• 06 Ocak 2017, Cuma 16:14
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

NEŞTER ve MADALYA ya madalya ya ölüm
 "...Odaları sessiz, girip çıkan yok. Küçük radyo Vivaldi'den sonra başka bir parça­ya geçmişti. 
Şimdi yok edilen okulu, Kızılçullu... Köy çocuklarının mandolin ve akordeonla karşılandığı okulu... Evrensel müziğin melodilerini, Vivaldi'yi, Beethoven'i, Mo­zart'ı ilk kez duyup işittiği yer... Hayatının hiç unutamadığı, en mutlu günü babası­nın öldüğü günlere rastladı. Köy Enstitüsünde okumasını çok istiyordu babası, Kayıt için Kızılçullu'ya birlikte gitmişlerdi. Adını ilk kazananlar arasında göremeyince kayıt yaptıramadan elleri boş döndükleri gün babasıyla birlikte yaşadıkları üzün­tüyü hiç unutmuyor. İşte tam o günlerde öldü babacığı. Başarısız bir çocuk gibi kal­dı onun anılarında. Buna hâlâ üzülüyor Ahmet. Günün birinde iki jandarmanın getirdiği kağıtla değişti yaşamı. Köyde herkes lakabıyla anılırdı, kimse kimsenin soyadını bil­mediği için, jandarmanın aradığı çocuğun kim olduğunu neden sonra anlayabilmişler. Ahmet Bilek, eline tutuşturulan kağıdı okuyunca, Kızılçullu'yu kazandığını öğrendi. Tarlalarını sürdükleri tek pulluğu satarak, İzmir'e bir akrabasıyla birlikte gidip okula yazılmıştı. Babası göremedi bunu. Erken yaşta ölüp giden babası başarılarının hiçbirini göremedi. Şampiyonluk kürsüsünde, bir kez olsun oğlunu görmesini ne kadar isterdi!"
Nice eğitimcinin, eğitimcinin "hası" yanında ozan, yazar, ressam, biliminsanı... yetiştirerek eğitim tarihimizde özgün, altın dönem sayacağımız Köy Enstitüleri bir dünya birincisi, olimpiyat birincisi de çıkaracaktı: Kızılçullu Köy Enstitüsünde ye­tişen yıllar sonra okulunu görmek için geldiğinde kapısından geri çevrilen, okulu Amerikalılara verilen Ahmet Bilek...
Güreş kamplarında en iyi anlaştığı İsmet Atlı'ydı. İsmet Atlı da dünya birincili­ği yanında okuyup yazan, şakacı; halk ozanı yanıyla güreşçilerimizin güleryüzüydü. Yazdıklarıyla soyunun Dadaloğlu'na dayandığı bilinirdi. Halil Koçak gibi karakucak­tan gelen; okuması, yazması olmayanların o yazardı mektuplarını:
Ahmet Bilek mektubunu yazarda
Rıza Doğana da ne çok kızırdı
Herkül gibi Sirkeci'de gezerdi
Korkuturdu gelip geçen kızları
1948 Londra,1952 Helsinki,1956 Melbourne,1960 Roma Olimpiyatlarında bayrağımızı dalgalandıran, İstiklal Marşımızı çaldıran, söyleten Gazanfer Bilge, Celal Atik, Yaşar Doğu, Müzahir Sille, Mithat Bayrak, Masan Güngör, İsmet Atlı, Mustafa Dağıstanlı, Ahmet Bilek, Tevfik Kış... uzun araştırmalar sonucu oluşturulan romanda gerçek, bilinmesi gerekli, yaşamlarıyla karşımıza çıkıyor Kemal Ateş'in akıcı diliyle.
Roman bir yanıyla sevginin, çalışmanın, başarının, yeryüzünün en iyisine ulaşmanın mutluluğuyla akarken bir yandan da çekişmelerin, bölgeciliğin, olumsuz siyasetin da­hası yitip giden belki de bir daha hiç ele geçmeyecek, yaratılamayacak değerlerin üzüntüsünü duyumsatıyor.
Yörük Ali filminde oynayan Celal Atik aracılığıyla onu Yeşilçam'da oynatan Esat Özgül aracılığıyla Kemal Ateş'in Neşter ve Madalya adlı romanında Yeşilçam'ın ünlülerini, Radyo sanatçılarını, Nida Tüfekçi'yi, Neriman Altındağ-Tüfekçi'yi, Ursula Andress'i, John Derek'i... tanıyoruz.
Küçükken ince, dal gibi bir çocuk olduğu için kendisine "Ciddirik Celal" dendiğini de kendi ağzından öğreniyoruz Celal Atik'in.
Ankara'da yeni yeni oluşan gazinolar, eğlence yerleri, aşevleri de roman kurgusu içinde yansıtılıyor "kabadayılaşmayla" birlikte... Tektel Saz Salonu, ötekiler, "me­kan kavgaları" da roman akışına yedirilerek veriliyor.
Çok iyi çalışılmış, üzerinde çok düşünülmüş çok yönlü, yararlı, kesinlikle okunması gerekli bir roman Neşter ve Madalya.
Müzahir Sille'nin beklenmeyen sayrılığı, "apandisit" tanısıyla sayrıevine kaldı­rılışı... 
Sonra ayrı ayrı güreşlere çıkışı. Doktor Mahir Derman'ın, "Müzahir, sen güreşlere çık, ben minder kenarında elimde neşterle bekleyeceğim, eğer apandisitin patlarsa, seni orada ameliyat eder, kurtarırım, korkma" tümcesi romana verilen adın esini olmuş,
Cihan Şampiyonu Kara Ahmet'in Avrupa, Dünya güreşlerini anlatan oylumlu romanını, 1970 öncesinde isli ışık aydınlığıyla bir gecede okuduğumu anımsadım Neşter ve Madalya'yı okurken...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık