• 12 Ağustos 2016, Cuma 17:09
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

YAZINIMIZDA KALKIŞMA
 Güç kullanarak yönetimi ele geçirme, değiştirme eylemi anlatan birden çok sözcük var dilimizde. Eylemin niteliğine; oluş biçimine göre "ihtilal ", "darbe",  "devrim", "ayaklanma" "kalkışma", "isyan" göstergeleri yerleşmiş dağarcığımıza.
Sözcük çeşitliliği gibi eylem çeşitliliği geçmişten günümüze yaşanmış gerçek. Bir bakıma tarihimiz bu tür eylemlerle doludur denebilir.
Büyük Oğuz ayaklanması, birçok kez yinelenen "şehzadeler" kalkışması, Şeyh Bedrettin olayı... ilk anımsadıklarım.
31 Mart Olayı, 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 15 Haziran... Yakın tarihimizdeki belirleyici, etkisi sarsıcı, dönüştürücü, kalıcı olan-olacak- eylemler. Bunlara Cumhuriyetimizin daha ilk yıllarındaki Şeyh Sait'i de ekleyelim.
Kişi oğlunun davranışları, yaşamı; iç, dış duyarlılığı destana, şiire, öyküye, romana, oyuna konu olur. Tarihimizdeki adını andığım anmadığım nice kalkışma yazınımıza da yansı­mıştır.
Oğuzların, Şehzadelerin, Bedrettin'in eylemleri destanın, şiirin yanında romanın, oyununda konusu olmuştur. "Yığın, sürüm" romanlarında çokça görülen, "tefrikalarda" geniş okuyucu bulan bu tür yapıtlar yeni yazarlarla son yirmi yılda yazılanlarla ilgi görü­yor epeyce. Bedrettin'in Erol Toy'un romanlaştırdığını anımsayalım... İstanbul'u, Osmanlının geleceğini biçimlendiren 31 Mart bilimsel yayınlar yanında romanlara yansımıştır. Kemal Tahir'in, Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun, Halide Edip Adıvar'ın, Mithat Cemal Kuntay'ın, Nahit Sıtkı Örik'in kimi yapıtları konumuzun özeniyle okunduğunda karşımıza romancı duyarlılığıyla o yılların olayı, olayları çıkacaktır. Bir Sürgün, Sinekli Bakkal, Hüküm Gecesi, Üç İstanbul, Sultan Hamit Düşerken, Yediçınar Yayla­sı, Kurt Kanunu yeni okuyuşlarla yeni anımsatmalar yapabilir roman okuyucusuna.*"
Nice yapıtlarda "bir konu bütünlüğünde ayrıntı" olarak aktarılmasına karşın Hasan İzzettin Dinamo'nun Kutsal İsyanı okunmalıdır öncelikle Şeyh Sait için...
Fethi Naci'nin başlığıyla "Demokrasinin Gelişi ve Gidişi ve 27 Mayıs" ekonomik, toplumsal, siyasal açılardan önceleri makalelere sonra şiirlere, ardından çözümlemeli romanla­ra yansıdı.
"Hürriyet, özgürlük" izlekleriyle yer alıyor şiirimizde 27 Mayıs. Başaran, Apaydın, Dağlarca, Cumalı... gibi nice ozanın bu olayı, ardından yüzde altmış beşle halkın onayladığı "anayasa"yı" "hak, adalet, eşitlik, özgürlük, basın özgürlüğü, çalışandan yana getiri­ler, demokrasi..."açısından olumlu karşılıyor ozanlarımız, yazarlarımız; yazınımız. Yazılanlar ortada.
O dönemin "sosyoekonomisini" roman kişileriyle kavramak isteyenlerin Halide Edip Adıvar'ın Sonsuz Panayır'ını, Samim Kocagöz'ün Yılan Hikayesi'ni, Attila İlhan'ın Kurt­lar Sofrası'nı, Vedat Türkali'nin Bir Gün Tek Başına'sını; Attila İlhan'dan Bıçağın Ucu'nu, Samim Kocagöz'den İzmir'in İçinde'yi okumaları gerekecektir.
Ayla Kutlu'nun Kaçış'ı da bu bakışla okunmalıdır.
12 Mart şiire de romana da yansıdı. Daha da yansıyacak. Kimi yazın dergilerinin 12 Mart yazını üstüne özel sayılar çıkardığını anımsıyorum.
Melih Cevdet Anday'ın Gizli Emir'i 12 Mart'ın gelişini yansıtır gibidir.
İlk 12 Mart romanını Çetin Altan yazmıştır. Büyük Gözaltı o dönemin aydınlar üzerin­deki baskının iç dünyaları darmadağın edişini yansıtır.
Tarık Bursun K.'nın Gün Döndü'de anlattığı olayı yaşayan gençler, gençlerin sorunla­rı, işkenceler, "babalar-oğullar", yargılamalar, toplumdaki genel görünüm... Bir bütün olarak bakar yazar 12 Mart'a...
Erdal Öz 12 Mart'ı yaşayanlardandır. Yaralısın'da çok kapalı, çağrışımlı anlatımlarla işlenir konu.
Sevgi Soysal'ın Şafak'ı, Pınar Kür'ün Yarın... Yarın...'ı, Adalet Ağaoğlu'nun Bir Düğün Gecesi... o dönemi roman kurgusuyla yansıtanlardan.
Bir Düğün Gecesi'nin içeriğiyle, kişileriyle son yıllarda "Üniversite"ye girmek için "edebiyat" çalışan gençlerin karşısına sık sık çıktığını belirteyim.
12 Eylül, onun öncesi, sonrası Sudaki İz'den başlayarak yansıdı birçok romana. Daha on beş günlük 15 Haziran, onun öncesi, sonrası da romanımıza, öykümüze yansıyacak. Yazarın, ozanın işi bu. Bireyi öne alarak toplumsal gelişmeleri, yaşam biçimini, toplumsal acıları, sevinçleri kurgulayarak, imgeleyerek yansıtmak. Okumak da bize kalıyor...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık