• 01 Temmuz 2016, Cuma 15:39
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

KARS'A GİDERİM KARS'A (5)
 Kars Kalesi çevresindeki görülmesi gerekli yapılar görüyoruz, fotoğraflıyoruz. Kaleye dik gelen caddeden yürüye yürüye geri döneceğiz. Bekir Öztürk, Nihat Öztürk, Mehmet Çolak cadde üzerindeki çayevinde çay içecekler. Çayla aram yok benim. Onların çay din­lenmesini ben Posof'a gidişte, Posof'tan dönüşte kaldığımız otele uğrayarak değerlendiriyorum: Temel'deyim, 1976'da, 1977'de, 1978'de ailecek kaldığımız otelde. O yıllardaki "sahibi" ölmüş, oğlu işletiyor oteli. Tanışıyoruz. O yılların en iyi oteliyle ilgili anı­larımı aktarıyorum ayaküstü. Telefon. Kart. Görüşmek umuduyla. Ayrılıyorum...
Çaylar içilmiş. Yürüyoruz cadde üzerinde. Gelirken tanıştığımız Kars Mandıra-Peynircilik'e uğruyoruz. Kazım Paşa Caddesi'nde. Peyniriyle ünlü Kars'ın görkemli ürünleri... "Ustun değirmeninin" taşı büyüklüğünde kaşar ilk gördüğümüz. Kars kaşarından alıyoruz. Görele'de, Giresun'da satılan eski kaşarın en az sekiz on lira düşüğüne...
Öğretmenevi bitişiğinde duran aracımıza biniyoruz. Allaha ısmarladık Kars. Bizde ye­niden yeniden görme isteği bıraktın. Somut tarih yapılarınla ürünlerinle, ozanlarınla yazarlarınla, türkülerinle; barlarınla, semahlarınla, narınla, şeyhşamilinle...
Ardahan yolundayız. Anımsadığımca yollar çok değişmemiş. Kimi yerlerde kısaltmalar olmuş. Bir de iki kat genişlemiş...
Yolun iki yanı da çok geniş tarlalar, çayırlar... Yemyeşil. Otlayan binlerce büyükbaş. Bizi şaşırtacak derecede çok... Ardahan, Kars yöresi böyle...
Az kaldı Ardahan'a. Sakaltutan Geçiti'ndeyiz.22l2.Ben Mehmet Çolak'ı çektim. Mehmet Çolak da bizi çekti: Bekir Öztürk, Hayrettin Günay, Nihat Öztürk. Bekir'in sağ, Nihat'ın sol elinde "esaslı makineleri" Belgeliğimize girecek bu fotoğraf.
Ardahan'a varmadan yol kıyısındaki Hasköy'e uğradık. Kaz yumurtası sorduk. Yokmuş, bu aylarda bulunmazmış. Biri, köydeki birini salıkladı ama çok "pahalıymış". Bekir Öz­türk kendisinden kaz yumurtası isteyen arkadaşının isteğini karşılayamadı...
Kırk yıl Önce Hanak'ın içinden geçerdi Posof yolu. Şimdi az yandan geçiyor . Pek değişmemiş Hanak. Üç beş ev eklenmiş o kadar...
Damal gözüktü. Nahiyeydi kırk yıl önce. İlçe olmuş. Hanak'a göre daha çok büyümüş. Girişteki tek camide duruyoruz. Cuma...
Damal, "el işi damal bebekleriyle", "yazın belli günlerinde oluşan doğal Mustafa Ke­mal Atatürk" görünümüy1e ünleniyor son yıllarda.
Damal'da kadının işlettiği işyerinden yakıt alıyoruz. Posof'a yöneliyoruz.13'e 25 kala...
Damal'dan sonra azıcık bize eşlik eden dereyi geride bırakarak Ilgar Dağı'na tırmanıyoruz. Bu yol çok az değişmiş kırk yılda. Genişlemiş, çoğu asfalta dönmüş...
Ulgar Geçidindeyiz: 2540... Bizim Sis'ten yüksek. Doğu Karadeniz'de Sis'ten yüksek se­kiz on dağın eşi... Yalnız çam, Karagöl Dağları'nın süreği gibi. Durduk. Çekimler yapılı- yor. Bekir Öztürk ta karşılardaki karlı dağlara yöneldi. Oralardaki görkemli bulutları saptamaya çalışıyor. Mehmet Çolak ne bulursa çekiyor... Nihat Öztürk kendi anlayışı içinde çalıştırıyor makinesini. Ben de not alıyorum... Çekilecek epey görünüm var: Asfaltla kar iç içe 20 Mayıs'ta. Karların bittiği yerler yemyeşil. Yer yer Kardelenler, bodur ağaçlar..."Ham meyveler"...
Ilgar'ı iniyoruz kıvrıla kıvrıla. Alçal'dıkça yeşillik ormancıklara dönüşüyor: ladin, köknar, sarıçam, "ham fındık", çakal eriği, kiraz, meşe, daha aşağılarda kavaklar, bizim it gülü dediğimiz kuşburnu, çeşit çeşit çayır bitkileri... Bu Ilgar'dan, Ilgar'ın uygun yer­lerinden Posof, çevre köyler doyumsuz yeşillikler içinde... Karadeniz'i anımsatıyor. Buraları yazan Ümit Kaftancıoğlu'nu anımsıyorum.1977 seçimleri için Posof'a gelmişti, Liseye uğramıştı, tanışmıştık...
Posof'a tepeden bakıyor Ulgar. Yazları sevimli ama kışın tipisi geçit vermiyor sık sık...
Sık sık TIRLARLA geçişiyoruz. Posof-Türkgözü Sınır Kapısı açıldı. Doğalgaz boruları geçiyor buralardan...
Posof Lisesindeyiz. Öğretmenliğe burada başladım. Posof Çok Programlı Anadolu Lisesi olmuş. Okul Müdürü Özgür Ünvan, kimi öğretmenleri sıcak ilgi gösteriyorlar. Duygulu söyleşi oluyor. Fotoğraflar çekiliyor. Çay içiliyor. Duvardaki albümden fotoğrafımı gösteriyorlar, 23 yaşındaki Hayrettin Günay... Ayrılıyoruz; fotoğraf gönderme, buluşma dilekleriyle...
Türkgözü Kapısı'na gidip dönüyoruz. Ardahan'a gelmeden Çıldır'ı, Çıldır Gölünü görüyoruz. Ardahan'da uygun bir aşevinde yemek yiyoruz... Şavşat yoluna vuruyoruz.
Olağanüstü dağ, yayla, orman görüntülerinde "aklımız kalarak" Şavşat'a oradan Artvin'e iniyoruz.
Artvin Öğretmenevinde kalıyoruz. Dönüşte Borçka Karagöl güzelliğini yaşıyoruz. Melek Şentürk’ün mıhlamasıyla doyuyoruz...  Akşama doğru Görele'deyiz.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık