• 05 Temmuz 2019, Cuma 16:19
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GÖBEKLİTEPE (5)

"Adam gibi bir yer"de kahvaltıdayız. Yağmur. Yağmur yağıyor. Kumrular işyerlerinin yağmur almayan yerlerine sığınmış. İçli kumru inleyişleri. Görele'de, bizim oturduğumuz yerlerde üç beş yıldır yerlileşen kumrularımızı anımsadım.
Kahvaltı sonrası aracımızın yanına gideceğiz. Sonra da Urfa'ya yöneleceğiz. Gecelediğimiz, akşam yemeği yediğimiz, kahvaltı yaptığımız, yağmurla karşılandığımız Adıyaman'dan ayrılacağız. Çok kısa da olsa tanımaya çalıştık Adıyaman'ı. Fırat'ı, Ceyhan'ı, Taraksu'yu Göksu'yu, Karlıkdağ'ı Akdağ'ı yerleşim bilgisiyle anımsayacağımız Adıyaman'ı. Atatürk Baraj Gölü'nü...Kalelerini. Nemrut'u. Türbeleri. Camileri. İçmeleri. Ağır halayı, düz halayı berdeyi, derikoyu, pekmezoyu, lorkeyi, tırpanoyu, hasandağlıyı.... Kendine özgü davulu, zurnayı, bağlamayı, tefi, kemanı, udu, cümbüşü.... Görsek, gözlemlesek, dinlesek, gezsek, gezsek...Özdeşleşsek onlarla. Aynı duyguları yaşasak... Bir gün değil on gün yetmez tanımaya. Belki.. Bizim gezgiçliğimiz uçarcasına. Koşarcasına. Uğrayarak geçercesine...
9.30... Urfa yolundayız. Karababa Köprüsü. Fırat'ın kolu. Yağmuru Adıyaman'da bıraktık. Ova. Ova. Ova. Atatürk Barajı çevresinden gidiyoruz.
Bozova. Fıstık ağaçları. Fıstık bahçeleri dizenli, bakımlı.İncir ağacına benzetiyoruz fıstık ağaçlarını. Yeni yeni yeşeriyor dal uçları, İniyoruz araçtan, Bir dal ucu alıyorum. Yeşermeye yüz tutmuş. Görele'ye, Giresun'a götüreceğim somut anı olsun...
Yol kıyılarında "fıstık kavlatma" işletmeleri. Bizim fındık kırma, işleme yerlerini anıyoruz. Söyleşilerimiz fıstık üstüne. Biz alışmışız Antep fıstığı, Siirt fıstığı. Urfa fıstığı varmış, öğreniyoruz, yerinde. Akıyoruz. Bekir Öztürk'ün güvenli sürücülüğünde. Kimi yerlerde nar ağaçları, zeytin ağaçları. Fıstık, nar, zeytin iç içe.
14.30. Nihat Öztürk'ün dernek çalışmalarından, dernek gezilerinden tanıdığı Habib Polat karşılıyor bizi. Urfa derneğiyle gelmişler Giresun'a, Görele'ye. Parktaki dernekte "ciğer şiş" bile yapmış.
Urfa demek "şiş" demek. Ciğer. Yürek. Et...Şiş, şiş olacak. Ayağımızın tozuyla aracımızı beş on metre ötesindeki Cemal Ciğer Salonuna götürüyoruz. İki şişten de yenilecekmiş burada. Urfa'da. Görebildiğimiz tüm aşevlerinden acı acı duman duman yükseliyor. Şiş. Şiş....
Ciğer yedik önce birçok yeşillikle. Sonra yürek. Ağır ağır, ara sıra da tümceler kura­rak yiyoruz. Habib'in tümcelerinde kulağımız. Ciğer de yürek de yüz üzerinden yüz. İkisini de severim oldum olası. Urfa demek ciğer, yürek şiş demektir gözlemim bu...
Çaylar. Ben de içiyorum. Çay içmeyen ben. Habip Polat'tan ayrılıyoruz. Aracımız burada kalacak. Gezebildiğimizce gezeceğiz kenti.
Her yan tarih. Her yan geçmişten geleceğe ulaşmış uygarlık örnekleri. Söylenceler, inançlar...
Balıklı Göl çevresini geziyoruz. Urfa’nın yüreği burası. Ne ararsan var. Geziseverler için ne ararsan var. Göl, pent, dere, tarihsel çarşı. Kale, cami, Urfa evleri... Gölgesi bol ağaçlar. Ne ararsan... Tıklım tıklım. Gezgin kaynıyor. Yediden yetmişe...
Urfa. Güneydağu Anadolu Bölgesi'nin Orta Fırat Bölgesi'nde yer alıyor. Batısı Gaziantep. Kuzeybatısı Adıyaman. Güneyi Suriye. Kuzeydoğuda Diyarbakır. Doğu Mardin... 
Kent Urfa Yaylası'nın ortasında kurulu. Eski kalenin tepelerinden düze doğru yayılmış. Çok eski bir kent. İbrahim Peygamberle Nemrut söylencelerinden gelmekte. 971'de Bizanslılar kente girerek tümden yıkmışlar buraları. 1070'de kenti Alparslan 50 gün kuşatıyor. Alamıyor. Malazgirt utkusundan sonra elimize geçiyor. 1517'ye dek değişik egemenliklere giriyor. Bu yıldan sonra Osmanlılarını. 1919'da İngilizlerin sonra Fransızların işgaline uğruyor Urfa. I920'de işgalciler kovuluyor. 1927'de 30.000 kişi yaşıyor kentte. Günümüzde milyonun üzerinde.
Urfa insanoğlunun ilk yerleşim yerlerinden. Bu yüzden gezgin uğrağı. Biz de bu yaşa dek göremediğimiz Urfa'yı görmek, anılarımızda yaşatmak istiyoruz. "Nuh Peygamberin kur­duğu 16 kentten biri "olan Urfa'ya "Peygamberler Kenti" de denmekte. Tarihi merkezi, evleri, ilginç sokakları, camileri, su kanalları, çarşıları, hamamları... Urfa müze gibi.
Urfa "müze kent". 
Buralar görülmeli, buralar solunmalı. Anlatılmalı buralar. Yıllar önce Hasan Öğütçü Ağabey bu bölgeye yaptığı gezileri Yeşilgiresun'da anlatmıştı. İlgiyle okumuştum. Önemli, değerli büyüğümüzün anlattığı yerleri anlatmak yıllar sonra benim için de gönendirici. Gezilenler, görülenler, yaşanılanlar; anılar yazılırsa kalıcı oluyor... Yazılırsa.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yukarı çık