• 25 Şubat 2018, Pazar 15:17
İsaÇolaker

İsa Çolaker

DÖRT ODA BİR YALNIZLIK
Komşuluğun ehemmiyetli görülmediği bir yüz yılı yaşıyoruz. Dört odalı ve etrafı çevrili sitesinde yalnızlık yaşayan bir nesli konuşuyoruz. Komşuluk, kişinin Müslüman kardeşine karşı olan haklarından daha çok haklar ve sorumluluklar gerektirir. Komşumuzun hakları, kişinin Müslüman kardeşine karşı olan haklarından fazladır. Komşu kavramının içine her türden yurttaş girer. Komşumuzun aynı dinden olması bile gerekmez. Onun hakları dininden çok, komşuluk hukukuna göre belirlenir. Peygamberimizin birçok Yahudi ve Hıristiyan komşusu vardı. Dört odada yalnızlık çekmek istemiyorsak, komşularımızla ilişkimizi iyi tutmak zorundayız. Ecdadımızın tarihsel bir arada yaşama tecrübesi ve İslam'ın binlerce yıllık iradesi komşuya ve komşuluğa epey önem atfeder.
 
Kötü komşuluk ve kötü komşu, ilişkilerimizi zora sokarak, yalnızlığımızı ve ötekileşmemizi artırır. Bugün yaşadığımız budur. Apartmanda görüşmeyen ya da konuşmayan çok aile duyuyoruz. Peygamberimiz bir hadisinde: "Kıyamet gününde-hesabı ilk görülecek-iki hasım, komşulardır" buyurarak, binlerce yıllık bir öngörüde bulunmuştur. Artık kapı komşularınız düşmanlarınız olmuştur. Apartmanda ses yükseltildiği için biri birini öldüren insanlarımızı konuşur olduk. Gevheri söz bilmeyen ya da dinlemeyen nadanlara ne güzel sözler söyler: "Sözün bilmez bazı nadan elinden/Erkan ağlar, usul ağlar, yol ağlar/Bülbülün feryadı gonca elinden/Gülşen ağlar, bülbül ağlar, gül ağlar" Evet, yol yordam bilmez komşularla yaşamak ne zor oldu! Bayram, seyran kapılarını kapılarını açmayan komşulara rastlar olduk!
 
Sosyal yalnızlık çeken komşuların sitelere hapsolduğu günlerdeyiz. Bir komşusuna selam vermeyen, yüz çeviren insan algı yönetmektedir. Ne kadar iletişim yapmış gibi olsa da, selam vermeyen komşu, aslında algı yönetimi yapmaktadır. Yani bilerek selamlaşmamakta, sizinle hemhal olmamak istemektedir. Bu şuurlu bir düşmanlıktır. Dokunma bana, dokunmayayım sana hali! Ne olur selamlaşsa? Komşusuyla temasa geçmiş ya da manevi mükellefiyet sahibi olmuş olur. İnsanımız bu sorumlu komşuluktan kaçarak, sorumsuz bir dünya yaşamak istemektedir. Halbuki komşuluk sorumluluk ister, modern insan bu zahmete girmek istemiyor. Külfetsiz nimet olmaz. Komşuna adam gibi davran ki, o da sana insanlığını göstersin. Hz. Ebubekir (ra), oğlu Abdurrrahman'ın komşusuyla kavgasını görünce: "Oğlum sakın komşunla kavga etme. Diğer insanlar gider ama, komşun her zaman senin yanındadır" diyerek, oğluna ufuklu bir komşuluk dersi vermiştir.
 
Toplumsal yalnızlığımızın ana ölçütlerinden birisi iki-bir odaya hapsedilen yaşamlarımız olmuştur. İki artı bir yaşamlarda konuk odası mı olur? Misafir odası olamayan ev hapis değil midir? Hapsedilmiş yaşamların yalnızlığı intihara götürmez mi? Belirgin bir şekilde artan intiharları, yalnızlığımıza ve yaşadığımız parçalı hayata yoran kalemler vardır. Aşırı bir tekil yaşam, insanımızı yormaktadır. Sadece tv, bilgisayar, film yaşamı ve komşuyu çoğaltmaz ki. Bizim bir o kadar arkadaşa ve komşuya ihtiyacımız var. Komşu komşunun külüne muhtaçtır atalar sözü ne güzeldir. Komşuyu komşuya varis kılacağını düşündüğümüz nebevi bir gelenekten geliyoruz. Ne oldu bize böyle? Apartman komşumuzun bir gecelik düğün sesine silahla mukabele eder hale geldik!
 
Mutluluk sabırdan geçer. Komşumuza sabretmeyi, onun emanetimiz olduğunu bilerek yaşamayı öğrenmeliyiz. Komşudan önce kendine uğramalı insan, kendine uğrayan insan, tıpkı ayna metaforu gibi, kendindeki kusurları görerek komşusunu yargılamayı bırakır. Sosyal ilişkileri sağlam adamların iyi komşu olduklarına şahidim. Onların özgüveni komşularının hata yapma şansını azaltıyor. Ne diyor isimsiz bir ozan: "Bir yerlere varmak için önce kendine uğramalı insan/Çünkü insanın gideceği bütün yollar kendinden geçer." Aynen böyledir. Sen iyi komşu olduğun da, komşularının senin iyiliğinden etkilendiğini ve iyiliksever olduğunu göreceksin. Merhamet ve iyilik dolu bir komşuluk bunu gerektirir.
 
Peygamberimiz(sav), üzerimizdeki haklarına göre komşuları üçe ayırmıştır: Birinci tip komşular: Müşrikler gibi ki, bunların sadece komşuluk hakkı vardır. İkinci tip komşular: Müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem de din kardeşliği hakkı vardır. Üçüncü tip komşular: Akraba olan Müslümanlar gibi ki, bunların hem komşuluk, hem din kardeşliği, hem de akrabalık hakkı vardır. Komşulularla hukukumuzu bu medeni sünnete göre yaparsak, bir arada yaşama sanatına katkı yapmış oluruz. Çağdaş insan, kuralsız ve ilkesiz bir görüşmeme yöntemi geliştirdiği için, hiçbir komşuluk kuralına uygun yaşamamaktadır! Dolayısıyla dört oda bir yalnızlığımız, hızla komşusuzluğa ve bir irfansızlığa dönüşmektedir. Azeri Çelebi'nin kulaklara küpe yaşam felsefesiyle bitirelim: "Halk-ı cihân lûtf ile hep şâd olur/Bir söz ile bir gönül âbâd olur." Bir çift söz ile bir gönül, bir lütufla da tüm insanlar mutlu olur. Evet; komşumuza vereceğimiz bir selam, bir tebessüm bizi merhamet ehli kılacaktır. Komşuluk da biraz merhamet değil midir?

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık