• 03 Ekim 2015, Cumartesi 10:30
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

ŞEBİNKARAHİSAR- KOYULHİSAR-MESUDİYE (1)
 Epey yol geldik sabahtan beri. Dereli'de durduk beş on dakika. Çorba gereksinimi­mizi giderdik. Az yukarıda, Kuzalan Şelale'sindeyiz. İyice gözlemledik çevreyi. Fotoğraflar çekildi. Oyrak boyu yılan eğrileriyle sürüp gidin yoldan görebildiğimizce sağa sola bakmak bile dinginleştiriyor içimizi. Aksu'yla bütünleşen çamgiller, meşeler, yer yer kızılağaçlar, şimşirler, fındıklar, yol kıyılarındaki tek tük elmalar, armutlar, kirazlar, erikler; bir dönemecin sonunda dev gibi yükselen gürgen, onun çevresini tutmuş, toprak kaymasın diye çabalayan yabangülleri... Morun, sarının tipik ağaççıkları... Ta ilerilerde ağaçsız yeşil tepeler, yukarılarda çarşaf çarşaf kabarmış apak bulutlar.. Buralar böyle... Her gün gidilip gelinse, her gün geçilse yeni yeni doğa güzellikleri sunan Dereli-Şebinkarahisar yolu.I987'den beri bilmem kaç kez geçtim ama her geçişim ilkinin büyüsel güzelliğini taşıyor, çoğaltıyor.
Yukarılara, gitgide yükselen düzgün yolla ulaşıyoruz. Halil Rıfat Paşa'dan kalma tünelin ardında iniyoruz araçtan. Bir çeşit çok kısa düşün veriyoruz. Derin uçurumdan aşağılara bakıyoruz. Aksu daralmış iyice ama yine güçlü, dingin. Buralarla ilgili bi­lindik söylenceleri anlatıyorum arkadaşlara. Yine fotoğraflar çekiliyor...
Daha da yukarılardayız şimdi. Bir iki dakika sonra Eğribel sapağından geçerek döne­meçlerden ilerleyince orman bitecek birdenbire, yayla, Tamdere çıkacak karşımıza...
Pazar kurulmuş Tamdere'de. İlk gördüğüm yılların pazarı, sıra sıra kasaplar, göğe yükselen acımsı dumanlar, insanı tok olsa bile "yemeye" çağıran mangallardan burna vuran kızaran kuzu eti kokuları yok... O 1980'li yıllar daha mı şenlikliydi ne...
Neredeyse kışın bile boyu aşan kar ortamında durulan Eğribel’deki çeşmedeyiz.
Yazboyu olduğu gibi yine çocuk, genç yaşlı bir iki satıcı var. Kekikler, pancarlar, ma­rullar, yayla çiçeği demetleri alıcısını bekliyor. Bu kez "bir şey" almıyoruz. Su içiyo­ruz çeşmeden boğazımız yanarcasına...
Aştık Eğribel’i,aşağılara iniyoruz şimdi kıvrılan, geniş yolla. İniş bitince düz gi­deceğiz, sonra sağda bir iki ev, kısa ama çok dar bir geçit, ilerisi Tamzara, Şebinkarahisar...
Tamzara yoluna saptık. Soldaki sapak Alucra'ya götürür yolcuları. Alucra'da, Aktepe Ortaokulunda çalıştığım yıllarda yoktu bu yol. Alucra ayrımı Şebinkarahisar'ın eteğin­den başlardı, oradan döne döne aşağılara inilir güzellik örneği Avutmuşa varılırdı...
Gezme amaçlı Şebinkarahisar'a gideceklerin kesinlikle uğrayacağı güzeller güzeli yerdir Tamzara. Burada kısa gezinti, gözlem, çay, yorgunluk giderme, fırsat yaratarak bir iki kişiyle söyleşme erinç doldurur insanın içine...
Çaylarımızı "Tamzara Cafe"de içiyoruz. Gitgide kalabalıklaşıyor caminin çevresi, cenaze bekleniyor...
İçeri daha önceki yıllara göre görsel ürünlerle varsıllaştırılmış. Köyün, yörenin bir çeşit tarihi yansıtılmış fotoğraflarla duvarlara. Eski fotoğraflar; ta yıllar öncenin yüzleri, giysileri, kişileri... Her biri en az bir iki öykü anımsatıyor onları tanıyanlara. Onları tanımayanlarsa düş güçlerini kullanarak onlarla, buralarla ilgili yıl­lar öncesinin öykülerini kurgulayabilir kolaylıkla.
Mustafa Şahin yaşlıca bir Tamzaralıyla kaynaşmış söyleşiyor. Ben de gidiyorum yan­larına... Solda duvarda bir yazıt. TAMZARA TÜRKÜSÜ... Bu iyi olmuş, iyi düşünülmüş;
Tamzara iki yoldur/Biri sağ biri soldur/İki m... arası/Cennete gider yoldur//Tamzara'nın deresi, Hayli çeker arası/Katibimi de vurmuşlar/Yedi yerden yarası//Yeniyol­da kahvede/ Oturduk muhabbete/Tamzara'ya varmadan/Tutulduk kıyamete//Yeni yolda vuruldum/Tamzara'ya duyuldun/Bir kalbur bağırsağım/Duta duta yoruldun//Kendim derede kaldı/Atım nerede kaldı/Saatimin zinciri/Atın boynunda kaldı//Tamzara'nın taşları/Cıv cıv eder kuşları/Efendimi de vurdular//Tamzara'nın gençleri//Tamzara'nın dağları/Mor sümbüllü bağları/Yedi yerden de aldılar/Tamzara'nın beyleri//Tamzara'da bir kuyu/ Uyu sevdiğim uyu/Adam serhoş olur mu/İçtiğin üzüm suyu//Tamzara'nın üzümü/Dinle benim sözümü/Dinlemesen sözümü/Göremezsin yüzümü//Tamzara üstü çiçek/Orak getirin biçek/ Efendimi de vurdular/Orta boylu bir küçücek//Saat belinde kuşak/Püskülleri de yumşak/Beni de vuran kaynımdır/Uzun boylu bir uşak//

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık