• 30 Eylül 2016, Cuma 16:40
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

TARIK AKAN ÜSTÜNE
Gerçek adı Tarık Tahsin Eregül'dür. İstanbul'da 1949'da doğmuştur. Subay olan Yaşar Eregül'ün bir abla, bir ağabeyden sonra üçüncü çocuğudur. Babasının görev yerleri olan Erzu­rum'da, Kayseri'de yaşadı. İlkokulu Kayseri'de bitirdi. Babası emekli olunca yeniden İstan­bul'a, Bakırköy'e taşındılar. Ortaokul, lise burada tamamlandı. Yıldız Teknik Makine Mühen­disliği Bölümü bitirildi. Sinema öncesi Bakırköy'deki plajlarda cankurtaranlık yaptı. Taksi sürücülüğü, gazoz satışı, işportacılık... gibi işlerde emeğiyle geçimini sağladı. Gece eğitimiyle Işık Yüksekokulunda gazetecilik okudu.
Ses dergisinin geleneksel artist yarışmasında birinci oldu, sinemaya geçti. İlk filmi Solan Bir Yaprak Gibi'yle (Fatma Girik'le) Yeşilçam "yakışıklı, fizikli, güleryüzlü" "me­lodram" "jönü" yarattı. Bu süreç 1978'e dek sürdü.
1970'in ortalarında oyuncu, yazar Vasıf Öngören'den oyunculuk eğitimi alan Tarık Akan bulunduğu ortamda kendini geliştirerek toplumsal sorumluluğu olması gereken sanat anla­yışına yöneldi. Bu yönüyle oynadığı filmlerde, toplumsal etkinliklerde, dernek çalışmala­rında, siyasal gelişmelerde... önemli bir ad oldu.16 Eylül'deki ölümü, 18 Eylül'deki son­suzluğa uğurlama törenindeki yoğun katılım görüntüleri, ardından yayımlanan başsağlığı iletileri onu Tarık Akan yapan 1978 sonrasının oyunculuğuyla, kültür-sanat birikimiyle, şok hızlı değişen toplumsal-siyasal yapımızdaki ödünsüz duruşuyla açıklanır.
Yavuz Özkan'ın çektiği, Cüneyt Arkın'la oynadığı ilk toplumsal yapıtı Maden'dir. Evren­sel anlamda maden emekçilerinin sorunlarını ilk kez E. Zola'nın Tohum Yeşerince'sinden, bizde Mehmet Şeyda'nın Yanartaş'ından sonra Yeşilçam kara elmas emekçilerinin alınteri sömürülüşünü gerçekçi bakışla yansıttı.
Maden oyuncunun akacağı yatağı bulmasında başlangıç oldu. Adak, Üçüncü Gözdeli Deli Olma, Çözülmeler, Mektup, Nehir, Sürü, Yol, Vizontele Tuuba, Pehlivan, Eylül Fırtınası, Koçum Benim, Gece Yürüyüşü, Kararatma Geceleri... Onu sinemada Tarık Akan yapan önemli yapıt­lardır.
1970'lerde yazın dergileri yanında müzik dergisi "hey"i, sinema dergisi "Ses"i de alarak okuyordum. Ses'in yarışmasında birinci olan, Tarık Tahsin Eregül'ün Tarık Akan'a dönüşmesini Ses'ten izledim sayı sayı. İleriki yıllarda kitaplığımdaki kimi dergileri, yapıtları elerken Sesi de, hey'i de eledim. Niteliği ne olursa olsun basılı her şeyin de­ğer edineceği, gerekli olduğu günler, yıllar oluyor... "Keşke"ler oluşuyor böylece.
Tarık Akan bizim kuşaktan sayılır. Onun bireysel, toplumsal öyküsü bizim kuşağın da öyküsüdür. Bu öyküde; eğitimde, ekinde, sanatta; iş sağtöresinde, kişilik ediniminde kimi öze­likler vardır. Bunları vurgulamanın yazar-aydın sorumluluğu olduğunu düşünüyorum.
Tarık Akan kuşağının oluşum kaynakları, özellikleri:
Kent, ilçe, köy okullarında ilkokul diplomaları alsalar da en az bir Mustafa Kemal, Hasan Ali Yücel, Köy Enstitüsü öğretmeniyle yüzyüze gelmişlerdir.
En az bir 19 Şubat 1932'de kurulan (Atatürk Dönemi), 8 Ağustos 1951'de (Menderes Döne­mi) kapatılan halkevleri birikiminden geçen öğretmenle ilkokulda, ortaokulda eğitim sü­reci yaşamışlardır.
İlkokulda, ortaokulda, lisede Kurtuluş Savaşı'nı, Mustafa Kemal Atatürk'ü, Cumhuriyet'i Devrimlerimiz'i, Atatürk İlkeleri'ni, Laikliği, Aydınlanmayı tanıklarıyla anlatan öğretmen­lerle karşılaşmışlardır.
Çevrelerinde Kurtuluş Savaşı'nın, işgal günlerinin, Mustafa Kemal Atatürk'ün, Devrimlerin, Cumhuriyetin... en az bir iki tanığıyla konuşmuşlar onların çelik gibi gözlerle kimi zaman ağlayarak, coşkulu anlatımlarla anılarını dinlemişlerdir.
Okumayı yazmayı öğrendikten sonra "okuma alışkanlığı" edinerek küçük başlangıçlar­dan büyük evrensel değerler taşıyan yapıtlara yönelerek okumuşlar, öğrenmişler, araştır­mışlar yeri gelince de yazmışlardır.
En az bir iki yazın-ekin-sanat dergisi okuru, sürdürümcüsüdürler.
Bir iki günlük gazete okumadan günlerini erinçli geçiremezler. Cumhuriyet okumadan o gün bir eksiklikleri olduğunu duyumsarlar.
Emeğe, alın terine, biri kime tutkun olduklarından bunlarsız hiçbir yükselme basamağına adım atmamışlardır. Alın teriyle yükselirler, onların geldiği konumların gerisinde "dayı", "emi", "torpil", "kart", "mektup", "senden", "benden"... anlayışı yoktur. Hakları yen­miştir ama onlar asla hak yememişlerdir.
Demokrasi duruşu gereği en az bir dernekle yakınlıkları olur... Çoğaltabiliriz bunları. Böyle bir kuşak Tarık Akan kuşağı. Böyle olduğu için 12 Eylül sürecinde "aydınlar bildirisi"ni desteklemişler, bu süreçte, sonrasında soruşturmalardan, sürgünlerden geçmiş­ler, sürecin "kaymağını" yememişlerdir. Son yıllarda "Ordumuza" yapılanları da ilk andan beri çözmüşlerdir... Filmleri yanında bir kitabıyla da anılacak bir ad Tarık Akan...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık