• 05 Nisan 2019, Cuma 17:07
İsaÇolaker

İsa Çolaker

ETME EYLEME

    Eski bir pop şarkımız "etme eyleme" sözleriyle devam eder. Arkadaş ya da dost seçimi için de bu sözlere başvurmamız gerek. İyi bir arkadaşlık için, belirli ölçütlerin olması gerektiğini düşünenlerdenim. Arkadaşlık etme vasıflarını hayatımın tecrübelerine dayandırdığım için oldukça mutluyum. Siz yol arkadaşlığı yapılmayacak adamların özelliklerine başkaca tekil tecrübeler katabilirsiniz. Ben odaklı arkadaşlık olmazlarımı yaşamaya ve anlatmaya hala devam ediyorum. Sizin arkadaşlık etmeyeceğiniz ve yürümeyeceğiniz insanların vasıfları aşağıdakilerle örtüşürse, aydın öngörüm gerçekleşmiş olur. Yarım yüz yıla dayanan hocalık tecrübemin insani sonucu olan ilkeleri her zaman ve şartta tartışmaya hazırım!
    Cahil insanla fazla oturup kalkmamalıyız. Çünkü ilimsiz ve cahil insan sizi yorara. Cahil adam; ilim, irfan, söz bilmez sadece kendini ve kariyerini önemser. Bazen da parasını. Oysa ilim parayla gelmez. Veysel usta ne güzel söyler:" İnsan bir deryadır ilimle mahir /İlimsiz insanın şöhreti zahir/Cahilden iyilik beklenmez ahir /İşlediği amel hali yalandır. "Cahilin ilimsizliği her lafında gizlidir. Onun için olabildiğince, cahil arkadaş edinmemeye özen gösterdim. Bunu yanlışlıkla kibrime yoran dostlarım da oldu ama, işin aslı öyle değil! Cahile laf anlatacağıma, ilme aç bir ademle konuşmayı yeğlerim. Cahilin laf kalabalığı ve güç gösterisi beni hep tiksindirmiştir. Benim param var ama, tahsilim yok özensizliği böyledir! Onun için ilim sahibi, irfanlı dostlar edinmeyi yoldaşlık kralı sayarım. Size de tavsiye ederim.
    Aç gözlü adamdan uzak durmayı erdem sayarım. Açgözlü hodbin adam, herşeyin sahibi olarak kendini bilir. Usul, adap bilmez. Oturup kalkmayı bilmediği için, sizi yarenlik anlayışından uzak tutar. Güce tapan bir yapının elemanı olan açgözlü insan, oldukça günlük yaşar ve sizi anında terk edebilir. Onunla arkadaşlık etme derim. Sınırı ve haddi olmayan açgözlülük, yerindelik halimizin de düşmanıdır. Doymak bilmeyen bir insan tipi olan açgözlüyü hayatınızdan uzak tutun. Modern insanın doymaz iştahı ve kibri, bu açgözlülüğünden gelir. Bugün de çevrenize bakarasınız, "hep bana rabbena" diyen tiplerle çok karşılaşırsınız. Şeyh Edebali'nin ünlü sözlerinden yola çıkarak yazdığım tavsiyelerin bel kemiğini bu vasıf oluşturur.
    Görgüsüz, yol yordam bilmeyen adamdan uzak duralım. Kuralsız, disiplinsiz bir hayat bizi yorar. Tembellik modern insanın vasfı olamaz. Tembellik insan geninde olmadığına göre, biz onu görünür kılıyoruz. İlimsiz, tembel, okumayan, vasıfsız insanlarla ilişkimizi sıradan ve sınırlı tutalım derim. Görgüsüz ve sınırsız insan, zamanla sizi kendine benzetir. Bu tecrübeyle sabittir. O tip arkadaşları hep elemişimdir. Çabuk yaklaşıp, geç bırakabildiğim insanlar bunlardır. Onlara verdiğim emeğe acıyorum. Görgüsüz adam çok kalp kırar: "Ey Murâdî va'de-i Hak'dan udûl etme sakın/ Cehd edip incitme kalbi, çün gönül kıldan durur."(Sakın Allah'ın emrinden sapma, kalp kırmamaya özen göster, çünkü gönül dediğin kıldan incedir.) diyen Muradî, sanki günümüz görgüsüzünü anlatmış değil mi?
    Namert, yüreksiz, asalak kimseden uzak duralım. Mert ve yürekten dost olmak artık kızıl elma gibi aranır oldu! Uzak hedef olan erdemlerimiz arasına giren bu vasıfta insan bulmak kabildir. Bulursanız kaybetmeyiniz. Islahat ve maslahatçı tipin karşıtı olan bu insanlar sizin yürek dostunuz olur. Az fakat değerli olan arkadaş tipleri bunlardır. Ne yapı edip bunlarla ilişki kurmayı severim. Açık bir düşman, yüreksiz dosttan iyidir. "Münafık dostlardan aşikare düşman yeğdür" diyen Nabi, her yüz yılda haklıdır. Vesselam. Yüreksiz adam; sinsi, hesapkar, taktikçidir. Oysa ben dostumun açık ve dürüst olanını severim.
    Ukala adamlardan uzak dur. Çok boş ve yetersiz olan bu tipler, kendini iyi pazarlarlar. Aslında sıradan ve düz olan bu insanlar, umumiyetle, bulundukları makam ve durumdan vazife çıkaran tiplerdir. Çevremizde de epey vardır. Kötü niyetli ve zayıf insanlar oldukları için, her yaptıklarının yapay olduğunu anlarsınız. Bariz vasıfları, herkese evet diyen, hayır diyemeyen kafa yapılarında olmalarıdır. Aynı zamanda gizli bir kindarlıkları olan bu tipler, her daim intikam ateşiyle yanarlar. Kendi hesap kitaplarını, çıkarlarını da iyi takip ederler. Bunlara ben mamacı tipler diyorum! "Dokuz abdal bir kilime sığar, iki sultan bir iklime sığmaz." diyen atalarımız gibi, biz abdal olarak mütevazı olalım derim. Yoksa sultanlara dünya bile dardır. Güce tapan ukalalar da böyledir. Kendini bulunmaz Hint kumaşı zannederler, altından koltuğunu çektiğin zaman da bir hiçtirler!
    İnsan olmanın bazı vasıflarını saydığım yazımı, güzel bir İstanbul hamam kitabesiyle sonlandırayım: "Tıynetin nâpak ise, hayr umma sen garmabeden;/ Önce tathir-i kalb et, sonra tathir-i beden!"(Karakterin temiz değilse, hamamdan bir hayır umma/Önce kalbini, sonra bedenini temizle) Evet, önce kalbimizi iyilikle inşa edelim, sonra kendimizi kıymetlendiririz. Acaba günümüz insanı, şiirin tersini mi yapıyor? Ne dersiniz, soruyu hem nefsimize, hem de bedenimize bir soralım.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık