• 02 Kasım 2015, Pazartesi 7:45
İsaÇolaker

İsa Çolaker

BABALAR ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
 Benim günlük yaşamım, işim, gücüm, mesleğim, her şeyim kelimelerle. Fakat üzerine en az kafa yorduğum ve en az yazdığım kelimelerden birinin babalar ve baba olduğunu  yeni fark ettim. Baba olduğumu da kızım Dilara doğunca anladım. Baba olarak yaşamımızda güçlü bir insan vardı. Onun karizması ve zengin gönül yaşamını da hala geçebilmiş değiliz. Böyle bir babaya sahip olduğum için de bahtiyarım. Babalık öğrenilen bir şey olduğu için, zordur da.
Gündüzleri annelerin olan ev, sanırım geceleri babaların oluyor. Uzak mesafeden ve ustaca biz takip eden bir baba ve naif görünümlü  bir aile yapımız vardı. Babadan izinsiz kapıya adım atamazdık. Buyurgan bir baba tipi ve dikkatle bizi kollayan bir anneye sahiptik. Annelik ne kadar Allah vergisiyse, babalık da o kadar öğrenilebilen bir şeydir. Babaları her daim devlet başkanına benzetirim. Aileyi yönetmeye ve iç işleri bakanı olan anneye eşlik etmeye çalışan bir babam oldu. Esnaf ve çevresi olan bir baba işlerin daha kolay yapılmasına yol açıyordu.
Hayatta en çok babamı sevdim derdi hemşerim Can Yücel, biz de babamıza ve eserlerine sahip çıkmaya çalıştık. Baba olarak ne kadar baba olduğumuza, hep babamla kendimi eşitleyerek karar verdim. Gezmeyi ve yaşamayı seven, insanlarla dostluğu önemseyen bir babamız oldu. Arkadaşları için yaptıkları ve vefakar tarafı babalığımda örnek olmuştur. Babalarımızın hatalarıyla yüzleşmeyi de pek becerememiş bir toplumuz. O baba konulardan ben de hep kaçmışımdır. Sanırım babam da kaçıyor. Etraflı bir yaşam eleştirisi babamla yapamamışızdır!
Babayı daha çok dayak üstünden tarif eden bir toplum yapımız var. Ezilmişliğimiz ve baba konuşamamamız buradan geliyor. Kimse babasının tasarrufları konusunda düşünce belirtemiyor. Hele kızlar hiç konuşamıyor. Dolayısıyla devlet baba üstünden bu ihtiyacımızı gidermeye çalışıyoruz. Babamızdan isteyemediklerimizi, devlet babadan bağırarak istiyoruz. Oysa devlet baba olunca, sopasına da göz yumuyoruz. Takımlarımızın başkanı veya başbakanlara bile baba profili çiziyoruz. Sahici  babalarımıza meramımızı anlatabilsek, onlarla konuşabilsek, sorun yok. 
Keşke her erkek, babalığı kendi becerebilse de, sahte baba arama ihtiyacı hissetmeyen bir toplum olsak. Gerçek yaşamda iyi bir baba ve onun etrafında geliştirdiğimiz bir kişilik yapısına sahip olmama rağmen, etrafımda baba sıkıntısı çeken çok babalar tanıyorum. Mesela ben okuma ve yazmaya ilgimi babamdan aldım. Evimizin bir tarafı süper kütüphaneydi desem inanın. Annem kitap tozlarından mutazarrırdı. Olsun, o da kitapların ve babamın kahrını pek çekerdi. Erkeksi bir aile yapısından gelen birisi olarak, babanın ailedeki politik ve var edici etkisini görüyorum. Allah babama uzun ömürler versin.
Anne ve anneler üzerine düşünceler üzerine çok şey üreten toplum, babaya gelince bir duraklıyor. Nedeni de ataerkil ve erkeksi bir toplum yapımız olması. Oysa babaları ve onların bazen olmayan, bazen da çok güçlü etkilerini iyi anlamalıyız. Türk toplumu baba üzerinden pek çok tarif yapar. Babaların varlığını da, kaybedince veya hastalınca hisseder. Oysa baba, her şeye rağmen, konuşulmayı ve üzerine kafa yorulmayı hak eden bir yapı dır . Çünkü biz de babayız. Öyle bir babayız ki, kız ve erkek tümüne sahibiz. Baba üzerine yaptığımız her retorik, artık şahsımı da kapsıyor. Şiddeti daha az kullanan bir baba yapısına doğru gidiyoruz.
Babalık üzerine bir konuşma ya da konferans yapacak kadar bir baba retoriğine sahibim diye düşünüyorum. Öğrencilerime her daim manevi babanızım dahi diyorum. Onun için baba ve babalık pratiklerimizi geliştirelim. Babalarımızın ve baba adayı arkadaşlarımızın dünyalarına yeni görüşlerim katalım. Babanın en iyi yardımcısı annelerdir. Benim annem böyle bir kadındı. Sorunlara babalar gibi çözümler üretirdi. Kalite ve dayanıklı bir annemiz vardı. Anneleri görünür kılan ve onlara milyon dolarlık yatırım yapan tüketim toplumu, babalara niye az yatırım ve görünürlük sunar anlamıyorum! Babanın az hatırlanır ve anımsanır olduğu modern bir yaşam tazımız var değil mi? Dilerim ben yanılıyorum… Babaların hakkının da teslim edildiği bir toplumsal kaidelerimiz olsun.
Ailemizdeki doğru- yanlış her kararda, annemin imzası vardı. Babamızın ketumluğunu, annem sesli şekilde ve dobraca aşmaya çalışırdı ve başarılı da olurdu. Tüm aile kararlarında baskın bir anne etiketi olduğu kadar, babanın da etkin bir duyarlılığı olmalıdır. Yeni yaşamımızda artık baba ve anne olarak kararları beraber alıyoruz. Eskiler,  emr-i vaki yapardı. Yeni babalar kolektif bilince sahip. Yeni ve eski baba tipinden ilhamla, yeni baba  anlayışı  daima hayatı kurar ve kurmalıdır. Etten ve kemikten mürekkep bir baba olarak, mürekkebi kurumamış bir baba yazısı yazdım. Her daim sevdiğimiz bir babamız ve önümüzde can olan annemiz olsun.
Saatli Maarif  Takvimi yapraklarını okuyan ve bana sürekli yorumlayan bir babanın oğlu olarak  ben de; takvim yapraklarını okumaya ve onlardan mülhem yazmaya devam ediyorum. Nuriş markasının oluşturucusu babanın bir çocuğu olarak, ondan aldığımız feyz ve arzuyla fikr etmeye ve ilerlemeye devam ediyoruz. Sağ olasın babaların babası Remzi Usta. Ellerinden öper, önünde saygıyla eğilirim sevgili babacığım. “Hayatta ben en çok babamı sevdim” diyen Can babaya rahmet olsun.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık