• 08 Nisan 2012, Pazar 9:55
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GÖRELE CEZAYİR EZGİSİ
 Barbaros Hayrettin'in fethederek Kanuni Sultan    Süleyman'a sunduğu Cezayir beş yüzyıl Osmanlının    egemenliğinde kalmıştır.
Beş yüzyıl siyasal, askeri etkileşim yanında kültür    etkileşiminin de karşılıklı biçimde en geniş anlamıyla oluştuğu yılların dökümüdür.
Cezayir'le Türkiye arasındaki kültür etkileşiminin    belirgin kanıtlarından  en önemlisi Cezayir  ezgileridir.
Bu ezgiler Türkiye'de yaygın olarak, gelenekselleşerek varlığını sürdürmektedir. Cezayir'de     de beş yüzyılın anılarını yansıtan ezgiler var mıdır? Bilemiyoruz.
Türküler, ezgiler; köyün, yörenin, bölgenin, ulusun    yaşambiçimini, sanat kimliğini, müzik inceliğini...yansıtan yaratılardır. Onlar sosyal tarihin de    duygulu, sağlam ipuçlarıdır. Bu anlayışla baktığımızda   Cezayir ezgilerinin Türkiye  coğrafyasında geniş bir yayılma  gösterdiği  açıktır.
Afyon Belediyesince yayımlanan 5.Afyonkarahisar    Araştırmaları Sempozyum Bildirileri kitabında Emekli    TRT Sanatçısı   Niyazi Yılmaz'ın Cezayir ezgileriyle  ilgili makalesi yanılmıyorsam  konuyla  ilgili  derli toplu ilk   çalışmadır.
Niyazi  Yılmaz  bu  çalışmada pek çok ilimizde  bu    ezgilerin varlığından söz eder. Balıkesir'i , Çankırı'yı, Konya'yı, Kastamonu'yu, Antalya'yı, Isparta'yı, Erzurum'u örnekler.
Afyon'dan, Çankırı'dan, Antalya'dan, Bursa'dan, Konya'dan derlenen Cezayir türkülerini sözleriyle   yayımlar.
Niyazi Yılmaz'ın çalışmasında Afyon'dan, Çankırı'dan, Seydişehir'den, Bursa'dan, Antalya'dan derlenen Cezayir    türkülerinin notaları  da vardır.
Musa  Eroğlu ile Arif Sağ'ın çıkardığı Bağlama    Resitali  CD'sinde de vardır Cezayir  ezgisi.
Ezgiyi Musa Eroğlu ile Arif Sağ'ın derlediği    yazılmıştır. Derleme yöresi yazılmadığı için bunu bir eksik   olarak   görüyoruz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Daire    Başkanlığının  Havada Bulut Yok adlı   cd'de  de Cezayir'dir Koç Yiğidin    Vatanı türküsü vardır. Yöresi Bursa, kaynak  kişisi Zeki    Babadağ, derleyeni Erkan Sürmen olarak yazılı türkünün sözleri:
Cezayir'dir koç yiğidin  vatanı 
Aramazlar  gurbet  ilde yiteni 
Gurbet şehrin  yar yar yar dikeni 
Ağla    annem    ayrılığın    günüdür
Gider oldum yarelerim dirildi 
Gitme deyi yar boynuma sarıldı 
Bizim kısmet yar ellere verildi 
Kısmetimi veren Hûda  kerimdir
Belediye'ce yayımlanan Akma  Tuna Akma cd'sinde    de Bursa'dan  Muzaffer Sarısözen'in Hüsnü Ortaç'tan    derlediği Cezayir'in  Harmanları  Savrulur türküsü vardır;
Cezayir'in harmanları savrulur 
Savrulur da sol yanıma devrilir 
Sarı buğday samanından    ayrılır
Sokakları mermer taşlı 
Güzelleri  hilal  kaşlı Cazayir
Gemilere  çürük  tahta dayanmaz 
Yiğitlere gaflet bastı uyanmaz 
Aman  Allah  buna  canlar dayanmaz
Sokakları mermer taşlı 
Güzelleri hilal kaşlı Cezayir
Araştırmalarıma kaynaklık yanında; etkili, içli, yakıcı, hüzünlü yönleriyle halk yaratıcılığının şiirsel-ezgisel    çekimine kapıldığım için de  yüzlerce kez dinledim Cezayirleri.
Dinlediklerimin tümü de birbirini çağrıştırıyor. Aynı şiir, ezgi gücünün, aynı duyguların, aynı acıların kentsel-bölgesel  çatalları   Cezayirler.
Görele Cezayir ezgisi de bu  kapsamdadır.
Duygu, içlilik, yakıcılık, hüzün ortak noktaları.
Göreleli önemli kemence sanatçısı Sami Günay'la söyleştiğimiz; çalınıp  söylenen yenilip içilen gecelerde    yüzlerce  kez  dinledim  Görele  Cezayir'i. Bizi allak  bullak eden ezgilerden biridir. Çalanı da kendinden    geçirir, dinleyeni de...
İçi dolar, yoğunlaşır insanın. Anılarla, tarih sayfalarında kalan okuduğumuz acıların, binlerce sevdanın, ayrılığın, ölümün ata armağanı kemençemizde hıçkırarak ağlamasıdır  Görele  Cezayir. İnlemesidir...
Sözleri, türküsü yoktur Görele Cezayir'in.
Belki de sözlerin, türkünün, ağıtın  yerini de ezgi aldığı   için bu denli  yoğun, bu denli çağrışım gücü yüksektir.
1990'da böyle Görele kemençesine, Görele, Giresun türkülerini doyduğumuz gecelerin birinde derledim Görele Cezayir'i çaldığını doğru çalan, çaldığından zevk alan, kemençeyi ilk kez dinleyene bile sevdiren Sami Günay'dan. Bant  kaydıyla...
Görele Cezayir ezgisi, düğüne gelen erkekleri  karşılamak  için  çalınır.
Düğüne gelen erkekler  evin  kapısında, harmanda, kilimlere, çullara, hasırlara, minderlere, iskemlelere oturtulur. Karşılarına kemençeci geçer. Düğüne gelenleri karşılamak, onlara:"Buyurun, hoş geldiniz."  demek için çalar  kemençeci.
Ezgi bittikten sonra kemençeciyle, düğün evinden ileri gelenler: "Hoş geldiniz." derler. Gelenler kemençeciye bahşiş verirler. Bu sırada kimileri de bellerinden tabancalarını  çıkararak düğünün, kemençecinin onuruna  sıkarlar  havaya...
Görele'de Cezayir  ezgisinin  işlevi budur.
Kimileri çoktan göç etmiş kaynak kişilerden Cezayir'in bir ara çalınmasının yasak (?sakıncalı)  olduğunu da öğreniyorum.
Görele Cezayir, kemençe  yurdu, türkü-ezgi ortamı Görele'nin Tuzcuoğlu, Hasbal, Hamza-baş, Sıksara, Dut Dibi, Beyoğlu, Tengu, Fadime'm, Gangallama, Horan, Bıçak Oyunu, Atalık, Şırıp Şırıp, Kıtırik, Horupçun, Gelin Ağlatma, Ekin Kazma, Yol    Havası, İnce Oyun, Karşılama, Kesme... gibi özgün ezgilerindendir.

MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü
yukarı çık