• 13 Aralık 2019, Cuma 16:36
HayrettinGünay

Hayrettin Günay

GİRESUN'DA (4)

Bir yeri, bir kenti önce türkülerden duyarız. Türküler içimize işleyince o yer, o kent de "taht kurar" içimize. Adım adım bizim olmaya başlar, bir bağ oluşur aramızda. Sımsıcak, duygu yüklü bir bağ. "Benim", "bizim" adıllarını içerir kurduğumuz tümceler. Sonra da "göz" yerine getirir tüm işlevini. Gözdür görür, gönüldür sever... Ses, imge dizeler, kavuştaklar sürekli yineler pekiştirir kentin çoğu düşsel görünümünü. Göz ta­mamlar eksik kalanları öteki duygularla elbirliği ederek. Giresun'a gitme, Giresun'u görme, Giresun'u duyma, Giresun'dan tat alma, Giresun'a dokunma... gerçekleşmeye başlar.
Türkü, müzik, oyun gibi sizi Giresun'a çekecek, Giresun adını anımsatacak gerekçeler de olmalı. Zorunlu gitme; isteyerek, oranın adıyla özdeşleşene ulaşmak için gitmeye dö­nüşmeli. O yılların iletişim araçlarında-gazetelerde, radyolarda- türkülerden sonra bi­zi ilgilendiren ayaktopuydu. Giresunspor'du. İkinci Lig'deydi. Başa oynuyordu. Görele ga­zeteden, radyodan sindire sindire Giresunsporlu oluyordu. Takımla, oyuncularla, kentle özdeşleşiyordu. Bizim kuşağın "abi" dediklerinden kimileri diyelim PTT maçına Ankaralara, Balıkesir maçına Balıkesir'lere gidiyordu. Onların anlattıklarıyla Giresun'a gidiyordum. 
Üstelik bu takımda Göreleli, Hebüllü'den (Tepebaşı) evleri anneannemlerle karşı kar­şıya Ünal Dikbaş da oynuyordu, önemli bir oyuncuydu. Dayımın, Ahmet Tiryaki dayımın arkadaşıydı. Amcamın oğulları Enver ağabeyle, Hamdi ağabeyle balığa giderdi. Kurdağda ha­rabat, manyat çekerdi... Dayım başta olmak üzere birçok arkadaşı Ünal'ın, Giresun'un maç­larına giderdi.
Giresun Birinci Lig'e çıktı. Kimi maçlara ben de gittim. Beşiktaş maçlarına. Sanlı'yı Yusuf'u görmek için. Maçlarda Giresunspor'la Beşiktaş arasında gidip geldim...
Giresun'da olmak önemli olmaya başladı git gide. Giresun "Giresun'um" olmaya başladı. Giresun'da kısa da olsa kalmak, Giresun'da kısa da olsa yaşamak, Giresun'u yaşaya­rak anı biriktirmek, Giresun'u anlatmak düşünceleri, birikimleri oluştu... Gazi caddesi­nin başında Kale'ye dönen sokağın girişindeki aşevinde yenen yemek, Balıkpazarına doğru giderken "Köşe"de yenen yemekler anılara da yer etti...
Lise sondayken arkadaşlarla çektirdiğimiz fotoğraf. Hayrettin, Abdullah, Neşe, Melahat, Hatice, Feridun... Kalede... Masada... Delikanlılığın, genç kızlığın gelecek, umut dolu gülmeleriyle...
Kale. Giresun Kale'si. Giresun Kalesi bambaşkadır. Benzersizdir. Özgündür. Gördüğünüz, göreceğiniz hiçbir kaleye benzemez. Denizin içinden yükselir. Güneyden de kentin içinden. Buranın öteki kalelerden farkı ağaçları, bitkileri, suyu, doğa dokusudur. Kaleyle çeşit çeşit ağaçların bütünleştiği bir yer anımsamıyorum. Giresun'a yalnız Kale'de bir gün ge­çirmek için bile gelinebilir.
Kaledeki bitki çeşitliği gözlenebilir. Bitki, ağaç türleri incelenebilir. Kale'nin taş­ları, kuyuları, sığınakları, yürüyüş yolları incelenebilir... Osman Ağa'nın anıtı size Kurtuluş Savaşı'nı, Giresun Alayları'nı anlatır. Buralardan güneye yaylalara, kuzeye ufka dek Karadeniz'e; doğuya Keşap'a, Espiye'ye; batıya Bulancak'a, Piraziz'e el sallayabilir­siniz... Giresun Kalesi bambaşkadır. Başka kaleye benzemez...
Giresun Kalesi bambaşkadır. Buralarda kavgalar edilmiştir. Gözgöze gelinerek birileri sevilmiştir. İlk kez bir el tutulmuştur. Ayrılıklar olmuştur. Ayrı ayrı çıkış yollarından inilmiştir. Gözyaşı. Gözyaşı dökülmüştür. Davullar çalınmıştır, zurnalar çalınmıştır. Kemençeler, kavallar çalınmıştır. Udlar çümbüşler çalınmıştır. Türküler söylenmiştir Pazarsu Deresi'ne bakılarak... Karşılama. Karşılama. Giresun karşılaması oynanmıştır kendinden geçilircesine. Çandır oynanmıştır. Tüfekli Çandır. Horan. Horan oynanmıştır... Tabanca­lar tüfekler atılmıştır. Bıçaklar, yılandilli bıçaklar çekilmiştir, çifte bıçaklar. Bıçak oyunu oynanmıştır. Giresun Kalesi bambaşkadır...
Giresun Kalesi bambaşkadır. Poyraza, karayele, yıldıza başkaldırmıştır. Kara fırtınaya tipiye... Kuşlara. Kuşlara sığınak, kuşlara yuva olmuştur.
Martıların uğrak yeridir. Belki de buralarda çoğalmışlardır. Serçelerin, sakaların, cırttiklerin uğradığı da olmuştur Kale'ye. Giresun Kalesi bambaşkadır. Karatavukların, kızılgagak karatavukların da yolu düşmüştür. Sarısandalların da. Eteklerdeki incir ağaç­larına konmuşlar birbirleriyle ötüşerek anlaşmışlar, incirleri, ballı incirleri gagala­rıyla delerek yemişlerdir...
Belki üveyikler de uğramıştır Kaleye. Giresun Kalesi bambaşkadır. Darı tarlalarında, ot tohumlarıyla doyunan üveyikler... Kale'deki ağaçlara yönelmişlerdir. Eş aramak için "durruk, durrruuk..." diye ötmüşlerdir. "Parrrr" diye kanat çırparak kalkmışlardır...


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


SON DAKİKA HABERLER

yukarı çık