• 11 Kasım 2012, Pazar 9:46
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

TÜRKÜ DEFTERİMDEKİ NEŞAT ERTAŞ (I)
 
Yüzyılımızın büyük, önemli halk ozanı Neşet Ertaş; 25 Eylül 2012 Salı günü İzmir'de öldü. Büyük halk ozanı, Kırşehir'de  babası, halk ozanı, çok önemli ses Muharrem  Ertaş'ın ayakucunda toprağa verildi. Babası, Neşet Ertaş'ın "ustası"ydı.
74 yaşında öldü Neşet Ertaş. 13-14 yaşlarında elinde sazıyla yurdundan kopmuş; Ankara'ya, İstanbul'a gelmişti.İstanbul'da Şençalar Plak'ın kapısından çekine çekine girdikten sonra onu tanımak, denemek için çalması söylemesi istenmişti."Neden Garip Garip Ötersin Bülbül" bozlağı Şençalar Kardeşlerden Kadri Şençalar'ı ağlatmıştı. Sonra da ilk plak anlaşmasına atmıştı imzayı.Ardından Kadri Şençalar'ın yardımıyla bir gazinoda günlük 7,5 liraya çalıp söyleyecekti.
"Emi" dediği Hacı Taşan'ın çalıp söylediği Ankara Radyosu'na gitme yürekliliğini de bulur Neşet Ertaş. Muzaffer Sarısözen'le tanışır. Beğenilir ama sazını, sesini yurda yayma olanağı yakalanmaz. Emin Aldemir'le tanışır. Onun salık vermesiyle Muzaffer Sarısözen Ertaş'ı "çocuk"  bulsa   da çıkarır Yurttan Sesler'e...
Çıkış o çıkış...Neşet Ertaş ilk gençlikten gençliğe geçerken plakların sınırlı dinleyicisini aşarak tek kültür-eğlence yayını radyonun olanağıyla adını duyurur Türkiye'ye.
1960'lı yıllardaysa iyiden iyiye tanınmış, tutunmuş, sevilmiştir. Salt bozlak kentleri değil, horan, zeybek, bar, halay, barak, çayda çıra, kerem, kırık, karşılama, hoyrat..  kentleri  de bağrına basmıştır Neşet Ertaş'ı.
1960'lı yılların ortalarından başlayarak tanımaya, sevmeye, tutkunu olmaya başladım Neşet Ertaş'ı.
Ortaokul öğrenciliğim, uzun süren lise yıllarım, şiir, roman, öykü.,.okumaları yanında radyodan dolu dolu türkü  dinleme yıllarımdı. Yazlarıysa fındık   bahçeleri-mizde, derelerde...susmamacasma türkü söylerdim.
1969'da, lise birde    sevdiğim, etkilendiğim çoğunca inek yayarken kimilerde de okul sıralarında söylediğim, söyleyeceğim türküleri   yazdığım bir defterim oldu.
Özellikle sabahları yayınlanan türkü izlencelerinde beni etkileyen,sesime giden türküleri yazar sonra   da bunu türkü defterime geçirirdim. Lise bitene   dek sürdü deftere türkü yazmam. Kapağına,"Sevdiğim Türküler 1969" yazdığım türkü defterimde iki yüz elliye yakın türkü var.Tümü  de yüzlerce kez söylenmiş, söylenen türküler.
Türkü defterim,Neşat Ertaş türkülerine sevgimin, tutkunluğumun kanıtı.Defterin yarısına yakını Neşet Ertaş türküleri...
İlk sayfalar tümden Neşet Ertaş.
İlkin:
"Seher Vakti   çaldım yarin kapısın 
Vardım baktım kapıları sürmeli 
Hoş bulmadım otağının yapısın 
Çıkageldi bir gözleri sürmeli "   
dörtlüğüyle başlayan türküyü yazmışım.
Sonra:
"Kaşların kara kara da amanın Leyla Leyla 
Göllerin derde çare de eyle yarim eyle 
Senin için yanarım da amanın Leyla leyla
Kerem misali ara da eyle yarim eyle"   dörtlüğüyle başlayan yazılı.
 Üçüncü türkü benim için iç yakıcı,ağlatıcı bir bozlak:
"Kar mı yağmış yüce dağlar başına 
Merhamet eylemez gözlerimin yaşına 
Daha değmemiştim on beş yaşına 
Vurdu felek kırdı kollarımı dalımdan 
Nerelere gidem arz edem bu halimden

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık