• 28 Haziran 2015, Pazar 9:59
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

HASAN AĞABEY
 Yıllar önce bir yıla yalan Giresun'da yayımlanan Sonhaber gazetesinde yazılarım çıkmıştı. Çoğu yerel, ulusal yazın içerikli denemelerdi bunlar.
Çalışmalarım, ilgi alanım nedeniyle Giresun basınını, Yeşilgiresun'u, Yeşilgiresun'un tarihini, belgeliğini biliyordum. Hasan Öğütçü, Yeşilgiresun çok önemliydi benim için. He­le onun yönettiği Yeşilgiresun'da yazmak, onlarla özdeşleşmek onur olacaktı.
Yeşilgiresun'un sürekli “edebiyat" yazıları yazacak bir yazarı da yoktu. Bu tür yazıları Yeşilgiresun'da yayımlama düşüncesi doğdu, gelişti bende...
Bir yaz günü gittim gazeteye. Girişte, solda Hasan Ağabey oturuyordu. Kendimi tanıttım. Uygun görürse Yeşilgiresun'da "edebiyat yazıları" yazmak istediğimi söyledim. Sıcak dav­randı. Yılların birikimiyle ölçüyordu beni. Bu yüzyüze ilk tanışma benim için tatlı bir söyleşiye dönüştü. Hasan Ağabey, Yeşilgiresun'da yazıları çıkan kimilerinin üç beş yazı sonrası tükendiğini, yazdıklarının arkası gelmediğini anımsattı. Aradığı gazetede sürekli "edebiyat yazacak biriydi."
İşi biraz şakaya vurarak, "Hasan Ağabey, yıllardır epey birikimim oldu, çok doldum, yaza­rak Yeşilgiresun'da boşalmak istiyorum. Siz merak etmeyin, haftanın beş günü de yazsam yıl­larca tükenmem” dedim.
Güvendi bana, tamam, dedi. Fotoğraf istedi. Cumartesi Yeşilgiresun'da, ikinci sayfada kö­şem olacaktı. Sevindim, teşekkür ettim. Sizi mahçup etmem, dedim. Yazacağım köşenin adını da Hasan Ağabey koydu: EDEBİYAT SOHBETLERİ. Benim içimden de "Edebiyat Söyleşileri" geçiyor­du.
Yirmi yıl oluyor. Değerli büyüğüm Hasan Öğütçü Ağabey'le böyle başladı yakınlığımız. Kardeş-ağabey ilişkimiz sıcak söyleşilerle sürdü hep. Onun güvenini kazanmak, dostu olmak onur verdi bana, büyüttü beni. Yıllar içinde özellikle Görele'den gelen yazıların yazar­larının kim olduğunu, ne yaptığını, sordu bana, yazıların gazeteye girmesinde düşüncemi al­dı. Gazeteye uğrayan Görelelilerle selam gönderdi hep. Gazeteye uğradığımda "Niye sık sık gelmiyorsun?" diyerek sitem etti.
Evim, okulum oldu Yeşilgiresun. Gücüm, dayanağım oldu Hasan Ağabey. Yeri geldiğinde, söyle­şi, toplantı, panel, bilgişöleni...ortamlarında bulunduğum kent neresi olursa olsun Hasan Öğütçü Ağabey'i, Yeşilgiresun'u andım. Övünçle,"Yeşilgiresun'da yazıyorum" dedim. Hayrettin Günay'ın çalışmalarında, yaptıklarında Hasan Öğütçü Ağabey'in, Yeşilgiresun aile orta­mının payı var.
Çok ivedi işim bile olsa Giresun'a geldiğimde Hasan Ağabey'e uğramadan, onunla söyleş­meden, ona sevgimi, saygımı göstermeden dönmezdim Görele'ye. Onun söyleşileri, deneyimleri, bakış açısı, hele hele her biri ders alınacak anıları karşısında istekli bir öğrenci olurdum.
Memleket, Türkiye, eğitim, kültür, sanat, şiir, üretim, kalkınma, fındık, Giresun, gelenekleri­miz, halkbilim...Hasan Öğütçü Ağabey'le en çok konuştuklarımızdı. Atatürk, Cumhuriyet eği­timinden geçmişti. Çok önem verirdi eğitime. Bu konuda sürekli düşünür, taslaklar yapar, bi­zi yönetenlerin üretime dönük, yetenekleri ortaya çıkarıcı eğitim uygulamalarından uzak anlayışlarını eleştirirdi.
Başta fındık olmak üzere Giresun'da meyveciliğin, doğal olanakların yeterince değerlen­dirilmediğinden, yatırıma dönüşmediğinden yakınırdı.
Lise eğitiminden geçen gençlerin düzgün tümcelerle duygularını, düşüncelerini yazıya dökemeyişleri üzerdi Hasan Ağabey'i. Anılarını katarak bu beceriyi Atatürk, Cumhuriyet eğitiminin kendilerine ortaokul yıllarında kazandırdığını söylerdi.
Kimilerde bir genç gelirdi gazeteye. Yazdığı bir şiiri çıkarırdı, utana sıkıla yayınlan­sın isterdi. Şiiri okuturdu Hasan Ağabey, sabırla konuşurdu gençle. Ezbere şiir bilip bilmediğini, hangi şairleri okuduğunu sorardı.Ta ilkokul, ortaokul, lise yıllarından belleğinde kalan şiir örneklerinden okurdu. Gence destek olur, şiiri yayımlayacağını söylerdi ama çok okuması gerektiğini de anımsatırdı.
Hececilerimizin Yurt, Cumhuriyet, Yiğitlik konulu şiirlerine daha çok ilgi duyardı Ha­san Ağabey.
Artık yayın organlarının, bireylerin, yazarların bilgisayara geçtiği yıllar gelmişti. Yeşilgiresun'da Hasan Ağabey'le ben ayak uyduramamıştık çağa. Ben yazı makinesiyle yaz­dığım yazıyı Görele'den posta ile "Sayın Hasan ÖĞÜTÇÜ" başlığıyla gazeteye gönderiyor­dum. Hasan Ağabey' de elle yazıyordu yazısını. Birisinde bunu anlatarak çağa ayak uyduramayışımıza gülmüş, eğlenmiştik kendimizle.
Birkaç kez de çalışırken, yazı yazarken tanık olmuştum. Hasan Ağabey konusunu ayrıntı­ya boğmadan  özlü, duru, akıcı anlatırdı.Tümceleri düzgündü. Yazım kurallarında özenliydi. Konusunun düşünce yanında dil anlatım yanını da önemserdi. Yazdığını okur, inceler, gözden kaçanı düzeltirdi. Gazete baskısını da ister, okur, düzelecek yerin altını çizdirerek yeni­den yazdırırdı. Makale, fıkra, araştırma yazarı olduğunca edebiyat, dil ustasıydı.
Hasan Ağabey'in, Yeşilgiresun'un yazarı olmak değer katar size. Benim için de öyle oldu kuşkusuz. Bahtiyar Dayımoğlu'nu, Ali Gülertekin'i, Naim Tirali'yi, Ahmet Ersöz'ü, Erden Menteşeoğlu'nu, Ersen Konal'ı, Kenan Özkaya'yı, Gürsel Ekmekçi'yi... Yeşilgiresun'da tanıdım.
Bahtiyar Ağabey'i, Ali Gülertekin Ağabey'i, Naim Tirali'yi orada, Hasan Öğütçü Ağabey'in odasında tanıdım.
Ona her uğradığımda Görele'yi, Giresun Ortaokulundan okul arkadaşı Ahmet Kaçar'ı so­rardı. Arkadaşıydı, dostuydu Ahmet Kaçar. Kaçar'ın dörtlüklerini birinci sayfada yayımlar­dı. Sevecen sesiyle, "Ahmet'i, Ahmet Kaçar'ı da getirseydin..."derdi, Ben de seni götüreyim Görele'ye derdim. Bir türlü denk gelmezdi.
Hasan Ağabey, Görele'ye en son 13 Temmuz 2003 Pazar günü geldi. Oğlum Ozgür'ün düğünü­ne, Bizi, Görele'yi onurlandırdı Bahtiyar Dayımoğlu Ağabey'le,..Sonraki yıllarda her söy­leşimizde oğullarımı, gelinimi, torunum Rabiasu'yu da sorardı.
Giresun'da düzenlenen Ahmet Kaçar Gece'sinde, oradaki konuşmamda da belirttiğim gibi, Cumhuriyet okullarından geçmiş, Halkevi etkinlikleriyle beslenmiş, Atatürk Cumhuriyeti'nin ülkülerini sindirmiş Cumhuriyet tanığı, Cumhuriyet armağanı üç adı yanyana ön sırada oturtmuştum. Ahmet Kaçar, Hasan Öğütçü, Bahtiyar Dayımoğlu. Bu, benim için önemliydi, bir düşün gerçekleşmesiydi.
Yıllar önce bir yazım çıkmıştı Edebiyat Sohbetleri'nde: Giresun'un Çınarları...
Üç çınar, üç anıt aydın, varlıkları bize, Giresun'a güç veren, değer katan üç önemli kılavuz. Onlarla büyük, onlarla güçlü, onlarla anılıyor Giresun...
Önce Bahtiyar Ağabey gitti, içimizi yakarak...Şimdi de Hasan Ağabey. Bir yanım düştü, bir yanım daha...
Hasan Öğütçü Ağabey'in varlığı güçtü bizim için, karlı dağdı, engin denizdi ardımızda. Onlar varsa, o varsa olumsuzluklar da giderilecekti kuşkusuz. Güvencimizdi...
Uğurlar olsun Hasan Ağabey...İlkelerin gücümüz olacak. İlkelerin,..
Uğurlar olsun, uğurlar olsun...Yerin Cennet olsun...

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık