• 07 Şubat 2020, Cuma 9:57
HüseyinGazi Menteşeoğlu

Hüseyin Gazi Menteşeoğlu

Fındığın Başkenti Giresun’da, Fındık Üzerine Bir Araştırma (XXI)

   Giresun’daki en büyük kişisel kütüphane Yeşilgiresun Gazetesi bünyesindedir. Rahmetli Hasan Öğütçü tarafından uzun soluklu bir süreçte ve bin bir emekle oluşturulan bu kütüphanede 2000’in üzerinde kitap bulunmaktadır. 
    Elbette fındık üzerine kitaplar ve makaleler yazan Hasan Öğütçü’nün kütüphanesinde fındık konulu birçok nadir eser de yer almaktadır. Kemal Peker tarafından 1962 yılında kaleme alınan “Kemal Atatürk ve Fındık” isimli 40 sayfalık kitapta bunlardan biridir. 
    Kitabın kapağında; Atatürk’ün 01 Kasım 1937’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni açış konuşmalarında; “Fındık başta olmak üzere diğer belli başlı mahsullerimizi alakalandıran birlikler vücuda getirilmelidir.” Sözleri yer almaktadır.
    Giriş bölümünde; Mustafa Kemal Atatürk’ün orijinal el yazısı klişeleri bulunmaktadır. Önsöz’de Kemal Peker’e ait küçük bir paragraf ise şöyledir. “ Toprak olmadan, fındık bölgesi insanları için toprak kadar verimli olmak”. (85)
    Atatürk’ün fındık bölgesi Giresun ve Trabzon’a seyahatlerini ve buradaki demeçlerini içeren açıklamalardan sonra 1926 yılında Karadeniz Vapuru’nda düzenlenen seyyar sergiden bahsedilmektedir. Sergide elbette fındıkta yer almaktadır. 
    Seyyar Sergi konusuna girmeden önce Mustafa Kemal Paşa’nın Giresun’u onurlandırdıkları 19 Eylül 1924 tarihinden bir kesit aktarmakta fayda görüyorum. Ö. Erden Menteşeoğlu tarafından yayımlanan “Mustafa Kemal Paşa’nın Muhafız Alayı Komutanı Milis Yarbay Osman Ağa” isimli kitaptan alınan bu kesit, neden Yeşilgiresun olarak anıldığımızın ve belki de bu ismi ilk kullananlardan birinin de Atatürk olduğunun kanıtı olacaktır.
    “Gençlerin alkışları ve “Yaşa! Varol!” sesleriyle Paşa Hazretleri yurt binasından ayrıldı. Yürüyerek Vali Konağı’na (şimdiki öğretmenevi) hareket ettiler. Yol boyunca pencerelerden konfetiler yağıyordu.
    Karşılama için konak titizlikle hazırlanmıştı. Dış kapıdan iç kapıya uzanan merdivenli taşlık, boydan boya renk renk halılarla döşenmişti. Mustafa Kemal Paşa ile Latife Hanım’a tahsis edilen konak günlerdir tanzim görüyordu. Kalacakları düşünülerek, konağın bir odası kendisi için, bir odası da Latife Hanım için düzenlenmişti. Konağın mutfağı da hareketliydi. Onurlarına verilecek ziyafet için nefis yemekler hazırlanmıştı.
    Paşa Hazretleri ilimizin tüccarları ile ilçelerden gelen heyetleri kabul edip sorunlarını dinledi. Ekonomik ve ticari gelişmeler hakkında onlara önerilerde bulundu.
    Mustafa Kemal Paşa konağı çok beğendi. Konakta ancak bir saat kaldılar. Yalnızca bir fincan kahve içti. Kahvesini yudumlarken, “Trabzon çok zamanımı aldı. Ülke beni bekliyor. Üç saatten fazla kalacak zamanım yok” dedi. Arada bir yeleğinin cebinden çıkardığı köstekli saatine bakıyordu. Yemyeşil tepeleri izlemekten de geri durmuyordu. Eliyle işaret ederek, “Şu yeşil alanlar FINDIK bahçeleri mi?” diye sordu. Anlamlı bakışlarıyla yeşil tepeleri hayranlıkla izlerken, “Ben bu beldenin adını YEŞİLGİRESUN koydum.” demekten kendisini alamadı.” (86)
    İktisat Vekâleti’nce (Ekonomi Bakanlığı) Milli mahsul ve mamullerimizi, dış pazarlarda daha iyi tanıtmak ve ihracatı geliştirmek amacı ile Ticaret Odaları ve ihracatçı firmaların katılımı ile Karadeniz Vapuru seyyar bir sergi salonu haline getirilmişti. 12 Haziran 1926 tarihinde İstanbul’dan hareket eden vapur, 16 ülke dolaşmış ve 5 Eylül 1926 ‘da geri dönmüştü. Elbette en önemli ihraç ürünlerinden fındık ve fındığın başkenti Giresun da bu sergide yerini almıştı. Seyyar serginin durumunu ve sergilenen mahsul ve mamulleri görmek isteyen Atatürk; Mudanya limanında vapura binmiş ve bütün stantları gezmişti. Giresun bölümünde: Fındık ve ceviz gibi mahsullerin yanında fildişi saplı, gümüş savatlı meyve ve sofra bıçaklarını da görmüş ve beğenmişti. (87)
    09 Eylül 1926 tarihli Meclis Tutanaklarında; Karadeniz Vapuru’nun seyyar sergi hizmetinde 10.000 millik seyahati sonunda, toplamda 16 liman olmak üzere 14 ülkeyi ziyaret ederek mahsul ve mamullerimizi tanıttığı bildirilmektedir. Aynı tutanakta; Süvari Lütfi Beyin 1000 lira ve Baş makinist İsmail Beyin ise 800 lira ikramiye ile ödüllendirildiği ve tüm mürettebatın özverili çalışmalarının takdirle karşılandığı belirtilmektedir. (88)
    
Kaynaklar
Kaynak Kitaplar:
(85),(87),(88) Mustafa Kemal ve Fındık, Kemal Peker, Becid Basımevi, İstanbul, 1962, s.13,18,19,
(86) Ö. Erden Menteşeoğlu, Mustafa Kemal Paşa’nın Muhafız Alayı Komutanı Milis Yarbay Osman Ağa Ankara, 2014, s. 559,560
Fotoğraflar
Hüseyin Gazi MENTEŞEOĞLU Arşivi
Mustafa Kemal ve Fındık, Kemal Peker, Becid Basımevi, İstanbul, 1962
 


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık