• 16 Haziran 2017, Cuma 17:30
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

NEŞET ERTAŞ'IN MEZARINDA (3)
Ürgüp... Göreme? Avanos... Ihlara... Yoğun gezim devingenliği göze çarpıyor. Yirmi beş yıl önce Görele Lisesi gezisinde gördüğüm İhlara çok değişmiş yapı, yatırım yönünden. Gezginleri "para" olarak gören anlayışa yönelmiş işletmecilik. Aşağıya inmek için yarım kilo et parası vereceksiniz... Yörenin üreticileri doğallıklarıyla ye­tiştirdikleri, kuruttukları ürünleri sunuyorlar, yol kıyısına sıralanarak: İğde, elma kurusu, armut kurusu, erik kurusu; mercimek, nohut... Çocukluğumdan beri sevdiğim erik kurusundan alıyorum. Arkadaşlarım da sevdiklerini yeğliyorlar...
Kapadokya'ya tepeden bakan bir yerdeyiz. Yoldaki tanıtımlardan ünlenmiş olduğunu anladığımız köftecide duracaktık ama girişteki görkemli görünüşüyle bu aşevine yö­neliyoruz. Tüm masalar dolu. Ana baba günü. Yedekten masa getiriliyor. Oturuyoruz... Yöre, çanak çömlek yöresi. Bu yüzden olacak "çömlek kebabı" ünlü...
Başyemek "çömlek kebabı". Ben Bekir Öztürk'ten, Nihat Öztürk'ten, Mehmet Çolak'tan ayrı düşünüyorum bu konuda. "Bu yemeğin" "güveç" tadında olacağını kestiriyorum. Onun yerine bunca yıllık ağız tadımı, "kuzu pirzolayı" yeğliyorsa... Bu yörede desek böyle, masa bir donatıldı yok yok. "desti ile kuzu"yu koyacak yer yok diyeyim de anlayın salatalar yanında küçücük güveçlerde özel pişirilmiş soğanlar, mantarlar, sarımsaklar... Çeşit çeşit yeşillik... Çorbalar... Az sonra kadın çalışan Bekir Öztürk'ün çöm­leğini sert bir vuruşla kırdı boğaza yakın yerinden. Sonra titizlikle boşalttı çöm­leğin içindekileri tabağa... Mehmet Çolak'la çömleği geldi, ardından Nihat Öztürk'ün çömleği. İşlemler yinelendi... Arkadaşlar yemeğe koyuldu...
İki üç dakika sonra benimki geldi... Tıka basa doyduğumuzu ekleyeyim... Giderlerimizi Nihat Öztürk tutuyor, 190 lira ödüyor.
Görmediğimiz Kırşehir'e yöneliyoruz. Orada geceleyeceğiz. Haritada belirlediğimiz yönde ulaşacağız Kırşehir'e, Muharrem Ertaş'ın, Neşet Ertaş'ın yurduna. Avanos'tan Saptık. Gülşehir-Hacıbektaş - Mucur-Kırşehir...
19'a 25 kala Mucur girişinde "Şenol Et Mangal Canlı Alabalık"ta durduk. Düşün... Yemek için değil. Mehmet Çolak'la Bekir Öztürk ikindiyi kılacaklar...
Bugün 19 Mayıs. Bizden sanırım yarım saat önce yoğun yağış vurmuş buraları: Yol kıyılarındaki yapıların üzerleri, çevre, yol kıyıları apak... Dolu yağmış. Doğa böyle uygun koşullar oluştu mu şaşırtıyor kişi oğlunu...
Kumru ötüşleri... Kumyalı, Görele geliverdi usuma. Üç dört yıldır bizde de gözleyebildiğim üç kumru var. Çatılara, balkonlara konuyor. Sokağa, kaldırıma iniyor. Arasıra bizim aşodasının balkonundan besleniyor...
Yağmur Kırşehir'i de etkilemiş. Öğretmenevi çevresi sapsarı çamur akıyor. Islak, yapış yapış alanlar... Onarımı süren caddeler kaygan çamurlu. İlk Kırşehir izlenimi bu. Öğretmenevindeyiz. Yıkanılacak... Erinçli uykuya dalınacak...
Arkadaşlar içinde erken uyanan benim. Onlar kalkana dek en yakın alanları gezerek gözlemliyorum. Alandayım 6.20'de. Tören alanı güzel. Yerden yükseltilmiş. Yörenin taşları işlenerek döşenmiş. Belediye görkemli. Alanda anıt yapı var: Caca Bey Medresesi, Camisi... 1272 yapımı. Yöresel taş yapı. Yapım tekniği ilgimi çekti. Kırşehir Adalet Sarayı. Yeni yapı. "Mimari" kaygısı unutulmamış. Beş Kat ama "apartman tipli" de­ğil...
Hoca Ahmet Yesevi Camisi... 2011'de bitirilmiş. Görkemli, Selçuk biçemi...
Öğretmenevindeki kahvaltıyı bitiriyoruz 8'de. Kenti tanıyacağız önce. Gezeceğiz Kırşehir' i... Bu kenti yıllaryılı Halil Amca'mdan (eşimin babası) dinlemedim mi...
Onu anıyorum... Askerliğini burada yapmıştı. Yazıcıymış. Anlata anlata bitiremezdi.
Yastımanlardan, yanılmıyorsam Şemsi Yastıman'ın ağabeyinden söz ederdi. Görele, Gire­sun dışında belki de gördüğü ilk kentti. Sözü buralara getirirdi radyoda Neşet Ertaş, Muharrem Ertaş, Şemsi Yastıman söylese... Şimdi çok değişmiştir, bi kez görsem Kırşehir'i, derdi... Görebilseydi keşke... Göremedi... bu duygularla geziyorum Kırşe­hir'de...
Mehmet, Bekir, Nihat, Hayrettin... buraya yolumuz düşmemiş hiç. Bu gezi olmasaydı düşer miydi, bilemem... Dört arkadaş, dost... "Kafadengi"... Önce yereli, sonra ulusalı, güzel yurdumuzu tanımanın tadını çıkarıyoruz olanak yaratarak. Yerelden, ulusaldan geçmeden evrensele ulaşılabilir mi...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık