• 06 Ekim 2017, Cuma 17:12
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GÖRELE'DE KEMENÇE HORAN (9)
 Murat Tekin'in 1922 tarihli TRABZON'DA OYUNLAR VE A'DAT yazısı HORANIN HORADAN gel­diğini vurgulayan ilk örneklerden. Bu yazı sonradan yazılacak HORANIN köklerini TÜRKÇE dışında arayacak yazılara kaynaklık ediyor. Yazar, gözlemlerine dayanarak Trabzon ken­tinde horan olmadığını, horanın köylerde yaygın olduğunu belgeliyor.
Mahmut Ragıp Gazimihal, 1929 tarihli Darülelhan TRABZON BÖLGESİ DERLEME NOTLARI'NDA "HORON'' oyunu Cenevizlilerden kalmadır" görüşüyle sözcüğümüzü, horanımızı Batı'ya bağ­lıyor. İlk yazılar böyle. Gazimihal, yıllar içinde bu yargısını değiştiriyor. İlk yargı­yı giderek içine sindiremediği anlaşılıyor. Tarihimizle, Çepni kültürüyle ilgili araştırmalar yapıldıkça Gazimihal ilk görüşünü bırakarak HORANIN TÜRKÇE olması gerektiği yo­lunda çok çabalıyor. TÜRK HALK OYUNLARI KATALOĞU'ndaki ayrıntılı açıklamaları bunun ka­nıtı. Sonuçta sözcüğü TÜRKÇE sayıyor ancak TÜRKÇE adlandırma, türeme kurallarına göre HORANI açıklayamıyor.
HORAN yazılışını Görele'den, Giresun'dan... savunan yazılarla son yıllarda çokça karşılaşıyoruz. Bu yazılar sözcüğün oluşumu, türemesi, TÜRKÇE olmasıyla ilgilenmiyor. Ya da bu konuda görüş bildirmekten kaçınıyor. Dahası sözcüğün TÜRKÇELİGİ, oluşumu üstüne düşünce üretilmiyor. HORAN söyleyişinin yerel olduğunu, bu söyleyişin GÖRELE başta olmak üzere birçok yerde geçmişten bugüne kullanıldığını, yerel dil kültürümüze korumak için HORON yerine HORANI benimseyerek yaygınlaştırmak gerektiği belirtiliyor.
Halkbilim ürünleriyle bilinçli olarak yüz yüze geldiğim bitirme tezi (1975) çalışmalarımdan beri Çepni ekininin çok önemli öğelerinden saydığım kemençeyle horan üstüne "kafa yoruyorum". İlk zamanlarda 1920'li, 1930'lu yıllardaki yazıların etkisinde kalarak soru imli düşünceler içinde kaldığım oldu. Giderek bu düşünceler yerinde, oluşum alanın­da yaptığım çalışmalarla aydınlandı. Kemençe de horan da bizimdi. Bizim olduğu için adı­nı da biz koymuş olmalıydık. Dil kurallarında "bizim olana yabana ad koymak" yoktu. Çepni TÜRKÇE'SİNDE hiç yoktu.
Yapılan tüm yanlışların nedeni KEMENÇENİN de HORANIN da oluşum ("MENŞEİ") yerine de araştırılmamasıydı. Görele ÇÜRÜKEYNESİL dışındaki alanlarda yapılacak araştırmalar ho­ranımıza da kemençemize de ulaşmıyordu. Kısası araştırmalar asıl alanında değil sonra­dan yayılmış alanlarda yapılıyordu.
HORON yanlışı HORAN oyununun ilk çıkışını yanlış saptamakla başladı. Bu yanlış horanı biçilmiş, ölü sap yığınının öykünmesine bağlamaktı. Horanımız biçilmiş sap yığınının, HOROMUN ölü, devinimsiz duruşunun esiniyle oluşabilir mi... Horanımız tenimizin tümünü devinimleştiren kıvraklığıyla "ölü doğadan" mı esinlenecek? Yanlışlık buradan başlıyor.
Yeşilgiresun'da yayımlanan yedi bölümlük DARIDAN HORANA başlıklı yazıda horanın GÖ­RELE ÇÜRÜKEYNESİL'DE iyice gelişmiş, serpilmiş tüm kökleriyle toprağa sıkı sıkıya tutun­muş, yapraklarıyla, devinimleriyle göğe yükseliş, verimlilik, üretim-doğurganlık, görünüş güzelliği çağrıştıran DARI öykünmesiyle, ekin öykünmesiyle oluştuğunu araştırma, gözlem sonucu açıklamıştık.
HORAN adını da bu görüşle açıklamak yerinde olacaktır; Toprağa sıkıca tutunmuş, geliş­mesinin görkemli günlerini yaşayan darı öykünmesiyle başladı horan. Bu darıya da yöre­mizde DORAN, DORAN ATMAK denir. Sözcü yan anlam edinerek Çepni TÜRKÇEsinde yapı terimi olarak da DORAN BACA olarak kullanılır. DORUK sözcüğü de aynı kökten türemedir. Sözcüklerin kökü TÜRKÇE TOR/DOR'dur.
HORAN yöremizde "bereket, verimlilik, üretim, güzellik, mutluluk..." oyunu olarak; DARI, DORAN öykünmesiyle başlamıştır. İlk adı da DORAN/TORAN'dır. Türkçe TOR/DOR köküne ekle­rimizden -AN getirilerek yöremizde türetilmiştir. -AN ekiyle KIR-AN, BEL-EN; KIZ-AN, ÇİT-EN, ÖZ-EN, OĞL-AN (oğul-an), BAY-AN... sözcüklerinin türetildiğini biliyoruz.
TÜRKÇE'DE ses düşmeleri, ses değişmeleri yüzyıllar içinde yaygın olarak görülmektedir. Bunun yöremizde de, başka bölgelerde de çok örnekleri vardır.
Bizim ekinimizin en önemli yaratıcı öğelerinden KEMENÇENİN olduğu her alanda var olan HORANIMIZ, yüzyıllar içinde KÖKENBİLİMSEL olarak; TOR-AN, DOR-AN, HOR-AN biçiminde oluşmuştur. Bu oluşum yöremizdeki sözcük yaratımına, adlandırmaya, Çepni ağzına, TÜRKÇE SÖZCÜK türetme kurallarına yüzde yüz uymaktadır.
KEMENÇE de HORAN da bizimdir, bu sözcükleri TÜRKÇE'YE, ANADİLLERİNE, ana denli bağlı insanlarımız türetmiştir. Köküyle ekiyle bizim olanı uzaklarda aramak kendine, diline güvenmemektir. Bu dil sayrılığıdır. Dil sayrılığını kişi çalışarak, araştırarak sağalta­bilir.





MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık