• 21 Aralık 2014, Pazar 9:38
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GÖRELE'DEKİ OYUNLARI (3)
 Çelik oyunu birkaç açıdan çocuğun gencin becerilerini geliştirir. Değneğin, çeliğin ya­pımında girebi, bıçak gibi kesici araçları kullanma yanında oyun sırasında değnekle çe­liğe vurma, çeliği gelirken karşılama-değnekle çeliği çeldirme...Yer tutma, atılma,koşma gibi devinimsel beceriler,tüm bunları art arda yengi elde etmek için uygulama, ussal an­lık kararlar...gencin oluşturacağı ussal, tensel, duygusal kişiliğini de etkileyecektir.
Emen, gale, çelik, değnek, vuruş, çeldirme, yenme...gibi sözcük örnekleriyle oyun,dil açı­sından da yeni sözcükler, sözcüklere yeni anlamlar katar. Anadili;sözcük üretimiyle, söz­cüklerin anlam çeşitlenmeleriyle gürbüzleşir. Derleme Sözlüğü'ne (3.cilt,1122,1123,1124) bir göz atmak bile "çelik" sözcüğünün yaygınlığını, çok anlamlılığını kanıtlar: "çelik, cellik, celitanen, çellik, çelik çomak, çelme çelik, çelik çelmek, çelik çülük, çelik kakı, çelikleme,çelikleme atmak,çelik kesmek,çelik kökennemek, çeliklemek, çelik gibi, çeliklik, çelik­leşmek,çeliklilik, çelikmen,çelik kesmek... "
Beştaş :Yaygın oyunlardandır. "El, göz" becerisine, kıvraklığına dayanmaktadır. Kızlar da erkekler de oynar. Arkadaş, kardeş yakınlığı içinde kızla erkek de oynardı. Oyun adında­ki "taş" sözcüğü tombul fındık büyüklüğünde düzgün çakıl taşı anlamındadır. Oyunun aracı budur.
Yöremizde daha yaygın biçimde bahçelerde inek yayarken oynanırdı.
"İnek yayarken bahçedaki bi düzlügde oynarduk. İki gişiyle de üç gişiyle de oynanurdu. Oyun, beş daşı gullanarag sırasıyla kimi becerileri gösderereg önceden anlaşılan bi sayıya ulaşmayı amaçlardı.O sayıya ilg ulaşan ötekini yenerdi."
"Oyuna başladumuzda daşm birini havaya atarduk. Daş yere düşmeden yerdekilerden bi­rini cabucag yan tarafa guyardug. Guydukdan sora havadaki taşı dutarduk. Bu böylece yana­na gadar sürer giderdi. Yanarsag oynama sırası arkadaşımıza geçerdi. O da yanarsa yeni­den sıra ba gelüdü. Önceden annaşdumuz sayıya ulaşan yenerdi."
"Daşı havaya addumuzda el becerilerimizi gelüşdürereg oyunu zollaşduruduk. Daşın bi­rini havaya atardu. Daş yere düşmeden yerdeki daşları ikişer ikişer toplardu. Oyun böle sürerdi. Ta sorası yerdeki daşın üçünü birden, ta sorası dördünü birden almiye çaluşuduk. Yandumuzda arkadaşımıza geçerdi oyun sırası..."
Oyunu giderek zorlaştıran, el becerisini, göz, zihin özenini geliştiren biçimlere so­karlardı: "Daşların habisini yere atardug. Arkadaşımız bunlardan birini seçerdi. Oyuna baş­larken solelimizle bi köprü gurardug: Sol elimizin işared barmanı orta barman üzerine guyardug.Bu durumda baş barmagla orta barmag yere konarag bi köprü gurarduk.Daşı ha­viye atardug.Yere düşümeden köprünün altına goydumuz daşa demeden bi daş alıb köprünün altandan geçümiye çaluşudug.Geçüdügden sora havadaki daşı dutardug. Bu çok zor,çok çabuk gerçegleşen bi beceri olurdu. Daş köprünün altından geçerken urdaki daşa değerse oyniyen yanardı. Öteki oyuncu oynamiye başlardı."
"Bi de şöle oynardug:Daşların hebisini sa elimizle haviye atardug.Bu elin tersini daşların altına dutardug.Elin tersine almiye çaluşudug.Elimizin üsdünde gaç daş galusa unnarı gene haviye atardug.Bu gez avucumuzun iç ile dutardug daşları.Her duddumuz daş bi sayı yerine geçerdi.Elinin üstünde daş dutamiyen,haviye addığu daşları dutamiyen sayı alamazdı..."
Görüldüğü gibi çeşitli biçimlerde oynanan beştaş el becerisi yüksek bir oyundu. Bu oyun için inek otlattuğumuz bahçelerde deredeki çakıl taşlarından seçdiğimiz "beştaşlarımız"olurdu.Bahçeye geldikçe sık olmasa da bu oyunu oynardık.
Demen Oyunu: Köyümüzdeki değirmenlere öykünülerek oluşturulan toprağa, çamura, suya bağlı bir beceri oyunuydu. Bu çoğu oyunlardaki gibi yenmeye yönelik birden çok kişiyle oynanan oyunlardan değildi. Bireysel oyundu.Bir beceri sonucu, bir simgesel değirmen oluş­turmaya, değirmenin işlemesiyle ondan övünç uymaya,onunla mutlu saatler geçirmeye yönelikti.
"İneg yayarken oynardım. Oyunu Şükriye Abla'dan örenmişdim. Yamur sonraları bahçalarımızdan su gözeleri oluşurdu.Bunlardan azbıraz guvvetlü akanını bi olugda birigdirüdüm.Oluğun akacağı yerin altını yarım garış gadar eşerdim. Uriye güçüg daşlarla, çamurla dört köşeli bir demen yapardım. Üsdünü çubuglar dizereg gapadudum. Çubugların üsdünü çamurlarla iyice su geçmiceg biçimde sıvardım. Dört bi yanını da çakıllarla, çamurla bir iki santim yükseldüdüm. Oluğu buraya akıdıdum. Olugdan akan su burada billenüdü. Tam ortadan çok küçük bi delüg açardım.Biriken su oradan aşa dökülürdü. Dökülen su üsden gelen sudan biraz az olucag.Su delügden aşa dökülürken üsdeki gölcükde, delüğün üstünde dönemeç yapardı. Dönemeçe papatya çiçeğini sapı deliğe doğru guyardım. Çiçeg hızlıca dö­nerdi. Yanında oturur unu serederdim."

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık