• 31 Mart 2012, Cumartesi 13:42
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

KEMENÇEMİN ÜSTÜNE DEĞİNMELER
Türk   çalgısı   olan    kemence  İç Asya    kökenlidir.
Anadolu'ya, Karadeniz'e   göçlerle   gelmiştir.
Kemençenin   atası;oklug-okluk-ıklığ, gıcaktır.
Iklığın ad olarak kemençeye  dönüşmesi 14.yüzyıldan sonradır.
Kimi görüşlere göre Farçanın egemen  olduğu topraklar    üzerenden   gelen Türklerin bu dilin etkisiyle kemençe    sözcüğünü  kullandıkları  bilinmektedir.
Türk   boylarının bulunduğu   başka   coğrafyalarda   da    görülen kemençe  adının  kimi araştırmacılara  göre Kuman   Türkleriyle  de  ilgisi  vardır.Kumança-kemence dönüşümü bu   görüşün dayanağıdır.
Kaşgarlı  Mahmut'un DİVANÜ Lugat-İt-TÜRK'ünün birinci cildinde(sh.445, Besim Atalay çevirisi) yer  alan bir sözcük de kemençeyle ilgili çağrışımlar yaratıyor. Kümiçe-kimünçe  sözcüğü sivrisinek  anlamına  gelmektedir.Ses    benzerliği, ses çağrışımı kemençe adının bu sözcükle  ilgisine   yorumlanabilir.
Kemençe Sadi Yaver  Ataman'ın Anadolu'da  saptadığı   çalgılar arasındadır. Ataman'ın saptadığı çalgılar şunlardır: Gıygıy, yay, Argul, Zıhzın, Zımzım, Ey it, Dağlı, Iklığ, Iklık, Kabak, Yelteme, Kemen, Kemençe, Kemane, Çöğür, Çoğur, Gavuz, Kopuz, Kupaz, Bulgare, Mamaz, Dımbıra, Tambura, ney, kanun, zurna, nakkare, daire, zil, bağlama, nefir, davul, kös.
Bu çalgı kültürü zenginliğinin kimileri büyük kentlerin, kimileri de belirli toplulukların çalgılarıdır.
Orta Asya bölgesinde yaşayan Türklerin kutsalları   vardır. Ağaç, kayın ağacı bunlardandır.
Kopuz  da bu tür kutsallardandır.
Ozanlık geleneğinin başat çalgısı kopuz; ozanların, samanların, baksıların...tören çalgısıydı.Kutsal olduğu için de ona saygı duyulur, ondan korkulur, ondan olağanüstü oluşumlar beklenirdi.
Şamanlar ruhları kopuz sesiyle çağırırdı.Kopuz  başkasına verilmezdi, başkası kopuza el süremezdi.Dede Korkut anlatılarında bile izlerini bulacağımız bu inançta düşmanın elinde kopuz  varsa ona dokunulmazdı.
Kopuz yanında o coğrafyada ıklığın varlığını da biliyoruz.
Göçlerle büyük coğrafyalara yayılan Türkler geleneklerini, çalgılarını da götürmüşlerdir gittikleri yerlere.
Anadolu'ya  gelen kopuz bağlamaya, ıklığ da kemençeye dönüşmüş  denilebilir.
Kemençenin Anadolu'da   Türk   boylarından Çepnilerle özdeşleştiğini biliyoruz.
Onların  yerleştiği yerlerde yeni iklimlere uyarak, yeni, başka kültürlerle kaynaşarak çiçeklenmiş, kimliğini bulmuştur kemençe.
Türklerin ağaç kutsalının sanata  dönüşmesidir kemençe.
Hemen her şeyi ağaçtandır.
Teknesi, yayı, ses güzelliğini belirleyen  kapağı.
Kemençe Türk-ağaç ilişkisinden dolayı da Türktür.
Türk-at ilişkisinden dolayı  da Türktür;Yayında at kılı kullanılır.
Şaman-ozan-ağaç-at-Çepni bileşiminin sanatsal dışavurumudur kemençe.
Anadolu'da; Çepnilerin  yaşadığı yerlerde görülür.
Toroslarda, Karadeniz'in batısında  davar olmasına karşın kök saldığı, kendini geliştireceği ortamı Doğu Karadeniz'de bulmuştur.
Bu coğrafya kemençenin tinsel anlamına uygun bir coğrafyadır.
Çepnilerin devingenliği, savaşçılığı, atla ilişkisi, bu toprakların ağaç dokusu, yaylacılık anlayışı...inançları kemençenin on beşinci yüzyıllardan sonra bizim buralarda kök   salmasının ipuçlarıdır.
Yöremizdeki her ağaçtan yapılabilir kemençe. Bölgemizin    ağaç çeşitliliği buraların kemençe yurdu olmasının etkenlerindendir.
Çepnilerin kimliği, inançları buraların kemençe yurdu  olmasının öteki nedenidir.
Türklerin İslamlaşma  sürecinde "farklı İslam" anlayışlarının oluşması da Çepni çalgısı kemençenin buralarda kök salmasını   sağlamıştır.
Asya'dan "kutsal" olarak getirilen kopuzun, ıklığın anlamını, işlevini yitirmeden bu coğrafyalarda gelişmesi, bağlamaya, kemençeye dönüşmesi Oğuz-Çepni Türk anlayışıyla İslam inancının kaynaşmasını da gerektirmiştir.
Bağlamayı, kemençeyi geleneksel yaşambiçiminin çok   önemli öğesi yapan, yeni  inancıyla kaynaştıranlar Oğuzlar-Tiirkmenler-Çepniler olmuştur.
Bunun  sonucudur Görele'nin, Trabzon'un, Rize'nin... kemençeyle bütünleşmesi, anılması.
Görele, yakın dönemde yazılan tüm araştırma yazılarında konuyu yansız aktaranlarca Karadeniz kemençesinin "Menşei","merkezi", "kökeni"...ilk   güçlü oluşum, yöreye yayılış yeridir.   
Kemençenin Türkiye'deki  tarihini Görele'den başlatıyoruz.
Görele merkez olmak üzere Görele'den doğuya, batıya gidildikçe albenili, kıvrak, coşturucu, dinlendirici kemençe sesi farklılaşır.
Kemençenin ilk büyük adları  da  Görelelidir.
Görele kemençesinin üretildiği ağaçlar da buraya özgüdür.
Görele kemençesinin yapısı, biçimi de farklıdır.
Görele'den, bölgemizden "mübadeleyle"  gidenler de  çalıyordu kemençeyi. Oğuz-Çepni kültürünün etkisiyle, bizimle kaynaştıkları için.
Yunanistan'a onlarla gitti kemençe.
Yalnız onların yaşadığı bölgelerde çalmıyor 1920'lerden beri.
Yunanistan'ın müzik  tarihinde "göç"ten önce kemençe yok!..
Yerel  kültürün küresel açılımı  anlayışıyla günümüzde  kemençemize  onların "sahip" çıkması:, Karagöz'e, baklavaya sahip çıkmaları gibi gerçekten, bilimden, tarihten uzak bir çaba. Bu çabayı onlarca  kemençe  okulu açarak  yaygınlaştırıyorlar. Bunu devlet kültür anlayışına dönüştürmüşler.
Biz, gerçekten bizim olanı koruyarak geliştirmeliyiz, tanıtmalıyız.
"Kemençeye, Rum   çalgısı" denmesinde, bu adlandırmayı zaman zaman bizim   insanlarımızın da kullanmasının  önüne   geçmeliyiz.
"Kemençeyi, Rumlukla, gavurlukla, günahla..." özdeşleştirmek;Türkmen-Çepni- İslam anlayışına, Osmanlı  döneminde  egemen olan İslam anlayışının kimi "tutucularca" yapılan yanlışların sonucudur.  İslam inancında çalgı  çalmanın gühan olması  yokken, dini kendince yorumlayanların baskılarıyla oluşmuştur bu tür söylemler.
Bu anlayışa en güzel yanıtı Dertli (1772-1845) vermiştir: "Telli sazdır bunun adı/Ne  ayet   dinler ne kadı/Bunu çalan anlar kendi/Şeytan bunun neresinde/...Abdest alsan aldın demez/ Namaz kılsan kıldın demez/Kadı gibi haram yemez/Şeytan bunun neresinde/Dut ağacından    teknesi/ Kirişten bağlı perdesi/Behey insanın  teresi/Şeytan bunun neresinde/Dertli gibi  sarıksızdır/Ayağı da çarıksızdır/Boynuzu yok  kuyruksuzdur/Şeytan bunun nerbinde"
Türk çalgısıdır  kemençe.Türk   geleneğinden, yaşambiçiminden,inancından gelir.
Çepnilerin  kimlik  kazandırdığı bir çalgıdır.Kimliğimizin önemli  bir öğesidir.
Görele kemençenin Anadolu'daki  ilk önemli merkezidir.
Onu bu anlayışla bilmeli, korumalı, geliştirmeli, tanıtmalı...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık