• 17 Mart 2017, Cuma 7:46
İsaÇolaker

İsa Çolaker

ŞAH MAT MI, PADİŞAH MI?
 Şiirimizin padişahları ya da padişah şairlerimiz, bizim şiir geleneğimizde önemli yer tutarlar. Çok göz önünde olan padişahların, sanata ve sanatçıya duydukları ilgi beni hep cezbetmiştir. 
Bir yanda sanata destek çıkan ve sanatçıya maddî arka çıkan devlet yöneticileri, diğer yanda, onlar gibi sanat yapan ve üreten padişahlarımız. Ne güzel. Bunların dikkate değer ürünlere imza atıklarını divanlarından hareketle söyleyebiliriz. Şöyle bir edebiyat gezintisi yaptığımız zaman bayağı bir padişah sanatçımız olduğunu görürüz.
Günümüz politikacılarının okudukları hazır şiir  ya da edebi ürünler bizi ne kadar heyecanlandırıyorsa, bir o kadar da yazan ve söyleyen padişahlar, ilgi duymuşumdur. 
Bunlardan bazıları şunlardır: Muradî (2.Murat), Adlî (Sultan 2.Bayezid), Muhibbî (Kanunî Sultan Süleyman), Meftunî, Acizî, Avnî (Fatih), Selimî (3.Selim), İkbalî (2.Mustafa), Cihangir (3.Mustafa ), Sarı Selim (Sultan 2.Selim) vb. Daha çok şiir örnekleri olan sanatçı, devlet adamları, padişahlarımız, bürokratlarımız vardır. Bunların şiir örneklerine baktığımız zaman da, sıradan metinler olmadığını görürüz. Başlığa çektiğim metin; rahmetli Cem Karaca'nın Şah İsmail ve Yavuz Sultan Selim'in şiirlerinden bestelediği şarkıların albüm adıdır. Şah mat mı, padişah mı diye soran Cem Karaca'ya padişah ve şairlerimiz diye cevap veriyorum.
Sultan şairlerimiz arasında ilk konuşacağımız sanatçı, Fatih'tir. Avnî mahlasıyla yazan Fatih, şiirlerinde sevgiliyi anlatırken oldukça naif ve duru bir sevgiye vurgu yapar. Gönül sazımıza mızrap olan şiirleri, dokunaklı ve açıktır: “Zülfünün zincirine bend eyledi şahım beni / Kulluğundan etmesin azad, Allah'ım beni.” diyen Fatih; Allah'ım beni, senin  zincire benzeyen saçının güzelliğine köle etti. Allah'ım beni senin kulluğundan serbest bırakmasın diyerek sevgilinin yaptıklarından memnuniyetini de anlatmaktadır. Allaha olan bağlılığıyla, sevgiliye olan bağlılığını mecazen aynı görmektedir. Yani seni seversem, Allah' a kulluk etmiş olurum diyor ozan.
Şiirlerinde güzel bir eda tutturan padişah şairlerimizden biri de Yavuz Sultan Selim'dir. Şiirlerinde Selim mahlasını kullanan ozan, şiirlerindeki sevgiliyi çok güzel anlatan bir şiiri diline sahiptir. Namık Kemal, padişah ozanların en büyüğü Yavuz'dur der. Popüler ve bilinen bir gazelinde Yavuz sevgiliyi bakın neye benzetir: “Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzan / Beni bir gözleri ahûya zabûn etti felek.” Aslanlar pençemim korkusundan tir tir titrer ve  gözyaşı dökerken, felek beni ceylan gözlü bir güzel ahuya düşkün etti diyerek, zamana ve kaderine gönderme yapar. Sevgilinin karşısında yaşadıklarına çok güzel bir tasvir yapmaktadır. Şair gönlü padişah da olsa, sevgi karşısında çaresiz ve bir o kadar da aşıktır.
Osmanlının başarılı cihan padişahlarından ve komutanlarından olan Kanunî Sultan Süleyman, nam-ı diğer “Muhteşem Süleyman”da şiir dili güçlü olan bir padişahımızdır. Çağdaşı Fuzulî ve Bakî'nin şiirlerinden etkilenen Muhibbî mahlaslı padişahımız: “Cana Muhibbî kıymeti çünki bilünmedi /Bir gün ola ki biline giçdükdü ruzgar.” diyerek kendi değerinin pek bilinmediğinden hareketle mütevazılık yaparak, kelimeler üzerinde oynamaktadır. Muhibbî gibi bir güçlü şairin sesi ve şiiri nasıl duyulmaz? Ey sevgili! Benim şimdi kıymetim bilinmiyor ama, zaman geçtikçe şiirim ve sevgimin gücünü anlayacaklar diyor. Şair rüzgar kelimesi üzerinde de oynuyor. Hem devir, hem de rüzgar anlamına kullanıyor. Bağlama uyan da zamandır. Sevgili Muhteşem Süleyman, rahat ol. Şiirinin ve komutanlığının değerini bilen kuşaklar bugün de var. Rahat uyu.
Şiirini konuşacağımız son hanedan şairimiz de Safevî hanedanı Müslüman-Türk kardeşimiz Şah İsmail'dir. Cem Karaca'nın başlığa yansıyan ve  şah dediği, Şah İsmail'dir. Güzel türkü  ve deyişleri olan ozanımız savaşta rakip olsalar da padişahlarımız kadar güzel deyiş ve türkülere imza atmıştır. Cem Karaca üstat da adı geçen albümde (şah mat mı padişah) onun eserlerinden okumuştur. Hatayî mahlasını kullanan ozanımız, gerçekten içli ve hüzünlü bir şiir diline sahiptir. 
Alevî-Bektaşi bir anlatımı olan şairimizin Yunus diline yakın bir dinî şiir dili vardır. Fuzulî ve Nesimî etkisi görülen şairimizin; Hatai, Hatayi adlı başka taklitleri de vardır. Şah İsmail: “Muhammed Aliyi candan sevenler / Yorulup yolda kalmaz inşallah / İmam Hasan'ın yüzünü görenler / Hüseyin'den mahrum olmaz inşallah.” diyerek Ehl-i Beyt yolunun ne denli bir aşığı olduğunu şiirlerinde ortaya koymuştur. Hz. Muhammet'i ve Hz. Aliyi sevenler yolda kalmaz diyerek, bize önder insan tipi çiziyor.
Hanedan şairlerimizden bir demet sunduğumuz yazımızı, onlara ve sanatlarına saygı olarak; güzel bir padişah Sultan 1.Ahmet şiiriyle bitirelim: “Her müşkil iş âsân olur / Derd-i dile derman olur / Canın içinde can olur / Esrar-ı zikrullah ile. “Allah adını zikretmenin faydalarını anlatan şair, Allah'ı zikrettiğin zaman tüm işlerin kolaylaşır diyor. Onun zikriyle beraber, dertlere derman ve can içinde can oluşur demeye getiriyor. Tüm padişah ve devlet büyüğü sanatçılarımıza selam olsun. Hepsinin aziz ruhları şad olsun.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık