin 'yenisi', eskiyi de unutmaz böylece. Çünkü ruhlar ve inanç eskimez.Yeni şiirde imanı zayıf zevat varsa, o , bireysel bir tercihtir. Şiirimizin tümünü temsil etmez . Mesela , yedi güzel adam ve çevresindekiler , yeni şiirimizin eskimez tarafını açıklarlar. Sezai Karakoç , Erdem Beyazıt , İsmet Özel , Mehmet Akif İnan , Osman Konuk,  Arif Ay vs. şiiri , bu tespitime giren ozanlardır. İşte bir Cahit Zarifoğlu dizesi ve dingin anlamlar: "İçim, ey içim. / Bu yolculuk nereye? / Yine bir şehrin ölümünü başlatır gibisin."Yunus'un içine bakan sufi mısraları gibi dizeler. İçine seslenen şair, aslında dışını ya da şehri anlatır gibi! Şehri öldüren görsellik değil mi? İnsanın dışarı dönük nefsi bu kadar mı güzel işaretlenir. Evet. Çağdaş şiirin okunası tarafı bundandır. Dışarıdan da içeri,içeriden de dışarı bakan modern bir şiir dünyası .
Şiirin pörsümez ve eskimez tarafını iyi anlatan şiirler de 'yenide' vardır. Yeni şiir, durağan bir zaman diliminde yazılmadığı için,içinde değerleri de olan şiirdir. Kökü eskiden gelen yeni şairlerimizden bazıları , bu şiirin ete kemiğe bürünmüş klasik 'yeni' dizelerini yazmışlardır .İnci Enginün hocanın  'eskiler'(1923-1940 doğumlular) dediği bu şairler grubu , aslında cumhuriyet şiirinin tanıdık yenileridir .Yahya Kemal , Mehmet Akif ,Ahmet Haşim,Necip Fazıl vs. Ben de onları, kökü mazide olan yeniler diye adlandırıyorum .Yeni her daim , eskiyi yenen değildir. Onu yenileyen ve sürdüren de yenidir .Necip Fazıl'ın duru hece mısraları yeni şiirin atlılarıdır :" Bu yağmur delilik vehminden üstün; / Karanlık kovulmaz düşüncelerden. / Cinlerin beynimde yaptığı düğün /Sulardan, seslerden ve gecelerden."Üstadın yeni kelimelerle kurduğu mana dünyasına bakar mısınız? Cinler beyninde düğün yapan adam !Yağmurun vehmin üstünden geldiği deruni manalar! Nedir bunlar Allah'ım?Tam bir şiir metafiziği ve ruhun dinlenme anları .İşte yeni şiirin ruhu yormayan , dingin dünyası budur .
Eski Şiirin Rüzgarından ilhamla anlamlandırdığımız 'yeni şiir' yazımızı, derin bir ozan öngörüsüyle bitirelim .Buradaki derinliğin de , başka bir yeni şiir tartışmasının malzemesi olması dileğiyle : "Teslimiyet pazarlıksızdır..İhlas endişesizdir..Samimiyet gösterişsizdir.."İsmet Özel

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık