• 04 Ocak 2015, Pazar 12:20
İsaÇolaker

İsa Çolaker

YANAN DEDE YAMAN DEDE
 Yaman Dede, hakkında pek fazla konuşulmayan yakın dönem şairlerimizden biridir. İyi eğitim almış bir Mevlevi ozandır. Onun şiirleriyle tanışmam, Mustafa Özdamar'ın kelepirden aldığım bir biyografi çalışması vesilesiyle oldu. Yaman Dede'nin yaşamını ve sanatını anlatan hacimsiz çalışma, beni bu yazıyı yazmaya teşvik etti. Bir de Yaman Dede'nin güzel sufî dizeleri. Onun hayatının ve eserlerinin bu zamana kadar konuşulup yazılamamasına da şaşırdım desem yeridir. Çok akıcı, inanç dolu bir yaşam ve bir o kadar da basit bir sufî şair portresi.
Osmanlıdan Cumhuriyete uzanan ve çok mütevazı bir yaşamı olan Yaman Dede, Farsçaya hakim olması ve onu Mesneviyi anlamak ve yorumlamak için kullanması nedeniyle çok kuvvetli bir İslami şiir yapısına kavuşmuştur. Avukatlık, öğretmenlik dahil bir çok meslek icra eden ozan, içe dönük bir yaşam sürmüştür. Mevlevilik ve Konya sevgisini de ödünsüz sürdürmüştür. Genellikle naatları ve mesnevi yorumlarıyla bilinen usta şair, yeni yeni yayın dünyasında tanıtılmaktadır. Dizeleriyle tanışmak için önce Yahya Kemal'in onun hakkında söylediklerine kulak verelim:” Yüz sürdü gerçi pâyine çok Müslüman Dede / Mollâ-yı Rûm görmedi bundan Yaman Dede.” Gerçi Peygamberin ayağının izine çok Müslüman dede yüz sürdü ama Anadolu mollaları bundan daha yaman bir dede görmedi diyerek onun tasavvufta geldiği yere işaret etmiştir.
Şiirlerinde sahici bir aşk ifadesi görülen Yaman Dede, beşeri aşkı da ilahi aşkı da çok güzel birleştirmiş bir şairdir. Ağlatma Beni adlı şiirinde gündelik sevgiyi çok güzel ve sufi motiflerle anlatmıştır : “Yak sinemi ateşlere, efgânıma bakma / Ruhumda yanan ateşe nîrânıma bakma / Hiç sönmeyecek aşkıma imanıma bakma / Ağlatma da yak, hal-i perişanıma bakma!...” Sevgimi ifade etmek için, inlememe ve yanmama bakma. İçimdeki hiç sönmeyecek imanıma ve aşkıma da bakma, beni üzme de, yak mesele değil diyor. Sevgi için yanmayı, var olmanın ve yaşamanın anahtarı olarak görüyor. Tam ıstıraptan haz alma hali. Allah için çekilen çileye ve ilahî aşka tutulma meselesi.
Bugün mevlithan ve tasavvuf musikisi sanatçılarının büyük bir vecd ile söyledikleri meşhur “Yanan Kalbe Devasın Sen” isimli naat onundur. Mevlevi bir geçmişi olan şairin her şiirinde bu havayı görmek mümkündür. Yaşamın içinde ve gündelik hazlardan uzak bir sufi yaşama talip olan ozan, bu inanmışlık dizelerini çalıştığı yerlerdeki öğrencilerine de terennüm etmiştir. Bu şiirlerin çoğu da bestelenmiştir: “Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen / Muazzam bir sehasın sen, dilersen rehnumasın sen / Habibi Kibriyasın sen Muhammed Mustafasın sen / Cemalinle ferahnak et ki yandım ya Resulallah.” Amir Ateş ekibinden çok dinlediğimiz bu klasik dizeler, tüm zamanların en iyi naatlarından kabul edilir. Habib-i Kibriyasın.. cümleleri hala dinleyenlerin kulaklarındadır, sanırım.
Yaman Dede'nin şiirleri içinde en iyi soluklu olanları da Mevlana sevgisini verdiği mısralardır. Mevlana ve Konya'ı suyolu yapan bir şair yaşamına tanıklık ediyoruz. İşte onun Mevlana'ya gönlünü teslim ettiği Ney adlı şiirindeki satırlar :” Bu cihanın ötesinden geliyor nağmeleri / Kanatır sineyi, kalbi, deler elbet ciğeri.” Neyi konuşturan şair gönlü, onun sesinin ahiretten geldiğini ima ediyor. Neyi sanki Allah adına konuşturuyor. Ciğeri delip geçen bir ney sesi ve Mesnevinin başlangıç dizelerine atıf yapan bir cevabî şiir. Sanki ilk on sekiz Mesnevi beyti yorumu!
Yaman Dede'nin dikkatinize sunacağım bir özelliği de, onun hocalığından ve Mevlevi tekkeleri tecrübelerinden gelen güzel sözler geleneğidir. Hocanın, Ahmet Kahraman ve  Hayrettin Karaman'ın da Farsça hocası olduğunu düşünürseniz, nasıl bir derin kültüre vakıf olduğunu anlarsınız. İşte o derin sözlerden bazıları: ”Mevlana'yı çocuklarımıza tanıtmak milli bir görevdir. Allah hep lütfeder. Kahır gibi görünmesi, bizim bakışımızın kötülüğündendir. Saadetin ölmez çiçekleri, gözyaşlarıyla sulanırsa büyür. Okuduklarımı okumakla kalmaz, kadeh kadeh içerek ruhuma sindiririm vb.” Çalıştığı okullarda buna benzer hoş sözler ifade eden Yaman Dede'nin ne yaman bir adam olduğunu, onu anlatan eserleri okudukça daha iyi göreceksiniz. Muhsin İlyas Subaşı'nın da onu anlatan “İki Mevlevi” adlı özgün bir çalışması da vardır.
 Gönül yangını aşikar olan nice yaman ve yanan dedeler olduğunu ve Anadolu'nun bu milli kültürle dolu olduğunu bilen biri olarak,  o gönüllere su serpecek bir Yaman Dede dizesiyle sonlandıralım: “Günler geçer ızdırab içinde, / Ten mahvolur ah u zar içinde,  / Mes'ud görünen azab içinde, / Rahat nerede! Mezar içinde.” Nice yanan ve yaman dedeler yetiştirebilmek dileğiyle.
Kitap notu: Rübailer , Arif Nihat Asya , Şiir, Ötüken Yay.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık