• 06 Kasım 2015, Cuma 8:55
İsaÇolaker

İsa Çolaker

EDEBİYAT, MUSİKİ, SİNEMA
 Mutsuzluğun ilacı olsaydı, yukarıdakiler olurdu diye düşünüyorum. Modern zamanların sanatı, üç ayaklı bir zemine oturur: Edebiyat, müzik, sinema. Mutluluk teorisi yapanların ana referansları da bu üçlüdür. Ben de bu üçlüyü mutsuzluğun ilacı olarak görüyorum. Yazı yazma nedenlerim arasında bu üçlü epey yer tutar. Her biri ayrı bir dünya olan sanatlar, kendi başına epey bir alem tutarlar. Mahşerin üç atlısı diyebileceğim; edebiyat, müzik, sinema benim ilgi alanlarımın başında gelir. İlgi sıralamam da, yukarıdaki gibidir. Önce edebiyat ve söz, sonra musiki, sonra sinema diyorum. Mutsuzluğun ilacı olan üçlüyü ayrı başlıklar halinde değerlendirmekte fayda var. Çünkü üçü de, ayrı bir alemdir.
Mutsuzluğun yoluna süslü taşlar döşeyen insan, mutsuzluğunun da kaynağını bilecek ve çözümler üretecektir. Mutsuzluğumuzun ilaçlarının ilki, edebiyat olacaktır. Niye birinci ilaç edebiyat derseniz, edebiyatın söze dayanması derim. Çünkü söz ya da kelam, insandan eskidir. İlahidir. Kelamın sahibi de, söze ve gücüne epey gönderme yapmıştır. Allah(cc), birçok yeminini söz üzerine yapmıştır. Onun için sözün mayası olan edebiyat, mutsuzluğumuzun da ilacı olacaktır diye düşünüyorum. Güzel bir nesir ya da şiir parçası bizi uçurmaya yetmez mi? Evet. Fazlasıyla mutlu ve huzur verici metinler vardır. Okuduğunuzda sizi rahatlatan kitaplar olduğu gibi. Sizi mutluluğa uçuracak metinleri bulmak ve okumak, okurun baki görevidir. Okurun böyle bir sorumluluğu olduğunu da bilirim. İyi okur, mutluluğu arayan okurdur. Yoksa edebiyat neyiniz olur. Edebiyat, mutluluğun birincil akrabasıdır. Velhasıl edebi metin mutluluğun anahtarıdır.
Sizi mutlu edecek metinleri bulmak ve konuşmak yazarın görevidir. Yazarın toplumsal sorumlulukları arasında bu vardır. Başka niçin yazarız ki? Sizi mutlu edecek sahih metinleri bulmak görevimiz olduğuna göre, iyi bir metinle mutluluğa doğru koşalım. Şairimiz, Mihri:" Niçe sevelüm anı kim seve o gayrıları /Muhabbeti bizüm ile olanı hoş görelüm" O başkalarını severken, onu daha ne kadar sevelim ki, sevgisi bize karşı olanı hoş görelim. Ötekini seven aşkını bile hoşgörüyle karşılayan şair, aslında sevginin dayanılmaz affediciliğini de anlatmak istiyor. Edebiyat böylesine mutsuz bir an da bile insan onurunu sevgiyle bağıtlar. İşte sevginin edebi bağlama getirdiği hoşgörü, işte mutluluğun ilaç olduğu dizeler. Sen onu sevdikçe, o başkasını seviyor ama, sevginin vazgeçilmezliği de şairi mutlu ediyor. Bütün mesele, sevginin aşkınlığı. Mutsuzluğun önünün kapatılması, her halükarda aşkın galebe çalması. Bunun için edebiyat aşkın iyi bir ilacıdır diyoruz.
Mutsuzluğumuzun ilacı  olan ikinci enstrümansa, müziktir. Musikiyi ikinci mutsuzluk ilacı görmemin nedeni de, onun tabiatla olan ilişkimizi vurmasıdır. Müzik ruhun gıdasıdır deyişi, benim tezimi doğrular. Musikinin tınısı ve şifası ilahidir. Ruhu bu kadar yücelten bir musiki, ilaç olmasın da, ne olsun? Ruhu üfleyen makama ulaşmada musiki de bir vasıtadır. Onun için severim musikiyi. Mutsuzluğu yaşayanların, musikiyle meselesi vardır diye düşünüyorum. Eğlenceci yanı olmayanların sürekli mutluluk sorunu olmuştur. Allah nefsimize bir parça eğlenme hakkı vermiştir. Kuranın ahengi bir musiki değil midir? Fetih suresinin, Yasin'in akışı biraz ses kalitesi ve tını göstermez mi? Aşağıdaki türkü bizim mutsuzluğumuza şifa değil midir? Şafi'nin şifasında müzik olmasa, Bimarhane'de ruh hastaları musiki üstatlarının eserleriyle şifa bulur muydu? İşte ilaç gibi türkü dizeleri: "Vardım Hind eline kumaş getirdim/Açtım bedestanı sattım oturdum/Sen benin başıma neler getirdin/Ben senin kahrını (derdini) çekemem gönül" Bizi Hind elinde gezdiren aşkı ne iyi anlatan dizeler. Sevgilinin kahrını çeken gönül mutsuz olur mu? İlaç gibi türkü mısraları.
Sinema modern sanatın yeni icrasıdır, başarılıdır da. Onun için sıralamada son kerteye bıraktım. Ama insanı en iyi yansıtan görsel sanatlardan birisidir de. Sinemaya ilgim, yazlık sinemalarla başlamıştır. Giresun Lale Sinemasında ne güzel filmler izledik. Şehir Sinemasında sinemacı Muzaffer Amca'ya az mı film sorduk? Hangi film, ne zaman oynayacak diye? Kelebek, Javs, İyi Kötü Çirkin, Selvi Boylum Al Yazmalım, Çeşme filmlerini sinemada izlemek ne güzeldi! Kesilen elektriklere inat, makinist makinist diye nara atmak ne güzeldi... Sinemanın insanın aynası olduğunu düşünüyorum. Kötüyü, iyiyi, aşkı, arabeski sinemadan öğrenmedik mi? Benim için iyi bir film, mutluluk aracıdır. Ne zaman babamla sinemaya gitsem, içim dolu dışarı çıkardım. Yüreğim insanla ve gerçekle dolardı. Sinema afişlerini bile mutluluk verici ve öğretici bulurum. Yeşil Yol, Muhammed Ali, Yol film afişlerini hala hatırlarım. Ne imajı olan afişlerdi! İnsana mesaj veren, sizi dinlendiren afişler. Beni mutlu eden bir sinema repliğiyle bitireyim, Tutku Ağı filminden: "Poker masasında ilk yarım saatte yolunacak enayinin kim olduğunu anlayamazsanız, o enayi sizsiniz demektir." Film tadında mutlu yaşamınız olsun.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık