• 29 Eylül 2017, Cuma 16:08
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GÖRELE'DE KEMENÇE HORAN (8)
 Horan sözcüğüyle ilgili başlıca görüşler bunlar. Kim ne yazarsa yazsın bu görüşle­rin çevresinde düşünce üretiliyor. Böylece neredeyse en az yüz yıldır benzer görüşle­rin dışına çıkılarak bize, dilimize, oyunumuza değin özgün, sağlam düşüncelere ulaşıla­mıyor.
Aktardığım görüşlerin ana yanlışları şunlar:
Büyük Larousse başta olmak üzere "ansiklopediler" sözcüğü "Batı" anlayışıyla ele aldıkları için sözcüğün kökenini de Batı'da arıyor. "Her şey Batıldadır" anlayışıyla ba­kılırsa; kemençenin, horanın oluştuğu, köken saldığı topraklarda araştırma yapılmazsa ortaya çıkacak sonuç böyle olacaktır. Sözcük Yunanca sayılacak, bize bu dilden geçme ol­duğu söylenecektir.
TDK'nin 1974 basımı TÜRKÇE SÖZLÜK'ü önemli. Onun belirtilen yaprağında "HORAN" yazıyor. Sözcük TÜRKÇE sayılıyor. Bu yaklaşım doğru. 1974'teki bu son baskıya emeği geçen dil- cilerimizi anarak alkışlıyoruz: Kemal Demiray (Sözlük Kolu Başkanı), Prof. Dr. Haşan Eren, Prof. Dr. Hasibe Mazıoğlu, Dr. Mehmet Tuğrul, Ferit Devellioğlu (Sözlük Kolu Uzmanı), Kadriye Alkan, Nuran Eğembir, Neval Pirali, Güneş Müftüoğlu, Mübeccel Tekin, Tomris Tunç.
Bu değerli dilcilerin bakış açısı sözcüğü, horanı Batı dillerinde aramak yerine di­limizde, Türkçemizde aramak. Bu yol 1932'de kurulan Türk Dil Kurumu'nun tuttuğu yol. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün yolu.
TDK'nin 1992 basımı TÜRKÇE SÖZLÜK'ü ilginç. "HORON" yazılıyor, sözcük Yunanca sayılıyor. Böylece TDK önceki (1974) yazımdan (HORAN) geri adım atıyor. "Aynı kurum, biribirine karşıt iki görüş."
Bu görüş ayrılığı "düşünce, dünya görüşü, zihniyet" anlayışından doğuyor. 1960 sonrası TDK, ULU Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün kalıtına, tutusuna, "vasiyetine" karşın "ele geçirilerek" birincil işlevinin içi boşaltıldı. Türkçe üretme, derleme, tarama anlayışı işlevsizleştirildi. Dahası Kurum, Türkçe yerine Osmanlıca, Arapça, Farsça, Fransızca... düşünenlerin ağırlıkta olduğu alana dönüştü. Böylece 1980 öncesi Kurumun TÜRKÇE bakı­şıyla yaptıkları önemli çalışmalar yok sayıldı. "HORANIMIZ da HORONA dönüştü. "Bu yanlış, anlayışta, Türkçe'siz anlayışta yer alan "dilcileri" analım, dilimize katkı vereceklerine "olmayacak işler yaptıklarını" görelim. HORANIMIZl (TÜRKÇE), HORON(YUN.) yaptık­larını unutmayalım: Başkan Prof. Dr Hasan Eren; üyeler: Doç. Dr. Nevzat Gözaydın, Doç. Dr. İs­mail Parlatır, Prof. Dr. Talat Tekin, Doç. Dr. Hamza Zülfikar.
Prof. Dr. Haşan Eren'in tutumu ilginç. 1980 öncesi Kurumda da var. Sonrasında da. Bu dil profesörüne göre 1980 öncesinde HORAN (TÜRKÇE), 1980 sonrasında HORON(Yun.) Türkçe de­ğil... Belleğimde bir tümce oluşuyor, "Ankara'da profesör olmaktansa bir sözcüğün oluş­tuğu köyde sıradan bir araştırmağı olmak yeğdir."
Maçkalı araştırmacı İsmet Zeki Eyuboğlu önemli sözlüğünde HORAN'ı HORA'ya bağlamış, bu Tanzimat'tan beri "bizde yoktur, Batı'da vardır" anlayışının yinelenmesi. "üstat", sözcüğün TÜRKÇE olabileceğini usundan geçirmemiş bile. Sözcüğümüzü HORA'ya bağlamış ama HORAN dememiş, HORON demiş. Aradaki ayrımı gölgelemeyi yeğlemiş...
ünlü oyun tarihçisi Metin And sözcüğü ot yığınlarına, biçilmiş mısır sap yığınlarına bağlamış. Rize'nin, Trabzon'un kimi yörelerinde sap yığınlarına HOROM deniyormuş. Söz­cük (horan oyunu) bu biçilmiş sap yığınlarına öykünülerek oluşturulmuş. Yüzyıllar için de evrilerek, söylene söylene HORONA dönüşmüş. Bu görüş HORANI ölü mısır saplarının du­ruşunda arayanların görüşü. HORANI mısır saplarına HOROM diyenlerin yörelerinde arayanların görüşü. Bugüne dek HORAN araştırmaları KEÇENİN, HORANIN oluştuğu yörede yapılmadığı işin bu "ölü mısır sap yığını, demeti, HOROM-HORON görüşü" "akla yakın" sa­yılıyor. Çoğu araştırmacının yazdıklarında da "alıntılanıyor." Bunun nedeni HORAN söz­cüğünün "kökenbilimsel" açıklamasının yapılamaması...
Selim Cihanoğlu da andığım yapıtında Batı kaynaklı ansiklopedilerin, sözlüklerin açıklamalarıyla HORANI oluştuğu yörede araştırmayanların ulaştığı bulanık görüşle­rin bireşimini yapmış. Bu da sözcüğü HOR, HORA köklerine bağlamaktan öte bir anlam içermiyor.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık