• 25 Haziran 2016, Cumartesi 12:17
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

KARS'A GİDERİM KARS'A (4)
 Kars'ı sonradan il olan Ardahan'la bütünleştirerek değerlendirirsek; bu toprakların romana, öyküye yansıması Dursun Akşam'ın, Ümit Kaftancıoğlu'nun yazdıklarıyla gerçekle­şir.
Akşam, Kaftancıoğlu yaşadıkları toprakların insanlarını üretim ilişkileri içinde ge­leneksel değerleriyle toplumcu gerçekçi bakış açısıyla yazmışlardır. Yörenin yaşam koşullarında yetişmişler, eğitimlerinin bir bölümünü buralarda tamamlamışlar, bir süre buralarda çalışmışlardır. "Karslının Kars'ı anlatmasıdır" bu.
Ocak 2002' de yayımlanan Kar romanı tümden Kars kentini anlatır. "Kars dışından bi­ri”nin anlatımıdır bu. Orhan Pamuk anlatmak istediklerini kurgulayarak en uygun kent olarak seçer Kars'ı. "Kar, Ka, Kars..." sözcüleri romanda çağrışım, deyim aktarması yön­temiyle anlatıma bir çeşit derinlik sağlar. Kars'ta neredeyse on adımda bir karşımı­za çıkan "tarihsel taş yapılı cadde" kapağında kullanılır Kar'ın.
Kaçta yatarsam yatayım, erken kalkma alışkanlığım var. Sabah beşte çıktım Öğretmenevinden. Sert, cam gibi hava. Arkadaşlar uyuyadursun Kars'ı soluyacağım. Kars Atatürk İl­kokulu önünden geçiyorum. Karşı yanda "Hotel Grant Ani". Az ileride dört yolun tam ke­sişim noktasında ünlü Kazım Karabekir Anıtı. 30 Ekim 1920'de yapılmış. Kurtuluş Savaşı'nın büyük komutanlarından Kazım Karabekir'i Kurtuluş Savaşı'nda Şark Orduları ko­mutanı üniforması içinde, çizmeli, sol eli manevra kemerinde, ayakta durur gösteriyor.
"Kaide"nin dört yanında heykeli tamamlayan yazılar var. Bunları not alıyorum ama çoğunu gezi yazımda kullanamayacağımı da biliyorum. Kars'ın 40 yıl Rus "işgalinde" kaldığı, 1920'de Yeni Türkiye'nin yeniden "vatan toprağı yaptığı", Şeyh Şamillerle yöre insanının bütünleştiği, vurgulanmış yazılarda, kabartmalarda. Bizanslılar-Malazgirt- Alp Arslan... 1064'te Türk kenti olmuş Kars. Not alırken harıl harıl çalışan, kavak tepelerine bir inip bir kalkan yoğun karga sesleri çoktan günaydın demiş Kars'a. O seslere küçük kuşların türküleri de karışıyor. Doğu yoluna geçiyorum. Görkemli bir yapı, taş ya­pı, İl Özel İdare Binası olarak kullanılıyor. 19 yüzyıl sonu Baltık mimarisi örneği. Taş işçiliği olağanüstü. Çokgen kesilmiş bazalt taş yapıya güzellik katıyor süslemelerle. Cumhuriyet'in ilk yıllarında burası Ziraat Bankası olarak da kullanılmış.
Yapının karşısında "gondol alanı" var. Onun ilerisinde görkemli Fethiye Camisi.
Bu yapı da tarihsel taş yapı örneklerinden. İnceliyorum, not alıyorum. Buz gibi hava, Kars havası, yüzüm yandı...
Öğretmenevinin yanında da az ilerisinde de Kars'ın simgesi sayacağımız taş yapı örnekleri. "Meşhur Kars Kazı, Restaurant Cafe" de bu tür yapılardanken bunları görmeye çalışırken cızır cızır sesleriyle kırlangıçlar turluyor; serçeler, sığırcıklar günlük işlere başlamışlar...
Öğretmenevinde "esaslı bi kahvaltı" yapıyoruz. Doğru geze geze, göre göre Kale'ye... Uygun yerlerde Bekir Öztürk, Nihat Öztürk, Mehmet Çolak fotoğraf çekiyor. Anı olsun di­ye birine "rica" ederek dördümüzün aynı karede buluştuğu fotoğraflarda çekiliyor.
Kars Kalesi, Kale çevresi "Eski Kars". Buralar korunmuş. Yeni, büyük yapılar "eski Kars'ın epey gerilerinde kalmış.
10. yüzyıldan kalma yapı olan Kümbet Camisi, Taş Köprü, İlbeyioğlu Hamamı, Mazlumağa Hamamı, Beylerbeyi Sarayı, Abdüllatif Paşa Konağı... Kale çevresindeki tarihsel yapılar.
Çevreyi çeke çeke, gözleye gözleye Kale'ye çıkıyoruz. Yükseldikçe kenti topluca gör­me olanağı doğuyor.
Bizim yapımız Kars Kalesi.1153' te Saltukoğlu Melik İzzettin Han emriyle Firuz Ağa becerisiyle yapılmış.
Kale'deyiz. Gelenlerin yiyeceğini, içeceğini karşılayacak kaleyle uyumlu bir işyeri var. Yemyeşil otlarla kaplı alan. Çim değil, 1987'de ilk kez Alucra'da tanıdığım çeşit­li yemekleri yapılan "madımak" bunlar. Nihat Öztürk'e, Bekir Öztürk'e, Mehmet Çolak'a soruyorum, bunları tanıyor musunuz, diye. Tanımıyorlar. "Madımak" diyorum. Bizim kıyılarda yetişmiyor yenen bu yabanıl ot.
Çevreyi gözlüyoruz, bol bol fotoğraf çekiyor arkadaşlar. Bir yandan da Sivas'tan Nida Tüfekçi’nin derlediği, "Oy madımak teke tüke sakalı / Oy madımak evelik yemlik / Oy madımak kuşkuşu yemlik / Oy madımak..." türküsünü toparlamaya çalışıyoruz. Baharda Si­vaslı kadınların eğlenceye dönüşen madımak toplama işinin türküsünü...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık