• 17 Mart 2017, Cuma 15:52
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

SIĞIRTMAÇ TÜRKÜLERİ
 Latin yazını üstüne genel bilgi aktaranlar Platus'u, Cicero'yu, Trentius'u, Cato'yu,
Lucretius'u andıktan, örnekledikten sonra sözü Vergilus'a (MÖ 70-19) getirirler.
Günümüzden iki bin yıl ünce doğa, kır yaşamını duygusal anlatımla, yeri geldiğinde yi­ğitçe söyleyişle ilk dile getiren ozan sayılmakta Vergilius.
Cevdet Kudret onu Batı Edebiyatından Seçme Parçalar'da şu tümcelerle tanıtıyor: "Mantua yöresinde Andes kasabasında doğmuştur. Cremonada'da, Mediolanum'da okumuştur. Çocukluğundan beri kırlarda yaşamayı sevmiş, ilk şiirleriyle ilgi görmüş, Bucelica adlı eserini yazdıktan sonra Roma'ya gidip Maecenas ve Ağustos'un koruyuculuk ve dostluğu­nu kazanmıştır.
Caesar'ın katillerine karşı Filippi iç savaşından (MÖ 32) sonra Ağustos'un emekli as­kerlerine toprak dağıtıldığı sırada elinden alınmış olan Mantua'daki topraklarını Ağus­tos'un emriyle yeniden ele geçirmiş; kendisini yalnız şiire vermiş, Yunanistan gezisin­den dönerken Brundisium'da ölmüştür.
Yazdıklarına çok emek veren, güç beğenen bir ozandır.
Eski Yunan ozanları yolunda yürümüştür. Buculica'da (Çoban Şiirleri) Theokritos'un Eudyllia'sını, Georgia (Çiftçilik Şiirleri) Hasiodos'un İşler ve Günler'ini, Aeneis adlı destanında da Homeros'un yapıtlarını örnek almıştır."
Vergilius yıllar önce Tercüme dergisinde, Türk Yurdu dergisinde kimi örneklerle ta­nıtılmış.
Türk Yurdu'ndaki çeviri belki de ilktir. Ruşen Eşref'in çevirisi 1929 tarihli. Vergilius'un Busolica'sını çevirerek yapıta dönüştüren İsmet Zeki Eyuboğlu'dur. 1962'de Vedat Günyol'un Çan Yayınları'nda çeviriler Sığırtmaç Türküleri adıyla yayımlamış­tır. İsmet Eyuboğlu Türkçe özeniyle Farsça'dan dilimize geçen "çoban" sözcüğünü kullanmamış onun yerine "Sırtmaç" sözcüğünü yeğlemiştir.
"Latin yazınının en verimli ozanı, gerçekçi; kendi duygularını, üzüntülerini, ayrılık acılarını karşısındakinin diliyle söyleyen, kendi adına başkalarını konuşturan" Vergili­us akıcı Türkçesiyle köy, kır, doğa, sığırtmaç yaşamını bilenlerin duygularına İsmet Zeki Eyuboğlu'nun çeviri dizeleriyle ulaşır. Bu ulaşma Çan Yayınları'nı izleyen okurlarla sınırlı kalacaktır.
Dağları, yaylaları, obaları, ormanları, otlakları, bahçeleri, dereleri, gölleri, otuzları, oyrakları, bükleri... yaşam koşullarıyla örtüştüren bir yazın okuyucusu olarak basılışın­dan on iki yıl sonra edinmişim Sığırtmaç Türküleri'ni. Yanılmıyorsam Dost Kitabevi'nin arka sıralarının birinde bulmuşum. Trabzon Fatin Eğitim Enstitüsünün ilk haftalarındaki kitap arayışlarımla. . .
Virgilius'un Busolica'larıyla Georgica'larını tam çeviri olarak okumak için 9.12. 2000 tarihini beklemem gerekecekti. Yayınevi Vergilius'un "Bütün Eserleri"ni ya­yımlamaya başlamış. Türkan Uzel çevirisi Ekim 1998'de çıkmış. Ne duymuşum ne de görmüşüm yayını. Kışları İstanbul'da yazları Görele'de oturan ozan Cemil Sabri Uzunömeroğlu Ağabey Görele'ye gelişlerinde yaptığı gibi 2000'in ilk haftasında önemli, özgün özellikli çevirilerden birini getirmiş armağan olarak... "Hoşgeldin’e gittiğimde de imzalamış: "Hayreddin Günay'a Romantik akışlı, natürel bakışlı pastoral nakışlı Vergilius'u takdim ederim. 9.12.2000 Cumartesi. Saat 13.51 Soğuksu Mahallesindeki ev- Görele. Cemil Sabri Uzunömeroğlu"
İsmet Zeki Eyuboğlu çevirisinden:
Durmadan gelir giderdi tepelerde
Sık kayın ağaçlarının gölgeliklerine.
Tek başına türküler çağırır yankıtırdı
Oradan ormanlara boşu boşuna.
Ey taş yürekli Alexis
Neden aldırmaz oldun türkülerime
Neden acımazsın bize
Öldüreceksin beni bu gidişle besbelli.
Arar şimdi gölgeleri, serinleri sürüler,
Saklanır içinde çalılıkların
Yeşil yeşil kertenkeleler.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık