• 02 Şubat 2014, Pazar 9:33
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

HASAN ALİ EDİZLER
 Yazın denince usa ilk geliveren şiirdir, romandır. Öykü anımsanır ardından. Eleştiri, söyleşi, deneme, anı…okuyucu belleğinin uzaklarındadır. Oyunsa belki yazından da sayılmaz . Özle üvey kavramını çağrıştıran bir durumu andırıyor türlerarası bu bakış açısı.
Çevirmene ne demeli, nereye koymalı çevirmeni ?
Dünyanın uzak iklimlerinden devşirdikleri şiirleri, öyküleri, romanları, oyunları, denemeleri geceler boyu dil, sanat işçiliğiyle anadiline aktararak okuyuculara sunan, o büyük denizlerde onların kulaç atmasını sağlayan çevirmenlerin emeği, işlevi göz ardı edilmiyor mu?
En sıradan en düzeylisine okuyucu belleğinde az çok ozan, yazar adı vardır. Kaçımızın belleğinde küçücük bir yer verilmiştir çevirmene? Hadi sayın, desek üç beş ozan;üç beş romancı sıralayacakların kaçı bir iki çevirmen adı verebilir?
Özdeşleştiğimiz ozanımız, öykücümüz, romancımız varsa çevirmenimiz de olmalı.Bir düşünün onlar olmasaydı ne Fransız yazınından, ne Rus yazınından, ne İngiliz yazınından, ne Amerikan yazınından, ne Mısır yazınından, ne Yunan yazınından, ne İtalyan yazınından, ne Çin yazınından, ne İran yazınından, ne Arap yazınından...haberimiz olurdu.
Büyük ozanlarımızı, yazarlarımızı Türkçe güzelliğiyle ne denli benimsiyorsam, alkışlıyorsam benzer anlayışı, ilgiyi çevirmenlerimiz için de diri tutarım.Onlara da yaratıcı yazarlara, ozanlara verdiğim değeri sunarım.Onların adları da belleğimdedir hiç silinmemecesine.
Ta yıllar öncesinde yüze yakın Rus yazını çevirisiyle kaynaştım Hasan Ali Ediz'le. Savaş ve Barış denince Zeki Baştımar'ı, Nazım Hikmet'i anımsarım. Anna Kranina yazarı denli    biraz da Engin Altay değil midir?
Foma'yla ilgili bir tümce kursam Atila Tokatlı gülümser uzaktan. Birine Çelik Böyle Sertleşti'den söz açsam Güneş Bozkaya elini uzatır.
Bir soru üzerine büyük savaş romanlarına. Ve Durgun Akardı Don'a, Özel Yaşam Dediklerine, Çanlar Kimin İçin Çalıyor'a, Garp Cephesinde Yeni Bir Şey Yok'a değinsem;  Tektaş Ağaoğlu'ndan, Mehmet Özgül'den, Mete Ergin'den, Nihal Yeğinobalı'dan haber vermemek ayıp, saygısızlık olmaz mı?
1976'dan beri neredeyse her yıl yeri geldiğinde destanları onların önemini, değerini, güzelliğini aktarırım öğrencilerime. Örneklerimden ikisi İlyada, Odysseia'dır. Odysseia'nın tadına, diline, biçemine tutkunluğum Homeros'tan mı Ahmet Cevat Emre'den mi? Homeros'un dilini bilmiyorum. Onu bana sevdiren Ahmet Cevat Emre. 1973'teki ilk okuyuşun beğenisi hiç değişmedi yıllar içinde. Dün kimi özel sayfalarına göz attım, Ahmet Cevat Emre'nin 1940'lı yıllardaki dili çekici mi çekici...Emre, koşuk düzenini düzyazıya aktarmış ama destan şiirselliğini de yitirmemiş.
İlyada'nın Azra Erhat-A.Kadir olduğunu da aktarırım öğrencilerime. Onlar Ahmet Cevat Emre'nin yöntemiyle çevirmemişler bu büyük destanı. Koşuk özelliğini korumaya çalışmışlar. Değişmemiş sonuç: Başarı...
Nasuhi Haydar, Cevdet Perin,Vahdet Gültekin, Balzac'ı anımsatır bana. Balcac'ı onlara borçluyum.
Başta Tehlikeli Alakalar, Kızıl ile Kara, Madam Bovary olmak üzere nice yazarları kitaplığıma Nurullah Ataç getirdi. Fransızların "polisiye roman makinesini" onunla tanıdım. Çevirmene bakarak satın aldığım çok kitap vardır.
Dilimizden düşürmediğimiz “Denemeler” Sabahattin Eyuboğlu'nun başarısı. Shakespeare'lerde de onun emeği var.
B.Russel'in o görkemli yapıtı üç ciltlik Batı Felsefesi Tarihi'ni Muammer Sencer'e borçlu değil miyiz?
Kafka'nın elimize değmesi, J.P. Sartre'nin masamıza ulaşması Kamaran Çipal'la,Turan Oflazoğlu'yla, Semih Tiryakioğlu'yla gerçekleşti.
Orhan Azizoğlu, Rasih Güran, Gülen Fındıklı, Yaşar Nabi, Feriha Kunt, Memet Fuat Koca J. Steinbeck'i ta Amerikalardan sırtlayarak çalışma odamıza getirmedi mi?
Her okuyuşta "öyküleme" akıcılığını tattığım Panait Istrati Yaşar Nabi'nin de emeğidir, ustalığıdır. İnce, Carmen...beklenmedik zamanlarda anımsansa Yaşar Nabi'nin çalışkan gözlüklerini de görürüm.Cengiz Aytmatov'umuz'u getirenleri unutmayalım: Güneş Bozkaya, Ülkü Tamer, Halit Aliosmanoğlu...
Tütün'ü Burhan Arpat'tan da Mine Asova'dan da okudum. Burhan Arpat'ınki gerçek Tütün'dü bence... Önemli ozanımız Behçet Necatigil'in çeviri emeği unutulur mu?
Nice dizeler taşıyanlar da var dünya şiirinden. Son yıllarda Cevat Çapan'ın, Ataol Behramoğlu'nun çiçekleri solmayacak.
Hasan Ali Edizler...yazının gizli yazarları.Unutmayalım onları.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık