• 21 Temmuz 2012, Cumartesi 12:28
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GÜNGÖR DİLMEN'İN ARDINDAN
 Ahmet Hamdi Tanpmar'a göre, İslam-Doğu yazınının en az tanıdığı tür tiyatrodur. Tanzimatla   yurdumuza girmiş tek türdür tiyatro. Roman, öykü, eleştiri...gibi türlerin az çok benzeri vardır. 19.Asır  Türk Edebiyatı Tarihi).
Tanzimatla   çeviri, uyarlama, yerli yapıt olmak üzere neredeyse eli kalem tutanların tümü emek verdi tiyatroya. Hayrullah Efendi, Ali Haydar, Şinasi, Namık Kemal, Ahmet Vefik Paşa, Ahmet Mithat Efendi, Direktör Ali Bey, Abdülhak Hamit Tarhan,Teodor Kasap, Hasan Bedreddin, Manastırlı Mehmet Rifat... bunlardan kimileri.
Servetifünuncuların dönem koşulları gereği tiyatroya soğuk davranmaları, Fecriaticilerin az da olsa   bu türe verdikleri emek unutulmamalı.
Milli edebiyatçılarımızın çoğu toplumcu sanat anlayışından dolayı   tiyatroya emek verdi.
Türkiye'nin her alanda büyük atılımlar gerçekleştirdiği, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le simgeleşen Cumhuriyet Dönemi  tiyatro alanında da çok sayıda  ürün başarısı getirdi.
1923 sonrasındaki  oyun yazarlarımızı sıralasak   sözü Güngör Dilmen'ee getiremeyiz. Yerimiz  kalmaz.
Bu dönemde cumhuriyet öncesinden gelen Yusuf Ziya, Halit Fahri, İbrahim Nuri,  Müsahipzade Celal, Nazım Hikmet, Aka Gündüz, Nahit Sırrı, Vedat Nedim, Cevat Fehmi Başkut, Celalettin Ezine...örneklenebilir.  
1920'lerden sonra doğan, Cumhuriyetin nimetlerinden yararlanarak kendilerini yetiştiren yazarlarımız özellikle 1950 sonrasında tiyatro yazınımızı çağdaş dünya ile bütünleştirdiler. Bu dönemin  yazarları biçim-kurgu-konu...bağlamında Batılı  yazarlarla koşut düzeye gelmekle kalmadı, yazdıkları Batı dillerine de çevrilerek. Batılı sahnelerde sergilendi.
7 Temmuz 2012'de yitirdiğimiz Güngör Dilmen Kalyoncu(doğ.1930) bu dönemin önemli oyun yazarlarından.
Cumhuriyet bereketinin yeşerttiği Necati Cumalılar, Turgut Özakmanlar, Refik Erduranlar, Suat Taşerler, Orhan Asenalar,Cahit Ataylar,Sermet Çağanlar,Recep Bilginerler, Güner Sümerler, Nazını Kurşunlular, Adalet Ağaoğulları, Hidayet Sayınlar, Vasıf Öngörenler, Bekir Büyükarkınlar, Tuncer Cücenoğlular...daha niceleri...
Sanatın her alanında öykünme, yineleme ölümdür. Ölümsüzlükse   bir anlamda özgünlüğe dayanır.
Güngör Dilmen'i kalıcı, önemli,ulusal-evrensel yapan   da özgünlüğüydü.
Okuduğum, içeriklerini bildiğim yapıtlarından yola çıkarak  onun tarih,mitoloji, Anadolu üçgeninden  oyunlar ürettiğini   söyleyebilirim.
Üç alan da binlerce yıllık geçmişten süzülerek seçilen konunun yeni-özgün biçimlerle anlatımla evrenselleşmesi demekti   Güngör Dilmen tiyatrosu için.
1964'te Gülriz Süruri-Engin Cezzarların oynadığı Midas'ın Kulakları'nı bir Yunan mitosundan kotarmıştı. Apollon-Pan-Firikya Kralı Midas üçgeninde gelişen bildik öykünün Güngör Dilmen yaratıcılığıyla tiyatro yazınına armağanıydı. Oyun manzumdu, 1959'da Sineraa-Tiyatro dergisi tek perdelik oyun yarışmasında birincilik almıştı.
Canlı Maymun Lokantası yazarın ilginç konulu yapıtlarındandır. Bu yapıtta yazar Amerikan anamalcılığının eleştirisini yapar. Amerika-Uzak   Doğu varsıllık-yoksulluk karşıtlığını işler: Sokak satıcısıyken zaman içinde petrol kralı olan Mister Jonathan genç karısıyla balayı gezisine çıkar.Çine gelir.Hongkong'da gezginlere canlı maymun beyni yediren bir aşevine yolları düşer. Ortası delik bir masa vardır. Maymunun gövdesi masanın altında, başı masanın uzerindedir. Başı tıraşlı maymunun kellesi satırla uçurularak varlıklı gezginlere yedirilecektir. Varsıl, genç Amerikalı çiftin önünde maymunun beyni sıcak sıcak, kanlı kanlı çıkarılacaktır. Çift bu anın coşkusu içindedir. Maymun birdenbire kaçar. Amerikalıların üzüldüğünü gören ozan Çinli Vong, kendi beyni işe yaramadığı için maymunun yerine geçer.Bu iş karşılığı ailesinin eline de üç beş kuruş geçecektir.
Garson satırla ozanın başını uçurur. Masada korku,sevinç çığlıkları vardır. Perde iner... Kurban, Anadolu'daki "kumalık" gerçeğini işler Yunan tragedyası anlayışıyla. Mahmut,eşi Zehra'nın üstüne Gülsüm'ü kuma getirecektir.Düğünde Gülsüm'ün kurbanı  da kesilecektir.Bu gerçeği sindiremeyen Zehra iki çocuğunu öldürür, sonra   da kendi canına kıyar...
Özellikle bu üç yapıtı anmamın nedeni, bunları yıllardır Cumhuriyet Dönemi Edebiyatı derslerinde kaynak olarak kullanmam. Güngör Dilmen, kısaca değindiğim üç yapıtı, 1990'dan günümüze Üniversiteye Giriş sınavlarında da bir iki kez soruldu, soruluyor...
Çağdaş tiyatromuzun çok önemli bir yazarı tamamladı yaşammı, yapıtları yaşayacak artık.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık