• 14 Aralık 2017, Perşembe 8:08
İsaÇolaker

İsa Çolaker

ÜZÜLME
 Üzmeyi ve üzülmeyi yaşam biçimi haline getirmiş insanlarla yaşıyoruz. Ben de diyorum ki, üzülmeyiniz. Siz üzüldükçe, üzülmeyi ideoloji haline getirebilirsiniz. Aslın da üzülmek de bir vakadır! Lakin, sizi üzenlerin ekmeğine yağ sürecekse, üzülme derim. O kadar çok üzülüyoruz ki, sanki üzülmek bir felsefe meselesi olmuş! Bazen bizi üzenleri de sevebiliyoruz! Yani celladını sevmek gibi bir şey. Ne olur sizi üzenleri ve üzülmenize vesile olanları sevmeyin. En azından onlara buğz ediniz. Çünkü üzmek ve üzülmek amaç olamaz. Üzülmenin bir çaba sonucu olduğunu düşünüyorum. Çabalarımızı sadece üzmeye ve üzülmeye ayırırsak, kendimizi geliştiremeyeceğimizi düşünüyorum. Üzülmelerimize göz atarsak, birçok üzülme ve üzme nedenimiz olduğunu görürüz.
Üzülme, çünkü hüzün insanı geliştirse de üzüleni geri getirmez. Hüzünlü birisi olmama rağmen, üzülmeyi bir yaşama aracı olarak görmüyorum. Yeterince üzülme unsuru varken, mutlu olmanın ve etmenin yollarını aramalıyız. Aşırı hüzün, üzülme yüreğimizi yoruyor. Kalbimizi geriyor. Tansiyon çıkarıyor! Yanlış yaptıysan tövbe et, günah işlediysen özür beyan et. Ne kadar üzersen, o kadar üzülürsün. Kural budur. Üzülmeyen alçak değildir, olsa olsa, merhametsizdir. Sadece üzmek ve üzülmek için yaşanmaz. Üzdüğün zaman da Rabbine karşı istiğfar et. Hiçbir zaman üzen değil, huzur veren adam ol. Allah'ın rahmeti sonsuzdur. Tövbe kapısı da açıktır. Allah üzenleri değil, üzmeyenleri sever. Çünkü o kötülerin düşmanıdır.
Üzülme, kaybettiklerin için üzülmeye değmez. Çok nimetlere sahipsin. Bir şeyi kaybetsen ne olur? Allah sana kaybettiğine karşılık başka bir nimet bahşeder. Allah'ın nimetleri saymakla bitmeyeceğine göre, kaybettiğine üzülme, kazandıklarına sevin. İyiliğin mükafatı misliyle olduğuna göre, insanları üzüp de niye zarar giresin?" Hayır ve şer her ne ki işlerse kişi kendinedir/Kimseyi hor görmez bilse kişi kendi nedir. "Kişi kendini bildikçe, hayrın ve şerrin ne olduğunu bilir diyen şair sözü ne güzeldir! Üzmeyi araç haline getirenler, üzülmenin ne olduğunu bilen vandallardır. Modern insan üzmeyi içselleştirmiş bir haldedir! Sosyal medyadaki sövüşmeli sözler ve üzüntülü yazılar bunun birer ispatıdır. Mutlu olmanın düşmanı olan üzülme, bizi kendimizden uzaklaştıran bir halin da adıdır. Kendimiz olmak için, olabildiğince az üzülmeye ve üzmeye çalışmalıyız.
Üzülme, çektiğin sıkıntı ve musibetler imtihanındır. İmtihanın, imanından büyük değilse mesele yok derim. Birçok zor anlarım da, bu sözün dinlendirici dünyasına sığınırım. İnsanlara ihsanda bulundukça üzülme. İhsan, her kapıyı açar. Hatta dünya bugün var, yarın yok'un dünyasıdır. İmtihan içinde yaşadığını unutma, imtihanın da zor olan sevgiyle karıldığını da unutma. Sevgi, her üzmenin düşmanıdır. Seven aşk adamı kimseyi üzmez. Belki de kendi üzülür! Dünyanın seçim ve geçim dünyası olduğu beyaz bir yalandır. Dünya üzülmeye ve ağlaşmaya değmeyen bir varlık alemidir. Başımıza gelen belaların bir kısmı da, bizi üzse de, kader-i mutlaktır. Yani üzülmelerimizin bir kısmı, bize rağmen yaşadıklarımızdır. Belaya sabretmek, belki de üzüntümüzü azaltır, ne bilelim! Allah'ın hasbinelalahi vekil olduğunu unutma, oldu mu?
Üzülme, karşılaştığın zorluk ya da musibetlerin birer keffaret olabileceğini düşün. Ödediğimiz ya da ödeyeceğimiz bedeller, belalarımızın saymaca karşılığı olabilir. Çektiklerimizin bizi geliştirdiğini ve zor şartlarda gelişmemizi sağladığını düşünüyorum. Meselelere teslim olup üzülmektense, meseleleri çözmeyi yeğ tutan bir kafa yapım var. Allah bize yeter, O ne güzel vekildir, ayetini kafandan çıkarma. Sırtını meselelere değil, Allah'a dayarsan daha az üzülürsün. "İflâs-ı ye'se düşmeden Allah saklasın" Ümitsizlik belasına düşmeden Allah saklasın diyen Nabi, ne kadar haklıdır. Bize ümitsizlik yakışmaz, üzülmeyi çok merkeze alırsak, yaşamın haklı ve mutlu tarafını ıskalarız. Günümüz insanı üzülmeyi ve üzmeyi meslek mi edindi acaba?
Bir gün çok üzüldüm, çok derdim var dersen, bil ki yardımcın dostların da olacaktır. Bunu ben yüzlerce kere yaşadım. Kulağının üstüne yatan, seni duymayan, üzebilecek iyi gün dostların da çıkacaktır. Olsun, onları ayrık otları say, Seçtiğin bir arkadaş, bazen seçemediğin bir kardeşten hayırlıdır. Unutma, arkadaşın da vefalı ve hayırlı olsun. İyi gün dostu, paracı ve mamacı adamlardan uzak dur. Üzüntülerimizin kaynağı biraz da bu kötü gün hayırsızı, vefasız sahte insanlardır. Üzülme diyorum, lakin gel de üzülme! Sen yine üzülme, türkülerini söylemeye devam et. İnsanları sev, seni üzecek adamaları yanına yaklaştırma. "Allah'a dayan, sa'ye sarıl, hikmete râm ol. /Yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol" diyen Mehmed Âkif merhum ne kadar güzel söylemiş. Üzülmememiz için bize Allah yeter. Yeter ki biz onu ve sevenlerimizi üzmeyelim. Eğer bir gün dünya ait basit bir meselen olursa; Rabbine dönüp ne çok imtihanım var deme! Derdine dönüp, 'benim çok büyük bir Allah'ım var' de. Ben birçok zorluğu böylece aştım ve aşmaya devam edeceğim. Belki pesimist bir yazı oldu ama olsun hayat biraz da arabesk değil mi? Yazımın başlığı üzülme olsa da: Üzül, üzülmeyen alçaktır ama, üzen birisi olma, ey okur!

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık