• 03 Nisan 2018, Salı 8:51
İsaÇolaker

İsa Çolaker

İYİLİK BAKİ KÖTÜLÜK ZAYİDİR
 Bizim medeniyetimiz iyilik medeniyetidir. İyiliğin seçilen bir şey olduğunda anlaşmamız lazım. Tersi olan kötülük de tercih edilen bir şey olabilir! İyiliğin şartları kadar, seçili vasıfları da vardır. İyiliğin tabiatında bir hasbilik olduğunu da unutmayalım. Peygamberimizin de bir iyilik elçisi olduğunu kavramamız lazım. İyilik, insan kaynaklı bir gönül köprüsüdür. İnsanın insanla, insanın tabiatla ya da çevresiyle kurduğu ilişki iyilik neticesinde oluşur. Kültür köprüsünün ana unsurlarından olan iyilik, belirli kurallar toplamıyla gerçekleştiğinde medeniyetin ana yapıcılarından olur.
İyiliğin başlangıç şartlarından birisi gizli yapılmasıdır. Şeklen açık olan iyilik, muhteva ve sonuç olarak gizlidir. Çünkü iyilik, ne kadar afişe olmazsa, o kadar amacına hizmet eder. Bir elin diğerini görmediği bir iyilik mümkündür. Doğru olan da budur. Günümüz insanı göstere göstere iyilik yapar oldu! Oysa iyiliğin doğası en azından onun açık edilmemesini gerekli kılar. Kötülüğün kol gezdiği dünyamızda, bir iyilik yap ki medeni olasın. Medeni olmanın birincil vasfı dediğim iyilik, ne kadar görünmez olursa, o kadar iyi olur diye düşünüyorum. Hayrın makbulü gizliliğindeyse, biz de iyiliklerimizi gayet dikkatle yapalım. Hayrına vesile olduğumuz bireyi ve de izzetini korumuş oluruz.
İyilik tez yerini bulmalı. Yerini çabuk bulmayan iyilik, yapan için de güven bunalımına yol açar. İyilik yapılan insanın iyiliğin sonuçlarını anında görmesi toplumsal barışa ve güvene de hizmet eder. Yerini bulmayan iyilik, sonuçları itibarıyla bunalıma ya da merhametsiz buluşmalara yol açar. Kimseye iyilik yaramıyor, kime iyilik yapacaksın, nankör adam.. yakınmaları sonuç itibarıyla itimatsız bir yaşamın inşa edildiğinin göstergesidir. Tez yerini bulmayan ya da eksik yapılan iyilik insanımızı bu tip iyiliksiz cümleler kurmasına yol açıyor. Ne kadar çabuk iyilik, o kadar güzel bir toplumsal anlayış ilerlemesine yol açar. Devletin özürlülere yaptığı nesnel iyilikler buna tipik örnektir. İzli yollar vb.
İyiliklerimiz gözde büyütülmemeli ve insanımızın başına kakılmamalıdır. Sana da çok iyilik yaptık yollu cümleler, tam bir kibir yapısıdır. İyiliği Allah ve millet için yaptığımızı unutmayalım. Millete yapılan her iyiliği, Allah zaten sever." İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a şükretmez" hadisi bizim yolumuza ışık tutmalı. İnsanımız iyiliğe teşekkür ederse, mesele yoktur. İyiliğimizi Halıkın bilmesinden başkası bizim için önemli değildir. Gözümüzde büyüttüğümüz iyilik, bizi sorunlu bir kişilik yapar. İyilik mütevazılığın bir başak adıdır. Bunu aklımızdan çıkarmayalım. İyiliğin toplumcu tarafı da burdadır. İyilik inşa edenler, adsız kahramanlardır. İnsanı iyilikle inşa etmek istiyorsak, önce ona iyiliği sıradan bir şey gibi basitleştirerek sunmamız lazım. Yüceltilen ve duygusuz bir iyilik, insanı iyileştiren bir şey olamaz.
Sürekli olmayan, parçalı ve eksik iyilikler insanımızı itibarsız ve zayıf bir kişiliğe doğru itiyor. Karmaşık ilişkilerin dünyasında yaşıyoruz. Dün iyilik pazarlayanların, bugün katilimiz olduğu bir evrendeyiz. İyiliklerimizin de sahici ve ebedi olmasında yarar var. Sahte iyilikler toplumu ve vicdanı parçalar. İnadına iyilik olmaz. İyilik sürekli olduğu kadar, yaşam biçimi de olmalıdır." İzhâr-ı kın şi'âr-ı dil-i zârumuz degül" (Kin tutmak bizim yaralı gönlümüze göre değildir. Bize yakışmaz.) diyen Nabi; kinci olanın iyilik yapamayacağını anlatmak ister gibidir. Gerçekten de sürekli kin tutmak, iyilik ve dava adamı olmamızı engeller. Her şeye rağmen iyilik yapalım derim. Kötülük yapan zaten yeterince yok mu? Bizim nasibimiz iyilik olsun.
Geleceğin medeniyeti iyilik olmak zorundadır. İyiliğin ve mutluluğun tarihselliğine baktığımız zaman, gelişmiş medeniyetlerin iyilikle inşa edildiği zamanlar olduğunu görürüz. "Taş yeşermez gelmiş olsa nev-bahâr / Toprak ol da bak nasıl güller açar/Taş gibi idin çok gönül kırdın yeter/Toprak ol, üstünde hoş güller biter" diyen Mevlana: Taş gibi olup gönül kıracağına, toprak gibi ol da gül yetiştir diyerek, gül medeniyeti kurmaya talip olmamızı ister. Türk-İslam medeniyeti aynı zaman da bir gül medeniyeti değil midir? Evet. Taş gibi kalplere sahip olmamanın yolu, iyilikten geçer. Toplumda gördüğümüz merhametsizliğin kaynağında, aynı zaman da iyiliksizlik olduğunu düşünenlerdenim.
Haydi iyilik yapmaya diyorum. İnsanlara, tabiata, nebatata, hayvanata, kendimize, insana, beşere, aklınıza gelen her unsura iyilik yapalım. Yoksa kötülük kapıda ve ona ulaşmak için yollar oldukça basit! Zor ve meşakkatli olan iyilik yapmaktır. Tarih kötülerin sefilliğine oldukça şahittir. Kötülerin kazanmadığı, hür ve güzel bir dünya için iyilik yapalım diyorum. Yoksa yeterince kötü ve üzücü bir evrendeyiz. Bunu yüz yıllar önce gören şair ne demiş: "Çok görmüşüz zevalini gaddar olanlarun / Hengâm-ı fırsatında dil-âzâr olanlarun" (Fırsatı ele geçirince gönül kırıp gaddarlık edenlerin, çok geçmeden tepetaklak olduklarını çok görmüşlüğümüz var.) Yarım yüz yıllık ömrümle ben de buna şahitlik ediyorum. Şair Nabi haklı, kötüler daima kaybeder. Bu gözler; ne zalimler ve kötüler gördü ama, hepsi tarihin sefiller çöplüğündeler. Tıpkı yirmi sekiz şubat bin yıl sürecek diyen sefil baykuşların engerek dillerinin zamana ve iyiliğe yenildiği gibi. Yeter ki azcık iyilik yapalım ve dürüst olalım. İyilik baki, kötülük zayidir.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık