• 23 Mart 2020, Pazartesi 11:18
HüseyinGazi Menteşeoğlu

Hüseyin Gazi Menteşeoğlu

Fındığın Başkenti Giresun'da, Fındık Üzerine Bir Araştırma (XXIII)

Fındığı; makalelere, risalelere ve kitaplara sığdırmak mümkün değildir. Tarihçesinden günümüzdeki ekonomik getirilerine, üretiminden, gübrelenmesine, kullanım alanlarından ticaretine, kırma fabrikalarından emekçi kadın işçilere, folklor malzemesi olarak, destanlardan, manilerden, türkülere ve adını imece koyduğumuz yardımlaşmaya kadar yüzlerce kitap yazılabilir. Bu da fındığın ne kadar köklü ve ne kadar önemli bir ürün olduğunun kanıtıdır. 
23 bölümü bulan bu yazı dizisinde; geçmişte fındık hakkında yazılanları hatırlatmaya ve fındığın Giresun ve dünyadaki yaşam hikâyesine yer vermeye çalıştım. Yazı dizisinin adını “Fındığın Başkenti Giresun'da, Fındık Üzerine Bir Araştırma” olarak belirlerken asıl amacım elbette fındığı her konuda ele almak ve Giresun'un da Fındığın başkenti olduğunu delilleri ile ortaya koymaktı. Bu amaçla, 22 bölüm boyunca fındığın başkentinin neden Giresun olduğunu defalarca kanıtlayacak bilgi ve belgeler sundum. Öncelikle bu bölümlerdeki önemli bulduğum bazı noktaları tekrar etmekte fayda görüyorum: 
Kemal Peker bir makalesinde fındıktan 565 yıllık ihraç ürünü olarak söz etmektedir Ali Göreci ise; Fındığın uluslararası ticaret malı olarak satışını gösteren ilk yazılı belgenin, 1403 tarihine dayandığını belirtmektedir. 
Fındığın kabuklarından ayrılmış yani iç fındık olarak ilk ihraç tarihi ise 1879'dur. Giresun'un fındık tüccarlarından Tacali Zade Mustafa ile Hacı Ali Zade Kâşif efendiler, 1879 yılında kurdukları şirketin, Tryyeste'de açtıkları bir şubesi aracılığı ile Avrupa ülkelerine fındık ihraç ederler. Budapeşte'ye giden fındıklar ise Giresun'daki kırma fabrikalarında ve evlerde kadınların el değirmenleri ile kırdıkları iç fındıklardır.      
Tarihin her döneminde adı ve varlığı ile yeşil diyar olarak anılan Giresun'da her yıl mahsulün geleceğini tayin eden gündönümü fırtınasından sonra kırma fabrikaları yeni sezon için tamir ve bakım işlerine başlarlar. Kırılmış elekler, bozuk elevatörler ve aspiratörler yenilenir. Kumyalı kumsalındaki sergi (fındık kurutmak için yere serilen örtü) yerleri için müzayedeler yapılır. Ağustos ayının ilk haftası yâ da onikisinden sonra ürün toplanmaya başlanır. Ürünün pazara inmesi ile kırma fabrikaları da yoğun tempo ile gece gündüz çalışır. Yollarda sabahın erken saatlerinden, gecenin ilerlemiş saatlerine kadar vardiya görevini tamamlamış fındık seçen kadınlara rastlanır. Fındık alım satımı ile uğraşan esnaf ve kırıcılar, erkenden kalkarak fındık ve kırma işi almak için genelde haftada dört kere düzenlenen pazar yerlerinde, şehrin köşebaşlarında ve sergi alanlarında gezerler. Bu işlemler yeni sezon gelene kadar devam eder. Şehir kırma fabrikalarından gelen seslerle yankılanır. Kabuklu ve iç fındıklar çuvallanarak iskeleden mavnalara, oradan da açıkta bekleyen vapurların ambarlarına nakledilir. 
1852 yılından itibaren ortaya çıkmaya başlayan yerli ve yabancı firmalarla Giresun fındık ticaretinin merkezi haline gelmişti. Fındık ticareti ile iştigal eden Türk tüccarların arasında Feridunzade Hacı Hasan, Sarımahmutzade Eşref, Sarıalemdarzade İsmail, Tacalizde Mustafa, Hacıali Ağazade Kâşif, Akifzade Fahri, Tığlızade Ali Sefer. Menteşe Zade Mehmet efendiler bulunmaktaydı.
Rum ahaliden ise Pisani kardeşler, Kaptan Yorgi ve Mavridi'ler fındık ihracı gerçekleştiren önemli isimlerdi. İngiliz firması Vital Kumpanyası, Alman firması P.P. Danielson, İsviçre firması Hochstrasser ve Ortakları ve İş Limited gibi şirketler de bu piyasada yer almaktaydı.
Son günlerde fındıkla ilgili her platformda karşımıza çıkan, hem          f ındığın başkenti hem de fındık üretiminin merkezi olarak lanse edilen komşumuz Ordu, aslında fındık tarımıyla en geç tanışan şehirlerimizden biridir. Ordu'yu fındığın başkenti ve üretim merkezi ilan edenlere aslında en güzel cevabı yine Ordu Belediyesi tarafından yayımlanan ve İbrahim Dizman'ın kaleme aldığı 20. Yüzyılda Ordu (1900-1999) adlı kitap vermektedir. Dönemin gazete haberlerinden derlenen bilgilerle dolu olan kitapta, 1900 yılı konu başlığında, fındığın o yıllarda Giresun yöresine özgü bir ürün olduğu belirtilmektedir.  
“1850'lerde Gülyalı, Mustafalı, Kestane, Alibey ve Sayacabaşı yörelerinde yetiştirilmeye başlanan fındık, yeni yüzyılda Ordu'nun diğer kesimlerinde de yaygınlaşmaya başladı. Yüzyıllardan beri Giresun'da bilinen ve yetiştirilen fındık, sadece o yöreye özgü kabul ediliyordu. ” 
Yine aynı eserde 1901 konu başlığı altında ise “ Birkaç yıldır kıyıya yakın köylerde üretilen fındık, Ordu yöresinin temel geçim kaynaklarından biri haline gelmeye başladı. Fındığın Romanya ve Rusya'ya yüksek fiyatla ihraç edilmesi, Orduluları bu yeni ürüne yöneltti. İç kesimdeki köylerde de fındık bahçeleri oluşturulmaya başlandı.” haberi yer almaktadır. 
Yukarıdaki açıklamalar, fındık fidelerinin Ordu'ya da Giresun'dan gönderildiği tezini kuvvetlendirmektedir. Ordu sahil bölgesindeki sazlık alanların kurutulması yönünde yapılan çalışmalarda da fındık ekimi önemli rol oynamıştır.   
Bu bilgi ve belgeler ışığında akla gelen ilk soru şu olmalıdır. Osmanlı'dan bu yana neden fındık fidanları sadece ve sadece Giresun'dan istenilmektedir. Fındığın başkenti ve üretim merkezinin neresi olduğu da işte bu sorunun cevabında saklıdır.  
Dönemin Giresun Mebuslarından Hakkı Tarık Us Bey'in arşivinde yer alan ve Ömer Faruk Köseoğlu tarafından 03.09.2018 tarihinde büyük emeklerle çevirisi yapılan 22 Temmuz 1335 (1919) tarih ve 26 sayılı bir Işık gazetesinden bahsetmek istiyorum. Osman Hilmi Bey'in bu gazetenin 7 nci sayfasında, Işık'ın zirai tefrikası (1) Muharriri Osman Hilmi adıyla yayımlanan makalesinde “Fındığın Tarihçesi” ve “Fındık” konu başlıkları altında cümleler söyle devam etmekte idi:
Fındığın Tarihçesi
Karadeniz sâhilinde fındıkın menşei Giresun'dur. 
Fındık Giresun'da diğer mücavir kazalara nakil edilerek teksir edilmişdir. Zamanıyla fındığın kazamızda yabânî, hüdâî nâbit bir halde olduğu söylenmekdedir. Hatta [..] göre Giresun'un bir karyesinde İbrahim Ağa nâmında bir çiftci, bundan yüz sene mukaddem aşı usûlüyle fındıkların ıslâhına çalışmış, muvaffak da olmuşdur.
Merhum İbrahim Ağa kazamızın [..] mahsûle [..] vâsıta olduğu içün, mahsûl toplanması zamanında ruhuna Fatiha'lar okumayı bilmeliyiz. 
İlk fındık bayramının hangi yıl kutlanmaya başlandığı bilgisine maalesef ulaşamadım. Ancak Yeşilgiresun Gazetesi Arşivleri'nde yaptığım incelemelerde bu konuda 1928 yılına ait bir haberle karşılaştım. 30 Ağustos 1928 tarih ve 128 sayılı Yeşilgiresun gazetesindeki haberin başlığı şöyle idi: 
 “İlk Mahsulümüz Karadeniz Vapuruna Verilirken”
Geçen Cuma günü bu senenin ilk mahsulü Avrupa pazarlarına sevk olunurken öteden beri adet olunduğu üzere samimi bir merasim yapılmıştır.
İlk sevkiyat günü milli bir bayram olarak kabul eden halkımız iskele ve civarını doldurmuştu. Geçtiğimiz Cuma günü Seyr-i Sefain idaresinin Karadeniz Vapuru ile ilk mahsulden hazırlayıp sevkiyat yapan Kırzade ve J.J. Hochstrasser ticarethaneleri olmuştur. 
Mezkûr ticarethane hamallarının sırtlarında taşıdıkları fındık çuvalları pek cazip bir surette tezyin edilmiş ve kalabalık bir halkın hoş ve huruşi arasında iskeleye götürülmüştür. 
İskelede mahsulümüzün iyi fiyatlarla satılması memlekete bol bol kar ve kazanç temin etmesi için kurbanlar kesilmiş, Oda başkâtibi Osman Nuri bey tarafından kısa bir nutuk söylenmiş ve bayraklarla tezyin edilen çaparlara çuvallar yüklenmeye başlamıştır. 
1930'lu yılların Yeşilgiresun Gazetelerini incelediğimizde fındıkla ilgili haberlere sıkça rastlamaktadır. Haberlerin yanında makaleler ve ilanlar da bulunmaktadır. Yeşilgiresun Gazetesi bunların dışında üreticiye vermek istediği önemli mesajları manşetten büyük puntolarla hazırlanırken “ Fındık diyarında çıkar. Halkın iyiliği için çalışır. Siyasi memleket gazetesidir.” parolasıyla üstlendiği misyonu da yerine getirmektedir. 
Yüzyıllardır fındıkla iç içe yaşayan Giresun'da, fındığın halkbilimdeki yeri küçümsenemez. Fındık imecedir. Fındık genç kızların çeyizidir. Delikanlının askerliği, damadın düğün parasıdır. Sonlamacı çocukların kara önlüğü, beyaz yakalığıdır. Fabrikada elleri nasırlı anaların ekmek parasıdır. Giresun fındık, fındık Giresun'dur. Bu denli köklü, bu denli hayatın içinde olan fındık, Giresun'a özgü sözlere, manilere ve türkülere de konu olmuştur.
Fındık dediğimizde benim aklıma ilk gelen isim Hasan Öğütçü'dür. Konu ne olursa olsun memleket meseleleri ile dertlenen ve Yeşilgiresun Gazetesi'ndeki haftalık başmakalelerinde, yıllarca fındık konusunu işleyen O'dur. Giresun'da fındık üzerine yazılmış nadir kitaplardan biri olan “Fındık Budama ve Gübrelemesi” de Hasan Öğütçü'nün fındık dünyasına en büyük armağanlarından biridir. (94)
Hasan Öğütçü'nün fındık konusundaki çalışmalarını dikkate aldığımızda; ömrünü fındığa ve Giresun'a adadığını, konuyu güncel olaylar bazında da ele alarak bir türlü bitirmediğini görürüz. Sağlığının müsaade etmediği zamanlarda bile tükenmeyen azmi ile Yeşilgiresun Gazetesi'ndeki odasında, fındıkla ilgili notlar aldığının, kitaplar ve gazeteler karıştırdığının ve yeni bir fındık kitabı hazırlığı içinde olduğunun canlı şahidiyim. Bu vesile ile yazı dizimizin O'nun çalışmaları karşısında okyanusta bir damla olduğunu belirtmekte fayda görüyorum.  
Bu yazı dizisi ile ilgili olumlu tepkiler aldım. İşlemem gereken konular hakkında tavsiyeler oldu ve bu tavsiyeleri dikkate aldım. Uzun soluklu bir araştırma ile fındık üzerine bilinmeyen ve unutulan kaynakları tekrar gün yüzüne çıkardım. Fındık Bayramı, Fındık üzerine yazılan eserler, Fındıktan yapılan dondurmalar, pastalar ve tatlılar, Fındığın folklordaki yeri, Atatürk ve fındık da dahil olmak üzere, Giresun Ticaret Odası, Giresun Fındık Borsası ve Giresun Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nin kuruluş aşamalarını ve fındıkla ilgili faaliyetlerini ilk kez yayınlanan belgelerle açıkladım. 
Konuya devam etmem ve hatta kitaplaştırmam gerektiğini söyleyenler oldu. “Bu kadar yazdıktan sonra en az 28 inci sayıya kadar devam et” diyenler oldu. Elbette fındık üzerine yazmaya devam edeceğim. Bu konuyu tamamen bitirmiş değilim. Ancak Giresun hakkında yazılacak o kadar çok konu ve o kadar çok yazı var ki, daha önceki yazılarımda olduğu gibi bir müddet farklı konuları işlemeye, gizli kalmış sosyo-kültürel olaylara değinmeye devam etmeyi düşünüyorum. 
Fındık konusunu yazmamı ilk tavsiye eden ve şehrin hafızası olan Yeşilgiresun Gazetesi kütüphanesi'nden yararlanmama izin veren kıymetli ağabeyim Ahmet Hamdi Öğütçü'ye ve okurlarıma teşekkür ediyorum.     
Başımızın tacı fındığı anlattığımız “Fındığın Başkenti Giresun'da, Fındık Üzerine Bir Araştırma” başlıklı yazı dizimizin tüm Giresunlular tarafından okunması ve paylaşılarak farklı çevrelere ulaştırılması tek dileğimdir. Kirazın anavatanı, Fındığın Başkenti Giresun'dur. 

Kaynak:(94), “Fındığın Başkenti Giresun'da, Fındık Üzerine Bir Araştırma” Hüseyin Gazi Menteşeoğlu, Yeşilgiresun Gazetesi (05.09.2019 – 05.03.2020 tarihleri arasında 1-22 nci bölümler)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık