• 03 Haziran 2016, Cuma 17:15
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

KARS'A GİDERİM KARS'A (1)
 Bir kenti görmek, tanımak için o kentle özdeşleşen değerler, adlar gençliğimden beri yol göstericim olmuştur. Orhan Kemal için, Muzaffer İzgü için Adana; Necati Cumalı için Urla, Fakir Baykurt için Burdur, Ahmet Mithat Efendi için Beykoz; Neşet Ertaş için Kır­şehir, Hacı Taşan için Keskin; Sürmeliler için Yozgat, Bir Bulut Kaynıyor için Sivas, Sarı Gelin için Erzurum... görülmeye değerdir.
İlk kez 1976'da gördüğüm Kars daha önceki yıllarda "benim türkülerim" saydığım Kar­s'a Giderim Kars'a türküsüyle yer etmişti belleğimde:
Kars'a giderim Kars'a 
Ağam ey çavuş ey dön beri bak
Çavuşa da dadaş dön geri bak
Kandili kandili kandili yar yar
Sallama çavuş mendili yar yar
Sözüm yare varırsa
Ağam ey çavuş ey dön beri bak
Çavuşa da dadaş dön geri bak
Kandili kandili kandili yar yar
Sallama çavuş mendili yar yar

Giderim böylesine
Ağam ey çavuş ey dön beri bak
Çavuşa da dadaş dön geri bak
Kandili kandili kandili yar yar
Sallama çavuş mendili yar yar

Kara kız mahlesine
Ağam ey çavuş ey dön beri bak
Çavuşa da dadaş dön geri bak
Kandili kandili kandili yar yar
Sallama çavuş mendili yar yar
Belki de dinlemekten, seslendirmekten duygulandığım için; "içime doğmuştu" örneği Ankara'da "Atama Kura Torbası"ndan Kars Posof'u çekmiştim 1976'da. İki yıl kaldım orada. Gidiş-gelişlerde Kars'ta bir gece konaklardık...
19 Mayıs 2016 Perşembe günü Kars yolundayız arkadaşlarımla: Gazeteci, Yeşilgiresun ga­zetesi yazarı Nihat Öztürk, gazeteci, TRT'ci Bekir Öztürk; gezisever, fotoğrafsever Meh­met Çolak.
Sabah beşte vurduk yola: Görele-Tirebolu-Harşıt-Kürtün-Torul...
Gümüşhane'de hiç de küçümsenmeyecek soğukta epeyce arandıktan sonra düzgün bir pas­tanenin ikinci katında bayram için tek tük toplananları izleyerek yaptık doyurucu kah­valtımızı.
Bu yolları, yol boyu görünümleri neredeyse belleğimize kazıdığımız için fotoğraf da çekmedik yollarda. 
Bayburt'ta durmadık. Cahit Külebi'nin neredeyse elli yıl önce di­zelerine yansıttığı "Kop Dağındaki çeşmede" soluklandık. Bir iki yudum içtik çelik gibi sudan, az biraz yüzümüzü ıslattık, canlandık. Dönemecin yukarısındaki Geçit'te durduk; Kop Geçiti, Kop Anıtı... Fotoğraflar çekildi, fotoğraflarda yer aldık...
Erzurum'dan gelen, Kop'u tırmanmış bir Tır yanımızdan geçerken korna çaldı uzun uzun. El sallayarak karşılık verdik: 52. Biz 28. Arkadaşlarla söyleşimiz Ordu-Giresun yakınlığı, sırgan-kabak şakalarıyla olgunlaştı.
Bekir Öztürk kullanıyor aracı; Özenli, saat tasarımızı aksatmıyor, gerektiği yerde gerektiği hızla gidiyor. En güç iş onun. Sürücülük kolay değil. Bir de biz gevezelenince üçümüze yetişmeye çalışıyor.
12.30'da Erzurum'dayız. Ayakyolu geneksinimimizi gideriyoruz. Mehmet Çolak'la Be­kir Öztürk "Öğle"yi kılmak için ayrılıyorlar. Nihat Öztürk bu arayı fotoğraf çekerek de­ğerlendiriyor. Çifteminare'nin önünde buluşuyoruz, gözümüze kestirdiğimiz bir "cağcı"ya gidiyoruz, öğle yemeğimiz...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık