• 27 Mayıs 2019, Pazartesi 16:52
İsaÇolaker

İsa Çolaker

GÜZEL İNSANIN VASIFLARI

 Kötülerin ve vasıfsız adamların egemen olduğu bir evrende yaşıyoruz. Paniğe de gerek yok. İyi insanların da sessiz ve vakur bir halde bulunduklarını biliyorum. Dipten gelen iyilik, göreceli kötülüğü yenecektir. Bunun bilen ve kavrayan birisi olarak, güzel insanların ya da namı diğer onların belirgin bazı özelliklerini tartışalım ve anlatalım derim. Onların yani iyilerin bariz özellikleri nelerdir? Bu özellikleri kimde görürseniz ,asgari iyi adam diyebilir ve onlara aşina güzeller diyebilirsiniz.
“Onlar, yetim hakkını kesinlikle yemezler.” Nisa2 ayetinde bu özellik, asgari müslüman olmanın ana özelliklerinden biridir. Kim ki, yetim hakkı yer ,ondan uzak duralım. Yetim ensesi okşamayan adamı yönetici de yapmayalım. Öksüzü, yetimi, fakiri, fukarayı savunmayan adamlarla arkadaşlık da yapmayalım. Bu insanların imanı zayıf olduğu kadar, insanlığı da zayıftır. Fakire fırça çeken, onu devlete havale eden kafalar, sorunlu ve acımasız kafalardır. Ezilene sahip çıkmayanın vicdanından da şüphe ederim. Kul azamayınca, Hak bela vermez kuralınca, yetime efelenmek azma belirtilerindendir. Kim bir yetimi gönül ederse, cennetin yolunu tutar diye düşünüyorum.
“Onlar, yolda kalmışlara da yardım eder.”Bakara177.ayet böyle söyler. Bizim için yol arkadaşlığı kadar, en az yolda kalanlara yardım etmek esastır. İnancımız yol ve dava arkadaşlığını öncelediği kadar, yolda kalanlara ve sıkıntıda olanlara yardımı esas alır. Seküler alışkanlıklara duçar olmuş müslüman tayfaysa, sorun çözmeyi ya da yolda kalanlara yardım etmeyi devlete ve sosyal belediyeciliğe havale etmektedir! Bize yakışan bu değildir. Sevap ne kadar ontolojik bir şeyse, ona giden yolda, yolda kalmışlara yardımdan geçer. Bireysel bir eylemdir yardım. Eski hanların yerini alan otogarlarda nice yolcu yolda kalmış halde gecelemektedir!” Kerem kıl kesme sultânım keremin bî-nevâlardan/ Kerem-kâne yakışır mı kerem kesmek gedâlardan.” İkram eyle, kesme sultanım cömertlik elini muhtaçlardan./Sen gibi cömertlik kaynağına yakışır mı ikramı kesmek yoksullardan diyen Alvarlı Efe Hz.leri haksız mı? Kim onlara yardım edecek, kim alıp da evine götürecek? Nerde ashab müslümanlığı? Nerde dayanışmanın İslamî yüzü? Hadi sosyal stklara üye olmaya, onlara arkalayarak hayra koşmaya. Var mısınız?
“Onlar, insanların kusurlarını affederler.” Ali İmran134'te böyle buyrulur ama, kimse kimsenin de ayıbını örtmez. Örtmediğimiz gibi, batılı magazin hastalığıyla fâş ederiz. Ört ki ölem diyesim geliyor. Fâş edilen ayıplar, artık insan öldürüyor. Ülkemizde televizyonların öldürdüğü insanlar var artık. Ekrandan linç kampanyası yapan tv ancormanları var. Nerde müslümanın ayıbını örtme erdemi? Kusurlarını örtmeme artık, nobranlık haline ya da ulu orta konuşma kabalığına dönüşmüş vaziyettedir. Ne yani hiç mi konuşmayalım diye, kardeşinin ölü etini yemeye namzet onlarca beyinsiz var. Kardeşim herşeyi konuşmak, konuşmanın doğasında mıdır? Hayır, sus ki adam sansınlar. Laf kalabalığıyla hakikati boğmak, ne zaman erdem oldu? Senin hafif kusurunu birileri örtmediği zaman, niye ortalığı velveleye verirsin? Senin ayıbın, başkalarının ayıbından evla mıdır? Hayır. Çuvala sığacak ayıbı örtelim, mızrak çuvala sığmadığında da gerçeğin yolunu tutalım. Tenkitle tövbeye yol açalım derim.
Mücadele 10'da:”Onlar,yalnızca Allaha dayanır ,güvenirler.” der ama, müslümanlar modern zamanlarda, ürettikleri suni değerlere daha fazla güvenirler! Karısına, parasına, bankasına, mülküne daha fazla tapan modern insan, Rabbine en son tevekkül eder. Hakkı omuzlaması gereken birey, adeta yapay tanrıların oyuncağı haline gelmiştir. Putlarının sayısını artıran eşhas, ne zaman hakikate ulaşabilecek? Güveni Allaha bırakmayan insan yurdu, ne zaman felaha erer? Zor. Çağdaş insan, ikircikli yaşamı ve düalist davranışlarıyla adeta iflasa doğru seyretmektedir. Güvensizlik o kadar tavan yapmıştır ki; babasına, anasına, devletine, milletine, karı ya da kocasına güvenmeme ideolojik hale gelmiştir. Babana bile güvenmeyeceksin deyişi genelleme olmuştur. Allaha güvenmeyen toplumdan birlik ve beraberlik çıkmaz. Ben sadece Allaha güvenin ve onun ipine iyi sarılın derim.
Güzel insanların son söyleyeceğim vasfı da, Hakkı tutup kaldırmalarıdır.” Onlar, hakkı bile bile gizlemezler,”Bakara 42'de böyle anlatılan gerçekler, artık gizlenir ve örtülür hale de geldi. Takiyye ve gizlenme zorunlu bir hal aldı. Sanki mümin sürekli illegalite halinde olmalıymış gibi sorunlu bir durum var! Neymiş efem, her doğru her yerde söylenmezmiş! Sevsinler.. Doğru hakikate evrildiği her zaman, söylenilmedikçe vebaldir. Doğru ile hakikat arasında ince bir çizgi vardır. Ama hakikatin kendisi her daim, arzıendam etmeyi bekler. Doğru ne kadar ispatlanmayı bekler ve söylenmeyebilirse, hakikat de o kadar anlatılmayı bekler. Onun için gerçekte ısrarcı olalım. Biz yakışan budur. Akif, lafım doğrudur lakin odun gibidir derken, hakikate vurgu yapar. Hakikati söylemek de kolay değildir. Bunu biliyorum. Dokuzuncu köyden onuncu köye savrulsak da, bile bile hesapkar olmak doğru değildir. Yanlış hesap Bağdat'tan döner. Çok hesap yapan, çok yanılır. Gerçeği ıskalar, sinsi bir mahluk olur. o da bize yakışmaz. Hak geldiğinde, batılın zail olacağı da bir gerçektir. Fazla hesaba gerek yok, Allah yariniz olsun.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık