• 16 Ağustos 2019, Cuma 22:03
İsaÇolaker

İsa Çolaker

MAVİSİDİR YAŞAMAK

Denizin dinlendirici mavisi, kumun sıcacık ortamı bizim için engin bir özellikti. Giresun'da yaşamak, denizin ve kumun kucağında büyümekti. Çerkez'de, Ada'da, Uluburun'da, Ayvasıl'da deniz yapmak tabirimiz vardı. Arkadaşlarım, deniz size ne yapar derdi?  Gerçekten de,  denizin bize ne yaptığını bilmeden yaşardık! Meğer, kum ve deniz bizi uçururmuş. Denizin ve kumun bizi nerelere sürüklediğini şimdi daha iyi kavrayabiliyorum.
Deniz sizi engin olmaya alıştırır. Türküdeki ”engin ol gönül/ engin ol” mısralarını en iyi denizde keşfedersiniz. Sizi kucağına alan Yeşilgiresun, sizi bir beşik gibi sallar. Karadeniz'in hırçın ve sert dalgası, sizin tüm stres ve yorgunluğunuzu alır. Alır da siz sonra anlamazsınız. Mavinin derin sessizliğinde, yelken sefası yaparsınız da, hiç yaşamamış gibi olursunuz. Ruhunuz denizle birleştiğinde, sudan geldiğinizi, en iyi deniz mavisinde anlarsınız. Deniz mavisi cümlesi, en iyi Giresun sahilinde anlaşılır. Memleketimin mavi-yeşil duruşu beni çok etkiler. Yeşilin kışkırtıcı tonu maviyle buluştuğu zaman, sizi bekleyen, ruhunuzun rehabilite olan dingin halidir.
Kumun denizle buluştuğu Yeşilgiresun sahilleri, sizin sıcakla olan imtihanınıza da şahitlik eder. Memleketin sıcağı da nemlidir. Tabiatın kiminle birlikte paylaşıldığını da, deniz mavisi sahilde anlarsınız. Martı, yengeç, balık, salyangoz, eşliğinde geçireceğiniz bir tatil, sizin Allaha olan yakınlığınızı da artırır. Sırtınızı doğaya verdiğiniz de, en iyi dostunuz dağlar olduğunu, Ahmet Kaya şarkısı eşliğinizde anlarsınız. En iyi durağın, “göğe bakma durağı” olduğunu söyleyen Cemal Süreya dizeleri, bu kumsallarda anlaşılır. Çerkez sularının bir tefekkür abidesi olduğunu yüzdüğünüzde bilirsiniz. Küçük adaya kulaç sallamanın tadını, martı saldırısını en iyi sahillerimizde anlarsınız.
Karabatak tadında kaçamaklar için, deniz bir şifa kaynağıdır. Hüznünüzü salıncak yaptığınız, ufku yere indirdiğiniz zaman, deniz vaktidir. Onun için, illa deniz diyenlerdenim. Denizi keşfedenin, yaylanın yüksek derinliğini de anlayacağını düşünürüm. Denizin sizi yükselteceği yer, yaylalardır. Böyle de olmaktadır. Pazarsuyu'nda yakaladığınız su serinliğini, Bektaş yaylasının serinliğiyle buluşturursanız, çok anlamlı bir zihinsel detoks yakalarsınız. Mevzu budur. Sadra şifa gördüklerim böyledir. Aslında yazdıklarım tarihsel yaşanmışlıklardır. Şu an gurbetteyim. Uzun bir zamandır da, Giresun'umu yeniden keşfedemedim! Olsun, yine yeniden Giresun yaparım…
Oba oba, dağ dağ yükselebileceğiniz saklıcennet Giresun, aslında bir şehrienderdir. Çünkü hala betona teslim olmuş yaylalar, bozulmamış koylar şehrimizdedir. Mavigöl,Kümbet, Tamdere, Uzundere, Pınarlar, İkisu, Süllü, Tamzara, Yedigözeler, Alucra yaylaları bakir olarak durmaktadır. Mavisi yaşamak olan şehir, bozulmadan sizi beklerken, kafa dinlemek isteyen kent insanı için de ulaşılabilir sığınaktır. Ordulu şair Tıflı'nın Hamsiname'de: “Hamsi suyu ile derman etmenin imkânı var./Kem gözle bakma Hamsiye gıdayı ruhtur.” Mısralarıyla anlattığı deniz ve balıkları da buradadır. Defne yaprağına sarılan ada mezgidi, lüküsle avlanan lendunuz hepsi bizimdir. Yaylalarda gezen ruhumuzu, balıklarla sahile sürükleriz. Her balık bir yaşamdır. Halikarnas balıkçısını Bodrum aşığı yapan deniz, beni de Yeşilgiresun bendesi yapmıştır. Ayağımın suya değmesi bile yeter!
Gençliğimin uzun bir bölümü Gemilerçekeği'nde geçti. Burada doğdum, büyüdüm, suya ayağım değdi. Suyla ilişkim burada başladı. Pat pat sesli, Erbakan gümüş motorlu filikaları burada bekledim. Denizle bütünleşen Giresun adasını su yolu yapmştık. Maviturla anlam kazanan adalı günlerimiz tam bir amatör turizm olayıydı. Yüksek ada kıyılarından atlamak, zıpkın-palet avlanmak sıradan bir deniz cümbüşüydü. Pirinç semaverde çay, tenekede midye beslenme kaynaklarımızdı. Adanın amazon kokan surları, tam bir gezme mekanımızdı. Kaya oyma deniz babaları, halatlarını beklerdi. Sevgilisiyle hemhal olmak isteyen azade gönüller, Tanrısını arayan ruhlar, sizin için yaratılmış bir beldedesiniz. Kıyıya paralel balıkçı barınakları, emekçi balıkçılar, çapara kollayan avcı amatörler, uyuyan deniz hep sizi bekler. Yakamoz altındaki aşklar, fener artığı renk cümbüşleri, hep sadık hemşerilerini bekler. Bilirim, Giresunlu memleketini sever.
Deniz mavisi yaşamanın liman ayağını anlatarak bitireyim. Taşlar:Birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü taşın maceraları da başkaydı. Karşıdan karşıya yüzmek, limanı geçmek anlamına gelirdi. Bir kere geçtim ama, sanırım geri gidemedim. Olsun, mesele değil. Azmin elinden ne kurtulur. Bıldrcın avcısı fileleri anımsıyorum. Oradan aşırdığımız bıldırcınları da. Sahipleri helal etsin artık! Gelmeyen balıkları bekleyen, misinası takılan, lüksü patlayan balıkçılara selam olsun. Balıkçı Paşa'nın, Usta'ların kum kosterlerine hayıflanırken, niye kum çıkardıklarını ve denizi yok ettiklerini de düşünürüm. Aşk kokulu bir Ümit Yaşar Oğuzcan dizeleriyle sonlandıralım:” Senin ümitlerin/Senin arzuların olmalı/Bütün karanlıklara razıyım/Yalnız uzaklarda, çok uzaklarda/Bir gemici feneri yanmalı.” Yanmalı aşkın feneri, hiç sönmemeli küçük limanın naif feneri. Bilmem yanar mı Giresun Liman feneri?


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık