• 22 Haziran 2014, Pazar 10:25
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

TOHUM YEŞERİNCE
 Kömürün, madenin;emeğin, işçinin, öyküde, romanda, şiirde yer alması Fransa'daki bir di­zi toplumsal olaylarla ilintilidir.
1848 devrimi,1789 devrimi, Birinci Cumhuriyet Dönemi, İkinci Onarma Dönemi, Louis Dönemi büyük toplumsal çalkantılarla anılır. Bu dönemlerin ortak noktası kentsoylu sınıfın ekonomik-siyasal güçlerini artırmak için giriştikleri savaşımın tüm dünyaya yansımasıdır.
Öte yandan bu dönem sanayileşmenin gelişmesi, kensoyluların varsıllaşması, çalışanların köylülerin yoksullaşması demekti. Sanayi alanında, hammadde alanında çalışanların düzensiz, denetimsiz, hukuksuz koşullarda alınteri dökmesi başka gelişmelere de gebedir. 1871 Paris Komünü sonrası Fransa, Almanya, İngiltere... toplumsal bunalımlara sürüklenir. Tüm kesim etkilenir bunalımdan ama işçiler, köylüler, büyük halk kitlesi tümden yoksul bir yaşama itilir.
19.yüzyılm bilim yüzyılı olduğunu biliyoruz: Kimya, ısı kimyası, elektrik enerjisi, am­pul, patlamalı motor, makineleşme, iletişimdeki buluşlar...hücre bölünmele-rinin ayrımına varılma, Pasteur'un, Koch'un tıptaki buluşları insanlığın yaşamını yeniden düzenlemiş, uygarlığın, yaşambiçiminin yeniden kurgulamasını doğurmuştur.
Darvin'in "Doğal ayıklama yoluyla türlerin kökeni" Claude Bernard'm "tüm bilgileri­mizin deneylerle doğrulanır bilgiler olması gerektiği” savı E.Zola eliyle romana da yan­sımıştır.
Zola'nın 1885'te yazdığı Germinal emeği, emekçileri, maden ocaklarındaki sömürüyü,yer altının ağır çalışma koşullarını anlatan romandaki ilk büyük yapıttır. Yapıtta işçiler, işverenler, teknik elemanlar; işbirlikçiler, aydınlar, grevler, grev kırıcılar... tüm çıplak­lığıyla anlatılır. Zola önemli yapıtını yazmadan önce madenle-işçilerle ilgili tüm belge­leri, raporları, tutanakları, haberleri...toplamış, günlerce maden ocaklarında, maden kasabalarında gözlem yapmıştır.
Romanda anlatılan grevse 1860'larda, 1870'1erde, 1880'1erde gerçekleşen eylemlerin iz­düşümüdür.
301 işçinin öldüğü Soma yıkımını, Soma gerçeğini, maden-kömür-işçi gerçeğini Fransız yazarı E.Zola neredeyse 150 yıl önce yazmış...Duyarlı, görevini-işlevini iyi yapan bir romancı olarak Fransa'yı, Avrupa'yı, yeryüzünü uyarmış...
Zola, bu yapıtıyla emeği-işçiyi-madenciyi tohum olarak görür. O tohumun bir gün yeşereceğine...inanır. Zola'nın bu inancını yapıtlara dönüştürdüğü yıllarda bizde bırakın böy­le bir konuyu bir başyapıta dönüştürmeyi “roman” türü bile anlaşılmamıştır daha. Şemset­tin Sami'nin, Namık Kemal'in "kusurlu" başlangıçları, Ahmet Mithat Efendi'nin yirmi ka­dar yazı emeği Germinal yazıldığında bizdeki roman toplamıdır. Zola öldüğünde gelecek­tir bizdeki "ilk roman başarısı."
Emeğin, işçinin romana yansıması epeyce geçtir bizde. İlk roman denemesi yazıldığında (1872) ilk grev denemesi de gerçekleşir. Fethi Naci'nin saptamasıyla işçiden söz eden ro­manı görmek için 55 yıl daha beklemek gerekecektir: 1927, Mahmut Yesari, Çulluk...
Reşat Enis'in 1938'de yayımlanan Afrodit Buhurdanında Bir Kadın romanı maden işçile­rine değinin ilk roman yazınımızda.
Doğrudan madeni-kömürü anlatan romansa Mehmet Şeyda'nın. 1970'de iki cilt olarak ya­yımlanan Yanartaş; Zonguldak'ı, madeni, kömürü alışılmış roman kalıplarının dışında yansı­tan bir yapıt.
Zonguldaklı İrfan Yalçın kimi öykülerinde yöresini yansıtır. 1980'de Türk Dil Kurumu Ödülü aldığı Ölümün Ağzı romanı(1979) madencilerin gerçekçi romanı sayılmalıdır.
Öykümüze madenin-kömürün-emeğin girişi Ahmet Naim(1904-1967) eliyledir.1935 sonrasın­da konuyla ilgili yazdıkları çalıştığı işletmedeki gözlemlerinin ürünleridir.
Şiirimizden de iyi dizeler bulunabilir madenle ilgili. Orhan Veli'nin birkaç dizesi, Mehmet Yılmaz Karaibrahimoğlu'nun Madencinin Günlüğü ilk anımsadıklarım. Vazgeçemediğimse İlhan Demiraslan'ın: “İlkin zorla toplayıp soktular madenlere/ Yoksul ve kimsesiz ve toprak­sız köylüleri/ Yıllarca sürdü yokluk gitti delikanlılar/ Çokları sevinerek iş etti madenleri/Döndü üç beş kuruşla Şile'den Artvin'e dek/Taşındı Zonguldak'a Karadeniz illeri/İki ölüm yaşandı yer altında yıllardır/ birisi girizuydu silikozdu diğeri/Karadeniz' in yoksul topraksız köylüleri/Kazdılar kayaları kazdılar kömürleri/Ve giderek taş etti yutulan taş tozları/O canım ciğerleri o canım ciğerleri/Sonunda bile bile boğuldu silikozlı/Bırakıp arkasında taptaze gelinleri/Koşullandırılmıştır insanoğlu yazgıya/Çaresizdir elleri ağıtlanır dilleri/Ama suçlular açık sürdürür eylemini/Kör olsun Zonguldak'ın kömür işletme­leri"
Acının, yıkımın, gençölümün, mutsuzluğun...giderilmesi;usun, bilimin, bilginin, tekniğin, sevginin, hoşgörünün... çiçeklenmesine bağlı. Böyle, gelişmiş insan, toplum örnekleri..

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık