• 20 Nisan 2013, Cumartesi 10:22
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

ORHAN VELİ NOTLARI
 Daha önce tek tük şiirlerine ulaşsam da tüm ürünlerini kapsayan BÜTÜN ŞİİRLERİNİ 1971'de edindim.Yapıt Varlık'ındı, on birinci basımdı. Bu kitaplığımda ki Orhan Velilerin ilkidir.
Sonraki yıllarda Asım Bezirci derlemesini de aldım.
Şiirimizin akışını değiştiren önemli ozanın düzyazıları  da Varlık'ta çıkmıştı.Ona ulaşmam BÜTÜN ŞİİRLERİNDEN bir yıl sonradır.
La Fontaine çevirileriyle Hasrettin Hoca'sını edinmesem kitaplığım eksik kalacaktı.
2012'de YKY'nin yayımladığı Orhan Veli  benim için tam bir şaşırtıydı:Ozanın kendi sesinden şiirler...
Orhan Veli, Garip'in önderi, salt Garip'le sınırlı değildi. Son yıllarda yazdıkları Montör Sabri, Gelirli Şiir, Delikli Şiir, Kuyruklu Şiir örneğinde olduğu gibi şiirini yenilediğinin kanıtıydı.Bu tür örneklerden giderek adını   "sakıncalı"ya bile çıkarmışlardı.
Ölümünden sonra karalaması diş fırçasına sarılı bulunan AŞK RESMİGEÇİDİ şiiri onun "çapkınlığa", "kadınlara" yönelik imgelerle oluşturduğu şiirlerin tanınmış örneğiydi. On iki kadını anlatır ozan bu şiirde. "Gelelim sonuncuya/Ona bağlandığım kadar/Hiçbirine bağlanmadım/Sade kadın değil, insan/Ne kibarlık budalası/Ne malda, mülkte gözü var/ Eşit olsak der/Hür olsak der/İnsanları sevmesini de bilir/Yaşamayı sevdiği kadar" dizeleriyle anlattığı Öğretmen Nahide Hanım'dır. Orhan Veli'nin 2004'te seksen yaşında olan kızkardeşi Füruzan Yolyapan'ın bir söyleşide(Buket Aşçı, Vatan Kitap) açıkladığı gerçektir bu. Aralarında "aşk" var mıydı bilinmez ama arkadaşlıkları kesindir. Orhan Veli'nin Nahide Hanım'a yazdığı mektuplar duruyordur...
Füruzan Yolyapan, ozanın ölümüyle ilgili günümüzde   bile kimi çevrelerde seslendirilen bir yalanı çürütür belgeleriyle: Orhan Veli'nin ölümü   "alkol komasından", "sarhoşken bir çukura düştüğü için" değil beyin kanamasındandır. Üstelik Cerrahpaşa'nın deneyimli doktoru "yanlış tanılamış hastalığı, yanlış sağıltım sonucu ölmüştür önemli, değerli ozan. Doktor da "alkol" sanmış, sanısına göre sağıltım uygulamıştır. Ölümünün ardından yapılan otopside  beyin kanaması çıkmıştır ortaya... Halim Şefik'in OTOPSİ şiiri bununla ilgilidir.
Orhan Veli'yi beyin kanaması bir kadın arkadaşının evinde bulmuştur. Orhan Veli'nin dedesi Osmanlının kereste tüccarlarındandır.Varlığı yalılarla ölçülen   varsıllardandır.Zamanla konuklara yedirile yedirile varlık erise de Orhan Veli'nin çocukluğu yoksulluk içinde geçmez.
Babası da önemli bir görevdedir.Ozanın sonraki yıllarda eline geçeni anında tüketmesi, içki düşkünlüğü, parasızlık çektiği, gömlek  bile sattığı doğrudur.
Ozan'la arkadaşlığı olan Çetin Altan'ın 18 Kasım 1982'de "Şeytanın Gör Dediği" köşesinde yazdığına bakılırsa üst düzey bir müzikçinin oğulları için Ercüment Ekrem Talu bir gün Altan'a şöyle demiş:
-Çok  acıyorum şu Veli Bey'e; bir oğlu serseri, bir oğlu da zıpır çıktı."Serseri dediği Adnan, zıpır dediği Orhan'dı. Adnan'ı serüvenciliği olmadık nedenlerle cezaevlerine sürüklemiş, Orhan'ı da duyarlılığını iğdiş etmeden yeni aşamalara dönüklüğü eski alışkanlıkların  yazarlarına kendisini zıpırmış  gibi göstermişti."
Orhan Velili dedikoduların başoyuncusu Yusuf Ziya Ortaç'tır. Onda adam harcama kolaycılığıyla kıskançlık baskın  kişiliktir.
Orhan Veli'nin şiirlerini beğenen, seven Ataç bile ozan ünlenince "şakuli solucan" adını takacaktı "Kitabe-i Seng-i Mezar" ozanına...
Ercüment Ekrem'in "serseri" dediği Adnan Veli Kanık döneminde ad yapmış, okunan bir gülmece yazarıydı. Gözlemlerini yansıttığı "Mapusane Çeşmesi" yapıtı önemli, edinilmesi gereken   ürünlerdendir.
Tevfik Fikret'in şiirlerini gören Muallim Naci, "Şiir bitti." demiş. Şiir denizinde kendinden başka yelkenli tanımayan Yahya Kemal Beyatlı  da  Çetin Altan'ın Orhan Veli'yi sorması üzerine şunları yumurtlamış:
"İki yaşında yeni konuşmaya başlayan bir çocuğu duymak için gülümseyerek azıcık ona doğru eğilirsiniz ya...Orhan Veli o çocuğu dinlemenin zevkini veriyor işte..."
Orhan Veli'nin denemeleri, eleştirileri de var.Bunlar dönemi için önemli yazılar.
Ozanın Kan, Baharın Ettikleri, Denize Doğru, Öğleden Sonra, İşsizlik, Hoşgör Köftecisi adlı tatlı mı tatlı öyküler de yazmış. Genç yaşta gitmese Sait Faik Abasıyanık'ın yanında anılırdı adı.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık