• 05 Temmuz 2013, Cuma 9:23
İsaÇolaker

İsa Çolaker

CÜMLE AYA SULTAN OLAN ORUÇ
 Ramazan ayı kutsalımız içindeki en önemli aylardan biridir . İnananların nefsinin sınava tabi tutulduğu bu ayda , insan , açlık ve onun getirdiği hatırlatmalara nef-sinde tanık olur . Sosyal ve ekonomik boyutu olan Rama-zan ' ın edebiyatımızda da yansımaları vardır . Bu ayı ve getirdiği sosyal katkıyı anlamak isteyen edebiyat alemi değişik ve güzel metinlere imza atmıştır . Bunu yeni metinlerde görmek de mümkün , eski edebiyatımızın kla-sik şiirlerinde de . Ramazan ayının eski sosyal yaşamımız-daki etkilerini görmek istiyor ve modern insanın yaşa-mındaki yerini anlamak istiyorsak , mutlaka bu şiirlere bakmamız gerekir . Müslüman dünyası ve ortak İslam aklı her önemli hadiseyi edebiyata ve sanata konu etmiştir . İslam ' ın bu aya verdiği öneme bir de buradan bakmaya çalışalım.
Klasik edebiyatımız şiir ve onun çevresine kurulduğu için , sosyal ve yaşamın içindeki her şeyi şiirle dile getir-miş bir edebiyattır . Ramazaniyyede : Ramazandan bah-seden veya ramazan dolayısıyla sunulan kasîde veya musiki parçasıdır . Bu şiirlerin toplamı da Ramazanna-meleri oluşturmuştur . Ramazanı karşıladığımız bu yazımızda da , klasik şiirimizden örnekler sunmamız ve Ramazanı anlamaya çalışmamız doğaldır diye düşünüyorum . Koca Ragıp Paşa , Nedim , Şeyh Galip , Sabit ' in Ramazaniyyeleri ünlüdür . Koca Ragıp Paşa ' danbir beyit :” Ne acep süratle geldi bu yıl Mâh-i Siyam / Çekti bir baş gelüp belde-i Bağdat ' a licam.” Şair gönlü Ramazanı ata benzeterek , Ramazan ayı ne çabuk geldi diyor ? Sanki bir at geldi ve Ramazanın ipini Bağdat 'a çekti götürdü diyor . Ramazanın çabuk gelmesi , onların sosyal yaşamlarını etkilediği için mizahi bir dille ağızlarının kapanacağı oruca hazır olamadıklarını anlatmaya çalışıyor . Bu tarz kinayeli anlatımlar bizim oruç vakitlerimizde de konuşulmaz mı ?
Sosyal yaşamımıza epey ekonomik katkı yapan oruç ayı , diğer bazı edebi mahfillerde de çok kullanılır . Halk edebiyatı metinlerimizde çokça mani , ramazanı ve orucu anlatır . Giresun 'da kapı kapı gezip , Söken ramazan-larında , mani okuduğumuzu anımsıyorum : “..İşte gel-dim kapınıza / Selam verdim hepinize / Yeni cami direk ister /  Bunu söylemeye yürek ister / Benim karnım toktur ama / Arkadaşım börek ister. “… diye başlayan Ramazan mani-lerimizi çok terennüm ettim. Aldığımız hediyeleri ve bize verilen ödülleri de unutmuyorum . Ne güzel Ramazan günleriydi .Tebrikname olarak yazılan bir kaside de , Enderunlu Vasıf orucu ve Ramazanı ne güzel anlatır :“Hayrmakdem ile geldi yine şehr-i gufran / Ola sultan-ı kerem-kare mübarek Ramazan / Öyle bir mah-ı mübarek ki saf saf/ İyde dek aşk ile camileri eyler devran" Ramazan öyle güzel geldi ki , bayrama kadar güzellikleriyle camileri sırayla gezer diyor . Tıpkı inananların oruçta camileri gezmeleri gibi.
Oruç ramazanda insana misafir olur . Tutarsın ya da tutmazsın o senin bileceğin bir şey ! Tuttuğun zaman da hakkını vermen gerekir . Halk bilmecelerin de bile Rama-zan ve oruç soruları vardır. Ecdat ramazanı her yönüyle anlamaya ve anlatmaya çabalamış . İşte bir ramazan bil-mecesi : “ Bir tabak yemişim var , yarısı yenir yarsı yenmez .” Mensur bilmecenin cevabı ramazandır . Ramazanda ina-nanların kalp gözü açılmalı ve biyolojik unsurları dinlen-melidir . Bunu yapamıyorsak sıkıntı var . Oruç sıradan bir olay değildir ve bütün semavî dinlerde vardır . Esası da budur . Erzurumlu İbrahim Hakkı ne güzel söyler : “ Savm ile ten-ü canı pakeyle yeme nanı / Dolsun mey-i ruhanî ta mest ola ecza .” Oruçla bedenini ve ruhunu arıt ,aşırı yeme ki ; vücudun manevi bir ilaçla dolsun.” Ne kadar açık ve net bir çağrı . Modern insan bunu anlayabilse ne güzel !
Üstat Sezai Karakoç ne diyor “İnsan ve Oruç “şiirinde : “ Oruç, ruhun sesi gelir her yıl / Gümüş topuklarını dokundurur kalbimize / Vücut dönmeğe başlar bir tapınağa kurban gibi / Yapılır örtülür uçurumları yakan dualardan…” Gümüş topukları kalbimize dokunan oruç , ne güzel ramazan dizeleri .Seçilmiş sözcükler ve gümüşî kelimelerle kurulan bağlam . Tam bir oruç hali anlatımı . Oruca kurban verilen bedenler . Gerçekten tapınağa kurban verilen saf orucunuz yoksa ne yaparsınız ? Aman dikkat ey okuyucu , orucunu ve ruhunu koru . Orucu gösteriş ve kişisel bir araç haline de  getirmeyelim , her kulun yolu bir kere de olsa oruca çıkar . Üç aylardan başlayarak , tüm orucumuzu tutmaya niyetlenelim . Allah ihsan sahibidir . Tutamayan arkadaşlarımız , yerine verilecek değerleri  öderler zaten .Rahat bırakalım kulları . Oruç , Allah için tutulan en rafine ibadettir . Eşrefoğlu ne diyor : “"Yılda bir kez şehri seyran eyledin / Kendözün bu halka mihman eyledin / Sonra tavus gibi cevlan eyledin / Elveda ey mâh-ı taban elveda." Ramazanın yılda bir kez şehre ziyaret ettiğini anlatır . Hoş geldin ya şehr-i Ramazan diyerek , kente giriş yapan  orucunuzu kutlarım.
Günün Kitabı: Mehmet Âkif,Eşref Edib ,Beyan Yayınları.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık