• 22 Ekim 2013, Salı 9:47
İsaÇolaker

İsa Çolaker

GÜZEL iNSAN ALi GÖRECi
Bir dost , güzel insan , hocam Ali Göreci elim bir trafik kazası sonucu aramızdan ayrıldı . Gurbette olmanın verdiği bir algı eksikliğinden olsa gerek , fesbuk arkadaşım Hüseyin Gazi Menteşeoğlu Bey ‘ in sayfasındaki taziye yazısından öğrendim . Dönüp bir daha sayfaya bakınca , kaybettiğimiz insanın İmam Hatip Lisesinden hocam , yazar refikim , beyefendi adam Ali Göreci olduğunu anlayabildim . Algı eksikliğimin nedeni , hocamın soyadı konusundaki boşluğum olsa gerek ! Memleketten uzak olmayı da sayabilirsiniz , mesele değil … Birden hatırlayamadım ya da Hocama konduramadım bu apansız ölümü ! Hocamla lise sonrası ilişkilerimizi sürdürmüştük . Beni nerede görse çok okursun , niye yazmazsın diye takılırdı !
Sevgili Hocam hem okur, hem de yazar olduk sizlerin sayesinde. Gazi Caddesinde karşılaştığımız ayak üstü bir ortamda, epey sohbet etmiş, lise günlerimiz ve kendi yaşadığı on iki eylül faşizminin zararlarını konuşmuştuk . Tok gözlü bir adamdı Hocam. Oğlunu avukat yapmaya çalıştığını anlatırdı en son. Dilerim olmuştur. Beyefendi ve karalı duruşu beni her daim etkilemiştir. Meslekten uzaklaştırıldığı günlerde, lokantada çalıştığı ve özellikle ondan köfte almaya almaya gittiğimiz günleri anımsıyorum. Onu bu duruma düşürenlere hesap gününde mahkeme vardır.  Alaaddin Eriş Hocamla birlikte sanırım aynı mekandaydılar. Yıllar sonra sevgili eşim de yirmi sekiz şubatta aynı rezaleti yaşayınca, Hocamı ve duruşundaki vakarı bir kere daha takdir etmişimdir .
Değişik edebiyat öğretmenlerim oldu. Kenan Özkaya, Fazlı Usta, Cevat Aslantaş , Aydın Numan gibi . Hocalarımdan birini kaybedip de, onun hakkında anma yazacağım aklımın ucundan geçmezdi. Yaşamın bu tarafı da varmış da, biz kadere koşarmışız. Ağrı adamdı Ali Göreci. İnce ve kavi bir duruşun altında sevecen bir gönül adamlığı vardı. Yeşilgiresun Gazetesindeki ilk yazımda ( Merhaba Giresun, Merhaba Yeşilgiresun ) ona ve hocalarıma açıktan teşekkür etmiştim! Demek ki bu yazıyı trajik olarak yazmakta varmış kaderde. Elim bir kaza sonucu kaybettiğim Hocamın, bu seneki pilav günü fotoğraflarındaki gülüşlerini hatırladım birden. Niye katılamadım diye hayıflandım şimdi. Hakkını hela et güzel insan. Yetiştirdiğin öğrencilerin seni her daim anacak ve saygıyla hakkını teslim edeceklerdir .
On iki eylülün o kaotik ortamında Hocalık yapan nadir insanlardan biriydi Ali Göreci. Bazı hocalarımız boykot ve taraf olma hesabıyla derse girmezken, o, her zaman dersini ve öğretmenliğini bırakmamıştır. İnsan yetiştirmek ve insana yatırım yapmak, onun için bir idealdi. Ayrı dünyaların insanı olmamıza ve değişik dünya görüşlerine sahip olmamıza rağmen,  bize ve camiamıza saygıyı elden bırakmamıştı. Biz de onu hep bir gönül adamı olarak tanımıştık. Tıpkı Kenan Özkaya, Günay Çakıroğlu Hocamız gibi.  Hoyratlık günlerimizin vakur abidesi aramızdan ayrıldı.  Kaderin kazaya dönüştüğü bu yol kazaları, daha ne kadar eli kalem tutan adamı aramızdan alacak? Çözemediğimiz soruna canavar demek gibi bir tuhaflığımız da var. Trafik bizim için işkence ve modern hapishane haline dönüşmüştür. En verimli çağında Hocamızı da aldı, gitti . Yazık değil mi? 
Yeşilgiresun'daki son yazısı "Bayram Mektubu" nda bakın ne diyordu, Sn. Ali Göreci Hocam : “Bayramların toplumun, insanların kaynaşmasında önemli bir yeri vardır. Bayram ziyaretleri, ikramlar, dualar, bayram hediyeleri… Anneler, babalar, nineler, dedeler, çocuklar, torunlar birbirlerini özlerler. Bayramlara kavuşan da olur, kavuşamayan da…" diyen sevgili Hocam yine bir Kurban Bayramı sonrası yaşama elveda dedi. Bayramda Rabbine kavuşan Hocama rahmet ve mağfiret dilerken, Allahtan, sevenlerine ve Yeşilgiresun Gazete camiasına sabr-ı cemil diliyorum. Her ölüm erken ölümdür der şair, ama, bazı ölümlerin insanı yorduğunu biliriz. Bu da öyle oldu.
Sevgili Hocamın “ Ölmek Kaderde Var…” başlıklı yazısından bir bölümle bitirelim : “Ölümün önünü kesmek olası değil. Doğmak ne kadar doğalsa , ölüm de öyle bir olay. Baki'nin şu dizesine kulak verelim önce.' Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş. ' Yaşadığı sürece, şu kubbede hoş bir sada bırakıp gidene  ne mutlu!” Evet, hoş bir sada bırakıp giden Hocama güle güle diyorum . Lilllahil Fatiha .

                                                                   

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık