• 30 Aralık 2016, Cuma 7:55
İsaÇolaker

İsa Çolaker

ISSIZ HÜZÜNLERİN ADAMI BEHÇET NECATİGİL
 Türk Edebiyatı'nın önde gelen şairlerinden Behçet Necatigil (1916 – 1979), sürekli yeniyi arayan, sorgulayan kalemi, gerek muhteva  gerekse de biçimsel anlamda geleneksel şiirin yanı sıra Batı şiirinden beslenen yönelimi, dönem dönem değişen üslup denemeleri ile modern Türk şiirinde önemli bir yere sahiptir. Edebiyat eğitiminde üzerinde pek durulmayan usta şair, aslında değeri fazla bilinmemiş kayıp hazinelerimizdendir. Döneminde pek sade bir hayat süren ozanın, bu yalnızlıkta tercihli bir payı olduğunu da düşünürüm.
Şair bir sözcüğe, bir söyleme, bir dizeye birden fazla anlam yükleyerek ilk bakışta basit gibi duran şiirlerin sihirbazıdır. Onun basit gibi duran şiirlerini okumak çok keyif verir, derinine inmek için okuyucudan çaba ister. Şiirleri, neredeyse bir Behçet Necatigil mihmandarına ihtiyaç gösterir. Onun şiirinde anlam tek değildir. Onun şiirlerini ne kadar okusam, o kadar az okumuş olurum:" Eser serin bir rüzgar/Sen çok sıcaksın/Koptu senden ellerim, köprü yıkıldı/Seni benim tarafa nasıl alabilirim/Uzaksın. 'Yay' şiirinde ne kadar güzel bir vuslat anlatır şair. Elleri kopmak, köprüsü yıkılmak dizeleri ne güzeldir. Rüzgar kelimesinde ne derin bir kelime oyunu ve mecaz vardır. Sevgilisinden uzak olmayı yay metaforuyla çok anlamlı tasvir eder. Yay, köprü, uzak kelimeleri ne şirin sıcaklığı anlatır. Dramı böyle usta anlatan bir şiir dünyası vardır şairin.
Necatigil'in belirgin özelliklerinden biri de şiirlerinde mutsuzluğun, hüznün egemen olmasıdır. Fakat ondaki mutsuzluk, bilinen anlamından farklıdır. Büyük bir mutsuzluk değil, ama ince ve derin bir duygudur. Hüznün mütebessim yüzü desem daha doğrudur. Onun mutsuzluğu şuurlu bir tercihtir. Sade mutsuzluk diyeceğim mısraları vardır. Mutsuzluğu sevmek, ondan ders çıkarmak isteyen okur, onun şiirine baksın derim. Mutsuzluk bir şaire ve şiirine bu kadar mı yakışır:" Ben artık bulunduğun şehirden gittim,/İnsan kuş misali!/Sen hala/O kalabalık evde olmalısın,/Gelip gidenin çok mu bari?/Üzgünüm Leyla,/Dünya hali!" Evet, dünya hali yalnızlık budur. Leyla'sını arayan şair, 'sevda hali'ninde yenilmişliğini ne tatlı anlatır. Mutsuzluğu bu kadar mı güzel anlatır bir insan. Ona mutsuzluğun şairi diyorum.
Herhangi bir siyasi angajmana ve edebi akıma yönelmeden sanatçı duruşunu korumuş bir şair, bir fikir adamıdır. Onun bunu verili ve bilerek yaptığını düşünüyorum. Politik bir şiiri olsa, bu kadar güzel yalnızlık ve şahsiyet şiirleri yazabilir miydi? Hayır. Sadece bir cenahın şairi olur, sonrasında da çoğunluk kibrinin aracı olurdu. Onun okuma ve kitaplar  konusundaki yazdıkları da çok sahicidir. Kendi yalnızlığını sıradanlıktan kurtardığı dizeler, ne kadar da bilinçli bir kitap dostu olduğunu da gösterir:" Adı, soyadı /Açılır parantez /Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti /Kapanır, parantez. /O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı /Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları.. "İnsanın kitaplı varlığı veya ölümsüzlüğü bir eseri üzerinden bu kadar mı yalın ve özel anlatılır. İnsanın eseriyle kaim olması, ne iyi bir yaşanmışlıktır. İnsanı tabiatta yalnız kılmayan da bu değil midir. Ölürse beden ölür, ruh değil diyen atalarımıza, insan eseriyle de ölmez diyesim geliyor. Baki, Nedim, Fuzuli, Namık Kemal bunun için aramızdalar ve hala yaşıyorlar.
Şiirlerinde düşten çok deneyimlerine ve çocukluk hatıralarına başvuran şair, gerek kullandığı dil gerekse sergilediği imajlarla insanın alelade yaşam içerisindeki duyuş ve duruşunu şiirin gündemine taşır. Bu alanda yalnız olmamasına rağmen, kendine has bir şiir dilinin de tanığı kılmıştır bizi. Özellikle kadın, çocuk ve günlük yaşam maişeti üzerine yazdıkları fevkalade özneldir: "Sağ çıkıp günlük savaştan /Evin yolunu tutmuşum /Yemek yedik, çocuklarım uyudu /İniyor üstüme yavaştan /Allah'ın bembeyaz bulutu /Kederlerimi unutmuşum. 'Aile 'şiirindeki mısralar ne kadar da bize özel. Nasıl da özlediğimiz aile sıcaklığını anlatıyor. Bu aile sıcaklığına hasret ne kadar modern aileler var. Ailemiz, devletimiz, milletimiz saldırı altında değil mi? Allah'ım bembeyaz bulutu ailemin üstünden eksik etme demek dua değil midir? Amin, ailemizi ve devletimizi ailesiz sokak adamlarından koru Ya Rabbi diyesim geliyor. Hadi yeniden aileyi inşa edelim. Çünkü devlet, iyi ocak ya da ailelerle kaimdir.
Nerden nereye savurdu ozan bizi. Behçet Necatigil şiiri böyle ince bir hüzün ve tebessüm şiiridir. Bir şair sizi hüzünlendirmiyorsa, o şairin yakasını bırakın. Bir şiir sizi uçurmuyorsa, o şiirin ve şairin elinden tutmayınız. Şiir ve şair ikilisi böyle bir hüzün inşa etmeli. Bunların olmadığı bir metin, sade nesirdir. O da zaten şiire emsal olmaz. Behçet Necatigil'in biraz beni de anlatan dizeleriyle sonlandıralım: "Hayatta olduğuma /Seviniyorum şimdi /Kavuştum çoluk çocuğuma /Koltuğuma uzandım, rahatım /Kahvem içime sindi /Başladı gecelik saltanatım. "Hepinizin saltanat-ı şahsisi olsun. Dilerim Tanrıdan, her şey gönlünüzce ve sağlıklıca olsun. Ailenizle, sade, çocukça bir ömür...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık