• 19 Eylül 2014, Cuma 9:12
İsaÇolaker

İsa Çolaker

İNSANA DAİR
 İnsanı konuşurken yalnızlığımızı, hayatı konuşurken insansızlığımızı  düşünmemiz gerekir. İnsansız bir hayata doğru gidiyoruz. Onun için insana dair söyleyeceklerimiz olmalı diyorum. İnsana dair konuşurken de, belirli yol işaretlerimiz olmalıdır. Bunları tespit ederken de, yaşadığımız tecrübelerden ve insani duruşlardan yola çıkmalıyız. İnsana dair söyleyeceklerimiz, aslında bir çokları tarafından söylenmiş de olabilir!  İnsansız hayatlar olmaması ve yaşanası bir dünya için, tekrar tefekkür etmemiz gerekir diye de düşünüyorum. Yaşı kemale ermiş bir çok insan, benim söylediklerimin tanığıdır diye de düşünüyorum .
Ailene, dostlarına, arkadaşlarına kendine davranır gibi davran. Kendinden yola çıkan erdemli bir adam, ahlakın kendinden neşet ettiğini de görecektir. Senin nefsine uymayan bir çok durum, yakınlarının da vicdanına uymaz . Onun için , önce kendi nefsine şahit ol derim. Kendine dürüst değilsen, başkasına telkin verme. İnsan kendine bencildir. Başkasına cömert olmazsan, müslüman da olmazsın. Bize zor ve ağır gelen her durum, başkalarına da zor gelecektir. Teati etmediğin her durum, sana ve başkalarına zarar verebilir. Ailenle ortak karar vermek ne kadar zorsa , kendinle istişare etmediğin her şey de, o kadar sorunludur. Kendi benliğimiz dışında da görüşler olduğunu anlamamız gerekir .
Cesur ol, en çok hatalarını sahiplenmede cesur ol. Hatalarımızı bilmeme gibi bir lüksümüz olamaz. Olsa olsa yanlışlarımızdan kaçarız, o kadar. İnsan hatadan mamul, aslan etten mamul demiş atalarımız. Tüm faniler gibi hatalarımız da bizden vareste değildir. Hatasız kul olmaz. Kulluk bilincinde olan birisi, tövbenin hatanın sonucunda olduğunu bilir. Fanilerin tövbesi, baki olanın varlık nedenidir. Ne kadar tövbe edersek, o kadar insan olduğumuzu anlarız. Hatalarını sahiplenmeyenler, kibrin yolunu açarlar. Oysa mütevazılık biraz da, hatanın insani olduğunu anlama meselesidir. Cesaret sadece kuru bir sertlik değildir. Hataları karşısında esir olmayanlar da cesurdur. Özeleştiri de biraz hataların değerlendirilmesi meselesidir. Ahmet Paşa, şiirinde ne güzel özeleştiri yapar : "Hudayâ adedsiz günah eyledik / Amel defterin rûy-siyah eyledik" Ey Allah'ım, sayısız günah işledik. Amel defterimizin yüzünü siyah eyledik.
Umudunu kaybetme, boş umutlara kapılma. Hayatımın hiç bir döneminde umutsuz bir adam olmadım. Nice zorluklar ve yamukluklar görmeme rağmen, hiç bir zaman kötüye teslim olmadım. Hep mücadele ettim. Boş hayallerin adamı da olmadım . Kendimi dertli ve meselesi olan bir adam olarak tarif edebilirim. Derdi olamayan adamın, davası da olmaz. Tatlı ve gerçekçi hayalleri olmayan adamdan da imtina ederim. Aşk da ince hayalleri olanı sever. Cem Sultan şiirinde ne söyler: " Visâl fikri ne hoş mâl-i hûlyadur kim / Gedâyı dek turur iken cihâna şâh eyler" Kavuşma düşüncesi, ne güzel bir boş hayaldir,/ Çünkü, fakiri dilenci iken cihâna sultân eyler. Evet, insanı dünyada yücelten, biraz da hülyalarıdır. Rüyası olan adamlar, dünyayı değiştiren adamlardır .
Kalbini iyi tutmazsan, kalbinin dediklerine değil, midenin dediklerine yenik düşersin. Kalbini kirletme, temizlemesi en zor yerin orası olduğunu hiç unutma. Kalbi temiz olma hali, tam da budur. Yoksa kalbin yıkanası bir durum yoktur. Yüreğini yaşadığına şahit tutarsan, kendini nefsine esir etmezsin. Çünkü Allah kalbimizin dostudur. Benim kalbim çok temiz lafı, sahici olmayı gerektirir. Kalbin temiz olması eylem gerektiren bir durumdur. Sürekli dedikodu yapan birinin kalbi ne kadar temiz olursa, içi boş kalp temizliği lafı da laf-ı güzafdır. Kalbin temizliği söylenen sözün güzelliğiyle anlam kazanır: "Önün ardın gözet fikr-i dakîk et onda bir söyle, / Öğütme kalbine her ne gelirse âsiyâb-âsâ."  Sözünün önünü ardını gözet; ince düşünüp onda bir söyle, öyle değirmen gibi kalbine her ne gelirse hemen söyleme diyen  Veysi, ne güzel kalp temizliği tarifi yapmıştır.
İnsana dair değerleri anlatırken, prensiplerimiz olsun derim. Sadece kuru başarılar bizi mutlu etmez. Başarı amacın değil, aracın olsun. Tek amaç, iyi insan olmak olsun. Modern insan, başarıyı her kuralın önüne koymaya başladı. Bırakınız yapsın, bırakınız geçsinler meselesi !  Kapitalizmin yaveri olan tipler, değer meğer tanımıyor. Çal çırp başar,  o kadar! Soru çal,  para çal , itibar çal, mal çal ama; başarılı kariyerin olsun yeter. Tüm mesele budur. Oysa hiç bir şey çalma, çalacaksan kalp çal derim! O da insani olsun! Başarı araç olmaktan çıkarsa, amacı başarı olanları kim tutar? Günümüzün sıkıntısı, bu başarı faşizmidir! İlkesiz ve iliksiz başarılar, toplumsal değerlerin en büyük düşmanıdır. Nabi , sanki günümüzü anlatıyor:"Değüldür zâta mâ'il halk mâl u câhadır rağbet, / Dıraht etrâfına kimse dolaşmaz bârdan sonra."Millet şahsiyete bakmıyor artık. Malın, makâmın varsa hemen yanaşırlar yanına. Baksana, insanlar meyvesiz ağaca yaklaşıyor. İnsana dair söylediklerimi en iyi özetleyen dizeler. Acaba millet para ve şöhrete mi tapar oldu?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık