• 27 Ocak 2017, Cuma 18:30
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

SIRRI ÖZTÜRK ÜSTÜNE (3)
 Sanatın, sanatçının oluşumunda önemli öğe öykünmedir. Altı yaşındaki Sırrı'nın öykü­neceği ad; çalınca akan suların durduğu, ses-söz güzelliğinin ayırdında olanların sus­tuğu, içsel duyuşlarla kendini unutarak dinlediği Picoğlu Osman'dır.
Çeliğini çomağını, kuşlastiğini, "mirasını", topacını, çakısını... bir yana bırakarak telin, yayın, parmak vuruşların, türkü tümcelerine yönelişlerin nedeni Picoğlu'nun ula­şılmazlığı, Picoğlu'nun yakınlığı, çağırsan duyacak denli komşuluğu, evlerine en yakın kemençeci oluşudur. Son düğününü Daylı'da yapmış, sayrılık yorgunluklarıyla evinin kapısında sırtını güneşe vererek son çalışlarla sonsuz ayrılığın sarmalındaki Picoğlu­’nun titrek dokunuşlarla, kısık söyleyişlerle atak, ateş gözlü, öğrenmeye aç çocuğa yön verdiği açıktır. Belki de birinde yukarıdan Daylı'dan aşağıya, dereye, büke inilmiştir. Yenilmiş içilmiştir. Kemençe çalınmıştır... Ayırdında bile değildir Piçoğlu... Kendini gözleyen, hiçbir devinimini kaçırmayan, kemençesinden yansıyanla ağzından çıkanları belleğine, kulağına unutulmayacak biçimde yerleştiren biri vardır, bir çocuk vardır: Sırrı... Çöğürden kemençeler tutturmak için bir iki kez parmağını kanatan Sırrı...
Küçük Sırrı belki de bir kez izledi Picoğlu'nu düğünde. 1943 olmalı... Araştırmacı Şadi Cındık'ın ağabeyi İlyas Cındık evlenmektedir. Yakınları, komşuları Picoğlu yap­maktadır düğünü. Picoğlu bile bu düğünün son düğünü olduğunu bilmemektedir. Sayrılığı'nın gün geçtikçe ilerleyeceğini ne bilsin...
Daylı'nın eski mahallesinden yola çıkılır düğün için. "Hidayet Hanım önde, ağabey Zeki de arkada... Yanlarında da Sırrı... Evden çıkıldı. Yokuş aşağı inildi. Küpo Deresi' ne ulaşıldı. Yukarıya, Daylı'ya dönülecek şimdi, yokuş yukarı... Yoruldu Sırrı. Onun güç­süz bacakları altından kalkamaz tırmanışın. Ağabey Zeki var... Alacak sırtına onu. Böyle gelecek Daylı'ya  Picoğlu'na, onun çalıp söyleyeceği son düğüne...” (Şadi Cındık, 10.10.2006 tarihli Almanya mektubu).
1946'da ölür Picoğlu Osman. Sırrı sekiz yaşındadır. Çocuktur. Artık çöğür kemençesin­den babanın, ananın, ağabeyin yürekten oluruyla Görele kemençesi"ne geçilir. İlgi tut­kuya dönüşür yetenek bıkılmaz çalışmalarla yönünü bulur. Evdekiler, yakınlar, komşular,
Kemikli dinler artık; "yaşa" der, "var ol"...
İlk önemli sınama, sınav gelip çatar. Düğün yapılacaktır. Düğünde çalacaktır. Cezayir, Tuzcuoğlu, Hasbal, Hamzabaş, Sıksara, Gelin Ağlatma, İnce Oyun, Karşılama, Yol Havası, Dut Dibi, Bıçak Oyunu, Cemo, Kolbastı, Beyoğlu... bunlarsız düğün mü olur. Bilmeden bunları kemençeci mi olunur... Önce ekin fecilerinden geçilse de bunlarsız düğün olmaz. Dü­ğünde oynayanlar bunları yaratanların torunları. Bunlara yeni yeni "figür" ekleyenler. Çalamazsan oynatman, düğün yapman, düğüne kemençeci olarak çağrılman olası mı?..
Sırrı, Sırrı Öztürk ortamını, anlayışını ipuçlarıyla verdiğim düğünlerimizde "ilk düğüne çalışın, İlk düğün yapışın" iç karmaşasını, tedirginliğini, coşkunluğunu yengiye kendini yenişe, eksiklikleri kapatışa çevirir. İlk önemli başarıdır bu. İlk romanın ödüllendirilmesi gibi. Artık sürekli tırmanacaktır. Yinelemeyecektir kendini... Başka düğünlere de çağrılacaktır. Çalacak, oynatacak, söyleyecek, gelinçiye gidecek, konakların arananı olacaktır... Bu yetenek, çalışma yaratıcılığının ilk başarısı ilk düğünüdür onun. Kulağında sesleri, belleğinde görüntüleri ona güç veren Piçoğlu Osman Gökge; çok uzak­ta İstanbul'da, Kulaksız'da kimbilir kimin "şalap şulap", özensiz mi özensiz yazdığı "GÖRELIDIYILI KOY İSMAİL OĞLU OSMAN GÜHÇE D 1317 0 4 6 1946 RUHUNA FATİHA' (Seyfullah Çiçek Arşivi, Piçoğlu Osman, 2006) mermerin altında altı yıldır yatmaktadır...
Bu ilk düğünde Giresun karşılaması da oynatmış; kızların, gelinlerin, kadınların "Anam, bacım has gene Picu gibi çalmıyu mu..." tümceleriyle onayını almış. Türküyü de Picoğlu'nu anımsatacak biçemde söyleniştir:
Altını bozdurayım
Gerdana dizdireyim
İpek mendil değilsin
Cebimde gezdireyim
Ninna aslanım ninna
Ninna güzelim ninna
***

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık