• 09 Ağustos 2019, Cuma 16:34
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GÖBEKLİTEPE (10)

Yollar değişmiş. Giriş çıkışlar değişmiş. Genişlemiş yollar. Munzur'un kimi kesimleri göl olmuş. Tunceli Cumhuriyet öncesi aşılmaz, kuş uçmaz kervan geçmez, çok sert yerleşim alanlarıyla, kapalı, kendine özgü koşulları oluşmuş yönetimiyle, insan yapısıyla anılan yöre. Osmanlıda okulu, yolu, köprüsü yok. Mustafa Kemal Atatürk yönetimindeki büyük öngö­rüyle 1923 sonrası tek tek okula, yola, köprüye... kavuşuyor. Aşılmaz kayalar, dağlar aşı­lıyor, geçilmez sular geçiliyor. Okullar açılıyor. Uygarlaşma, çağdaşlaşma, eğitim... giri­yor yöreye Cumhuriyet kentine dönüşüyor buralar.
Ozanlık geleneği, türküler, oyunlar, bağlamalar birçok Anadolu yöresi gibi Tunceli'nin de şiir, müzik, sanat yaratıcılığının ana yansımaları. Prof. Dr.Tuncer Gülensoy, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Buran'ın Tunceli Ağızlarından Derlemeler yapıtında yöre halkbilimiyle ilgili aydınlatıcı örnekler var.
Munzur'la koşut akıyoruz kıvrıla kıvrıla, sarp kayalıkların sarmaladığı oyrakta. Erzincan yolundayız. Doya doya, dördünüzün de içini pır pır eden bir yol, yolculuk. Buralardan üç beş yılda bir geçmek gerek, diyoruz. Munzur bulanık, diri. Kıyılarında yer yer üç beş ağaç, su kıyılarını seven. Söğüt türleri. Oyraklardan geriye doğru meşeler de yok değil. Nazimiye yol ayrıma. Az ileride çay, gereksinim düşünü. Doğaya uygun bir yer. Su aldık, çay içtik. Alt katta bizi karşılayan, bizimle söyleşen delikanlının anası yuka, çörek, gözleme açıyor isteyenlere, Delikanlı yanılmıyorsam sivil havacılıkta eğitim görüyormuş. Düzgün tümceleriyle, güleryüzüyle, içtenliğiyle anısı kalıyor bizde. Gökçekonak. Erzincan: 80. Pülümür: 1500. Erzincan: 60, Erzurum: 100. Tırmanmaya başladık. Kırık havalar dinleyecek denli kıpır kıpırız... Fotoğraf. Fotoğraf. Kar kar... "Kara bak be..."
Pülümür'ü arkamıza alarak, ta karşı tepede bırakarak özçekimle anımızı pekiştiriyo­ruz. Şimdi daha da yükselerek, doruğa. Apak doruğa çıkacağız. Geçitte fotoğraf çekecektik. Uygun değilmiş. On metre karın ortasındaki yoldan ilerliyoruz. İnişteyiz. Yer yer bence en güzel yaylamız Kümbeti andıran görüntüler. Kümbet'te bu denli kar yok şimde... Görkem­li tepeler. Dönemeçli yollar. Görkemli kar... Belleğimize çakılı kalıyor. Erzincan: 50. Kardan eğilmiş, yumulmuş. Altgeçitten Erzincan yoluna sapıyoruz. Öte yol nereye? Erzurum'a gider, "Erzurum dağları kar ile boran"a.
Üzümlü: 21. Erzincan: 32, Fırat 2'den geçtik. Tren yoluyla koşut gidiyoruz. Üzümlü: 9, Erzincan: 20. Girlevik Şelalesi: 14. Bayırbağ beldesi.
Ovada kurulu Erzincan. Erzincan: 138.600. Bağ... meyvelik... tarım... Kenti göreceyiz. Ana caddede yürüyeceğiz. Bakırcılara uğrayacağız... Çok kısa da olsa bütünleşmeye, Erzincan'ı içselleştirmeye çalışacağız. Biz dört gezgiç arkadaşın kentlere bakışı... Yemek. Yemek yiyeceğiz. Erzincan'da yemek yedik, gezdik. Anımız olsun. Kişioğlunun mutluluğu anılar toplamıyla ölçülür. Ne denli anı o denli mutluluk; ne denli yaşanmışlık o denli mutluluk....
O denli iç erinç. O denli çevreyle barışık yaşam. .O denli insancıllık. O denli güleryüz.
O denli insana bir gözle bakma. O denli çıkarsız, "bencillik, yararlanma, kullanma düzenek­lerinden arınmış kişilik, insanlık... Tanışmalarda, el sıkışmalarda, kucaklayışlarda bencillik, bireysellik tilkilerinden uzak içtenlik, ortak paylaşım duygudaşlığının alçak gönüllü, verimli, yararlı yaşambiçimi... Arkadaşlıklarımızın, iyi kişinin ipuçları... Gezgiçlikler de bunların parçası...
Çocukluğumdan beri babamın anılarından edindiğim Erzincan görüntüsü var bende. Babam 1915 doğumlu Haşim Günay, 1939 büyük Erzincan yer sarsıntısında asker. Nöbet dönüşü ol­muş binlerce insanın öldüğü, kentin tümden yıkıldığı yer sarsıntısı. 1939 Erzincan Depremi. Babam sağ kalanlardan. Ne ağıtlar, türküler, şiirler getirmişti Erzincan yer sarsıntısından. Anlatır da anlatırdı, Düdük çalarak Erzincan yıkım ağıtları söylerdi. Deprem sonrası gelen Fevzi Paşa'yı anlatırda, ona selam duruşunu, selamını alışını...
Babamın anlattığı kent değil şimdi Erzincan. Yer sarsıntılarıyla bir iki kez kentin yeri değiştirilmiş. Şimdi geniş caddeli, en çok dört katlı yapıların gözlendiği bir kent. İkinci görüşüm kenti. İlk de sayılabilir. Giresun'dan sunta yükleyerek Elazığ'a gideceğimiz oradan Adana'ya geçerek karpuz alarak Görele'ye geleceğimiz Sami Günay'la (Önemli kemençeci, kaynak kişi Sami Günay'ın yeğeni) yaptığımız yolculukta geçmiştik buradan yıllar önce. 21'de ulaşmış, yol güvenliği açısından yakıt satış yerinin yanında araçta uyumuş, erken Erzincan uyananlarının evden çıktığı saatlerde Tunceli yoluna vurmuştuk.
Erzincan. Asım Bezirci'nin, Behçet Kemal Çağlar'ın, Enver Gökçe'nin, Cahit Öztelli'nin Cemal Süreya'nın, Vecihi Timuroğlu'nun, Aşık Daimi'nin, Davut Sulari'nin. Ali. Ali Ekberçiçek'in yurdu. Gezgiç sözü uzadı. Nasılsa sazı elinde. Sözü Ali Ekber Çiçek'e saygıyla  bırakalım:


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık