• 01 Aralık 2017, Cuma 15:47
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

SAMİ GÜNAY ÜSTÜNE (2)
 Çepni ekininin yüzyıllardır evrimleştiği; sözcüklere, oyunlara, ten-dil yaratıcılığına, kemençeye, davula zurnaya, düdüğe, bağlamaya; horana, bıçak oyununa, ince oyuna; şakalara, türkülere, kıvrak nüktelere, alaysımalara... dönüştüğü buralarda çocuk, genç olarak yaşam sürüyorsa­nız kemençeye, horana yönelmeniz "ekmek yemek, su içmek" denli doğaldır. Bir de içsel dür­tüleriniz, yeteneğiniz varsa gerisi "tam bir çalışma savaşımıyla" gelecektir...
İlk başlarda kendi kendine yapılan kemençeyi andıran oyuncaklarla başlanır sanat yolculuğuna... Sonra kırık dökük bir kemençe bulunur. Babadan gizli gizli çalışlara baş­lanır. "Yamuk yumuk seslerle konu komşu, bıktırılır. "Ufak tefek kulak çekmelerin" ar­dından "ağır elli şamarlar" gelir. Ne yapılsa boş!.. "Mal peşinde sabahtan akşama dek"
"aç aruk" bir türlü dizginlenemeyen kemençeye gem vurulmaya başlanır... Evden kovma sıkılamaları kaç para... Nasıl olsa bir taflanlık, bir samanlık vardır gecelenecek...
Yolcu yolundan döner mi...
Bir gün "babanın para sayarak satın aldığı kemençe" bayram sevinci yaşatır Sami'ye. Nicedir ilk kez tartışmasız, gürültüsüz bir akşam yemeği yenir...
O gece, sonraki geceler kemençeyle yatılacaktır...
Git gide parmaklar yumuşar, bilekler kıvraklaşır... Türküler tellere uydurulmaya çalı­şılır. Büyüklerin, küçüklerin içinde; koskoca Camiyanında kemençe çalınmaya başlanır... Dinleyiciler horanı yaratanların, kemençeyi oluşturarak yayanların torunlarıdır... En küçük yanlışı bile sezerler... Dinlerler... Yanlışları ağızlarıyla, ıslıklarla gösterir­ler... Yeniden çaldırırlar, "olunca da" "yaşa yeğenim" derler...
Amadularının en büyüğü Sayid'in Ali'dir o yıllarda. Babası, kardeşleri "savaş yılları­nın korkunç koşullarında" Çepni kişiliği göstererek "silaha sarılmışlar", o yılların acımasızlığı içinde göçmüşlerdir sonsuzluğa... Ali Günay olumsuzluklara, doğaya karşı yengiye ulaşanlardandır...
iri, diri, güçlü, apak sakallı Ali Amca (babamın amcası...)... ipiri eller... En güç anlar da bile işi "hafif sövmeyle" geçiştiren kişilik... Kızınca da yapıştığı kulağı koparan kararlılık..."işaret parmağını orta parmağın üzerine getirerek tahta üzerindeki sivri, ham fındığı bir parmak vuruşuyla kıran acı güç..."
Ali Amca da yanında yöresinde kemençe çalan Sami'yi dinlemektedir... Şaka yollu küfürlerle "Ura... habu gayda olmadı... av... yeniden çal... gopardurum gulanı..." uyarılarıyla yönlendirmektedir...
Kemençenin gelmiş geçmiş en büyüğüyle, Karaman'la arkadaştır Ali Günay... Karadere'den çarşıya, Görele'ye inen; Görele'den köye çıkan Karaman Camiyanmda, Sayidin Ali'nin evi­nin yanında oturacak, dinlenecek, ayran içecek... Arkadaşı Saydin Ali'nin ayranını... Yeri gelince de kemençe çalacak... Cami Yanı'nı oynatacak...
Karaman'a, "Halil...Karaman" der Sayidin Ali. "habu olanı bi dinne..." Karaman aldırma belki de arkadaşını kızdırıyordur.. "Bidinne... ayran yerine ... içersin sora..." Gülü­şürler...
Bu dinleyişler, bu çalışlar... Ali Günay'ın baskısıyla Sami Günay'a yön verişler...
Sonra kemençeyi alan Karaman'ın çalışları... Çalarken kendini unutuşları, kendinden ge­çişleri, inlemeleri..."Arı oğul atıyor." gibi çalışları... Sami'yi yeniden dinleyişle­ri, sınayışları... Uldu, deyişleri... "Çurası şöyle olacak, deyişleri..." karmak az böyle, yay az şöyle" gösterişleri...
Çok iyi kulağı olan Sami Günay'ın Karaman'ın ağzından çıkanla, kemençesinden duyulanı kapışları... "Eferim..." alışları... Karaman yolunda ilerleyişleri... Hacı Ali Özdemir'den Kemal Caba'dan etkilenişleri... Günden güne, aydan aya, yıldan yıla kendini buluşları...
İlk sınavı ekin imecisi olacaktır... Göreleli önemli kemençecilerin geçtiği ilk yol­dan geçecektir... Çürükeynesil geleneğinin öğesi olacaktır... Ekin sınavı geçilince baş­ka başka ekinler kazdırılacak... İmeci kemençecisinden "düğün kemençecisine" geçilecek­tir ...
Sevimli, güleryüzlü, yakışıklı, ağzı "laf yapan" çok devingen kişiliği ilk gençliğin coşkularıyla gelişir, pekişir. Kemençede Çürükeynesil'de, komşu köylerde aranılan ad ol­maya başlar. Kız evlerinde öteki kemençeciler içinden onun çalması istenir... ilgi, sev­gi dolu bakışlar üstündedir... Ahmet Ala'yla, Durkaya'yla, Haceli'yle, Sırrı Öztürk'le,
Katip Şadi'yle "aynı düğünlerin" kemençecisi olur...
Aynı kuşaktan oldukları için Sırrı Öztürk'le, Katip Şadi'yle, Şenel Dandin'le arka­daş olur... Nice köylerde nice düğünleri birlikte yaparlar... Nice konaklarda ışıtırlar. Nice gelinleri ağlatırlar... Nice karşılama, ince oyun, horan, tuzcuoğlu, cemo... çalarlar oynatırlar...



MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık