• 22 Aralık 2012, Cumartesi 14:18
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

OVİT'E DOĞRU
 Arkadaşlarla, dostlarla yılda bir iki kez çıktığımız günübirlik gezilerden birindeyiz Doğa, tarih, kültür inceleme-araştırma amaçlı bir gezi bu. Daha önceden sözleştiğimiz üzere  sabah beşte çıkacağız yola.Yol arkadaşlarım gazeteci Nihat Öztürk'le Bekir Öztürk.
Buluşma yeri Konakdüzü. Belki de ilk kez geç kalıyorum yaşamımda.Nihat Öztürk, Bekir Öztürk benden on dakika önce gelmişler, Bekir Öztürk'ün aracının içinde beni bekliyorlar.Daha aydınlanmadı ortalık. Yola çıkıyoruz öncelikle Ovit Yaylası'nı, Ovit Geçidini görmek için.
Konuşa konuşa, konudan konuya geçe geçe, güle şakalaşa ilerliyoruz.TRT AVAZ'da,TRT BELGESEL'de   yayımlanan halkbilim çalışmalarımızı yansıtan Anadolu'nun Sıcak Yüzleri izlencesinden de söz ediyor arkadaşlar.
Kasım başları hava bulutlu, ha yağdı ha yağacak. Rize yaylalarına doğru yağış endişeşi   de taşıyoruz.
Işımadan geçtik Trabzon'u, Rize sınırlarındayız. Tulum, kemençe,horan yurdu Rize topraklarındayız. Sadık Aynacı, Ali Haliloğlu, Cimilli İbo gibi  kemençecilerin; Cabir Dayı gibi horancıların;Mustafa Tezcan, Mustafa Gariboğlu,Cevdet Topalaoğlu,Mustafa Korkut, Ali Çamkerten, Mahmut Turan...gibi tulumcuların, otuz kırk çeşit horanın oynandığı topraklardayız.
Rize ağırlıklı konuşmalarımız. Öncelikle çay...1880 Muğla doğumlu Zihni Derin'i, onu çay tarımını araştırmak için görevlendiren Mustafa Kemal Atatürk'ü,çalışmalara emeği geçenleri anıyoruz.Rize doğumlu yazarları, ozanları anımsıyorum söyleşirken;Mehmet Salihoğlu'nu, Oktay Arayıcı'yı, Adnan Ardağı'nı. Talip Apaydın'ın Çay Ağacı, Ümit Kaftancıoğlu'nun Karıncalar öyküsü düşüyor usuma...
Rize manileri, atışmalar, karşıberiler çiçekleniyor İkizdere'ye doğru giderken. İzzet Yazıcı-Şeyh Beadir atışması yankılanıyor vadilerde: 
İzzet Yazıcı:      Bohça kabına benzer 
  Başındaki şemsiye
Şeyh Beadir:     Dede hatirasidu
  Miras düşti hisseye
İzzet Yazıcı;      Bedir senin baban 
  Giderdi kiliseye
Şeyh Beadir:   Senun Baban ordadu 
  Kapu açmaz kimseye
İkizdere Vadisi Harşıt'ı andırıyor. Dereyle çok oynanmış. Çakıl, kum, taş...Harşıt'tan geniş gibi. Ortak yanları doğallıklarını yitirmeleri.
Güneyce beldesi girişinden dikleşen uzak tepelere baktığımızda kimi tepede çepel var. Bu yılın ilk karını görüyoruz.İkizdere'ye az bir şey kala HES var. 2400 nüfuslu ilçe.Köprüyü az geçince duruyoruz Şehir Lokantası'nda. İçiyoruz çorbalarımızı, ardından çay...Yarım saat sonra vuruyoruz yola. Dereliköy'de ikiye ayrılıyor yol. Yolun biri Ovit'e biri Anzer'e.
Anzer balı, Anzer horanı, Anzer   Yaylası ünlü...
Ovit yolundayız. Bu yol Rize'yi Erzurum'a, Bayburt'a ulaştırıyor.Tipik Doğu Karadeniz bitki örtüsünü inceliyoruz sağa sola bakarak. Kızılağaç, kavak, kestane, ormangülleri, elma, armut, kiraz, mandalina ağaçları yerini gürgene, dişbudağa, kayına, sarıçama, köknar, ladine, meşeye, sarmaşıklara. bırakıyor. Daha da yükseldikçe bitiyor orman.Onun yerini bodur ağaççıklar, dağ çayırları alıyor...Bu yükseltilere gelene dek karatavuk, karga,alakarga gibi tanıdık kuşları  da görmedik değil.Çamlıklarda tek tük   uçan kuşların arı kuşu olduğunu sanıyorum.
Doğu Karadeniz Dağlarından doğan,Cimil Deresi'yle birleşen İkizdere  giderek küçülüyor.3000 metrelik yükseltilerden beslendiğini biliyoruz İkizdere'nin.
Ovit'e yaklaşıyoruz.Tünel yapımı başlamış.Çalışmalar yoğun. Yer yer kar tünellerinden geçiyoruz.Yaylalara geldik artık.Gerilerde olağanüstü yayla, orman görünümleri. Arkadaşlar çekim yapıyor bol bol. Kar var  artık   buralarda. Üşüyoruz. Ama görünüm çok güzel, etkileyici. Coşturuyor insanı.Bu tür yerler bende türkü çağırma isteği uyandırır. Neşet Ertaş türküsü bu ortama uygun, salıyorum sesimi Ovit'e doğru.
Dağlar başı karlı olur                                                    ,
Aşıklar efkarlı olur 
Beni gurbete saldı 
Böyle seven yar mi olur
Ağlarım ağlarım ah
Ağlarım ağlarım ah
Kaldım gurbette eyvah
Bekir Öztürk o güzelim kar görüntülerini bırakmış   beni çekiyor.
Geçide yaklaştık. Beş, altı yüz keçiden oluşan bir sürü. Duruyoruz, bekliyoruz geçmesini. Beş altı çoban köpeği sürünün önüne, sağına, soluna, ardına bölünmüşler yönlendiriyorler kolluyorlar  hayvanları.
Zorkal, Legis Yayla yolları...
Ovit'teyiz. Dört yan kar. OVİT DAĞI GEÇİDİ, RAKIM 264O metre...
İnişteyiz.Çıkış genelde  sisliydi, iniş güneşli. Yayla evleri. Bir  çeşmede duruyoruz su içiyoruz. Biraz ilerimizden keçi sürüsünü andıran  koyun sürüsü...
İspirdeyiz. Küçük bir ilçe. Vadide. Çoruh'la kucak kucağa. Çevresi dikçe tepeler. Tam keklik, ürkeklik alanları...
Yurdumuzun en ünlü, aranılan kurufasulyesi bu topraklarda yetişiyor. İşyerlerini dolaşıyoruz: Gerçek bal 40, şeker balı:15-30 arası. Kurufasulye 12 lira. Dut kurusu 10, lavaş 2 lira.
Saat on buçuğa doğru Bayburt'a yönleniyoruz. İspir çevresi, yol  kıyıları çok sayıda irili ufaklı dut ağaçlarıyla dolu...Bayburt Baksı köyüne gideceğiz.Yol boyu bomboş irili ufaklı tepelerle, vadiciklerle dolu. Keklikler geçiyor usumdan. Bir tepede duruyoruz. Aşağıda salına salına akan Çoruh...Arkadaşlar çekim yapıyor. Bir  kayalığın ardından yedi sekiz keklik   fırlıyor .Bizden ürkmüş olmalı...
Geçen yıl gördüğüm Baksı'dayız.Türkiye'nin alanında tek, dünyanın ikinci müzesini geziyoruz.Arkadaşlar tüm güzellikleri çekiyorlar..
Bayburt'a yöneliyoruz.Kırk kilometre yolumuz var...Yol kıyılarında bol bol  kuşburnu var .Durup topluyoruz bir iki demlik...
15'te Bayburt'tayız. Belediye'ye, Valilik'e uğruyoruz.Yerel yayınları ediniyoruz. Gazetecilerle tanışıyoruz.Akşam yemeği sonrası dönüş yolundayız.Gümüşhane'den pestil, köme, dut kurusu alıyoruz.Bayburt'tan da "top pancar", sekiz  kiloluğunu dört liraya...
Güzel, mutluluk verici bir gezi oldu. Mayıs'taki gezinin yerlerini saptıyoruz söyleşimizde. Saat 21'de Görele'de evimizdeyiz...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık